<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<!--RSS generated by Flaimo.com RSS Builder [2009-12-25 03:56:50]-->
<rss version="2.0"><channel><docs>http://felekmest.mylivepage.com</docs><link>http://felekmest.mylivepage.com</link><description>haydar :: MyLivePage</description><title>haydar</title><image><title>haydar</title><url>http://avatar014.mylivepage.com/chunk14/319926/11.gif</url><link>http://felekmest.mylivepage.com</link><description>haydar :: MyLivePage</description></image><category>Communications</category><ttl>60</ttl><item><title>TÜRKİYE'YE BİR 11 EYLÜL LAZIM</title><link>http://felekmest.mylivepage.com/blog/98/47888/T%C3%9CRK%C4%B0YE%27YE%20B%C4%B0R%2011%20EYL%C3%9CL%20LAZIM</link><description>&lt;p&gt;TÜRKİYE'YE BİR 11 EYLÜL LAZIM&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;23 Ekim 2008 09:54&#13;
Çok sıkıştılar ve tek çıkış yolunu "Türkiye'ye bir 11 Eylül" yaşatmakta görüyorlar.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Aktifhaber Yazarı Yusuf Gezgin'in yazısının satırbaşları: &#13;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt; Türkiye’de de birilerinin elinden 100 yıllık aristokratik ayrıcalıkları kayıp gitmektedir. &#13;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt; Memleketin beynini işgal etmiş, kanını emen, iliklerini sömüren bu yarasa kabiliyetli vampirler, son zamanlarda tedirginler ve bir şeyler yapma derdindeler. &#13;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt; Zemin giderek altlarından kayıyor ve bunlar dişe dokunur bir şey yapamıyorlar. Ergenekon davası geldi çattı. Eğer bu işi sadece Veli Küçük’le kurtaramazlarsa, başlarında büyük bela var demektir. Ne yapıp edip Ergenekon üzerine odaklanan ilgiyi dağıtmalılar, Ergenekon’un hayali olduğuna ve “ülkenin gerçek gündemi olmadığına” kamuoyunu ikna etmeliler. &#13;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt; Medyaya yansıyan görüntülerden ve ortaya çıkan ihanetlerden anlıyoruz ki; saatlerce süren çatışmalar sonucu onlarca vatan evladının şehit verildiği ve sorumluların kılının kıpırdamadığı baskınlar bunların, bu cendereden çıkmak için planladıkları işler. &#13;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt; “Şahin” rehberlerle, “taze kan”la bu cendereden çıkabileceklerine, Ergenekon’u örtbas edilebileceklerine inanmaya başladılar. &#13;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt; Yeniden güç toplayarak hâkimiyetlerini devam ettirebilmek için bu maskeli yüzsüzlerin, Türkiye’de gündemi değiştirecek, kendilerine hareket alanları açacak bir 11 Eylül planladıkları duyumlarını alıyorum. &#13;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt; Mesela, Cumhuriyetin, laikliğin sembolü bir kuruma, kişiye, yapıya saldırı planlayabilirler… &#13;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt; Mesela, önemli bir devlet adamını, üst düzey bir komutanı öldürtebilirler… &#13;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt; Mesela, yüzlerce masumun ölümüne neden olacak ve infial yaratacak terör saldırısı planlayabilirler… &#13;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt; Mesela olağanüstü hal, askeri yönetim taleplerini depreştirecek şekilde askeri bir birime, Genelkurmaya, bir kuvvet komutanlığına veya önemli bir garnizona saldırı olabilir. Yine vatan evladı, onlarca yüzlerce asker öldürülebilir. Medyanın da desteği ile sivil yönetimler acze düşürülerek, kamuoyu “asker işe vaziyet etsin!” taleplerine hazırlanabilir. &#13;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Belki de hiç düşünmediğimiz ihtimaller üzerine kuruyorlar planlarını… &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bunu ne zaman yapabilirler? &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Çok sıkıştılar, en yakın ve uygun zamanda…&#13;
Yusuf Gezgin /aktifhaber
&lt;/p&gt;</description><category>yusuf gezgin, aktifhaber, 11 eylül, türkiye, derin çete, ergenekon, demokrasi, yeniden özgürlük, milli egemenlik, siyaset, komutan</category><pubDate>23 Oct 08 16:44:55 GMT</pubDate><guid>http://felekmest.mylivepage.com/blog/98/47888/T%C3%9CRK%C4%B0YE%27YE%20B%C4%B0R%2011%20EYL%C3%9CL%20LAZIM</guid></item><item><title>FLAŞ: Ergenekon davasında FLAŞ Gelişme!</title><link>http://felekmest.mylivepage.com/blog/1074/47418/FLA%C5%9E%3A%20Ergenekon%20davas%C4%B1nda%20FLA%C5%9E%20Geli%C5%9Fme%21</link><description>&lt;p&gt;FLAŞ: Ergenekon davasında FLAŞ Gelişme!İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde bugün görülmesine başlanan &lt;i&gt;Ergenekon&lt;/i&gt; davasının duruşması, 23 Ekim Perşembe gününe ertelendi.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&#13;
 &lt;img src="http://www.habervaktim.com/resim/resim38487_2.jpg" border="0" alt="" /&gt;&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&#13;
Silivri Ceza ve İnfaz Kurumları Yerleşkesindeki adliyede gerçekleştirilen duruşmada mahkeme heyeti, sanıklar ve avukatlarının, üye hakim ve mahkemenin tamamının reddedilmesiyle ilgili taleplerinin incelenmesini, diğer taleplerin de bu inceleme tamamlandıktan sonra değerlendirilmesini kararlaştırarak, duruşmanın 23 Ekim Perşembe gününe ertelenmesine karar ver&#13;
 ajanslar
&lt;/p&gt;</description><category>ergenekon davası, Çete, darbe, demokrasi, hak, dava, darbeci askerler, derin devlet, siyaset, chp, avukat</category><pubDate>20 Oct 08 17:08:07 GMT</pubDate><guid>http://felekmest.mylivepage.com/blog/1074/47418/FLA%C5%9E%3A%20Ergenekon%20davas%C4%B1nda%20FLA%C5%9E%20Geli%C5%9Fme%21</guid></item><item><title>Ergenekon ve Ataklı'nın şok açıklamaları</title><link>http://felekmest.mylivepage.com/blog/1074/45253/Ergenekon%20ve%20Atakl%C4%B1%27n%C4%B1n%20%C5%9Fok%20a%C3%A7%C4%B1klamalar%C4%B1</link><description>&lt;p&gt;CAN ATAKLI NELER ANLATTI NELER...&#13;
Ergenekon ve Ataklı'nın şok açıklamaları&#13;
Bir dönem Business Channel'ın Genel Yayın Yönetmenliğini yapan Can Ataklı tam anlamıyla "şok edici" bilgilerle dolu bir yazı kaleme aldı. &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yazısını yazmak için Yaşar Büyükanıt'ın Genelkurmay Başkanlığı görevinden emekli olmasını beklediği anlaşılan Ataklı, her biri birbirnden önemli açıklamalarıyla Ergenekon'un medya üzerindeki faaliyetlerinden birini çarpıcı bir biçimde deşifre etmiş oldu.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;ATAKLI'NIN ŞOK AÇIKLAMALARI?&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;• Businnes Channel'ın gizli sahibi Hayrettin Ertekin&#13;
• Görünen sahibi Musevi asıllı iş adamı Semih Sadi&#13;
• Ertekin'in askerle arası çok iyi&#13;
• Kendisinin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın&#13;
danışmanı olduğunu söylüyor&#13;
• Bunun da ötesinde “tek sırdaşı” konumunda bulunduğunu&#13;
belirterek “Dolmabahçe görüşmesini sadece kendisine anlattığını &#13;
iddia ediyor&#13;
• Ertekin Yunan bankasını sanal ortamda dolandırmak isterken &#13;
yakalanıp ve üç yıl hapis yatmış &#13;
• Bu olayı “derin devlet” adına yaptığını ve kendisinin de MİT ajanı &#13;
olduğunu söylemiş&#13;
• Ayrıca bir dönemin ünlü mali polisi Salih Güngör'le telefonlarını&#13;
dinledikleri bir kadından şantajla para istemekten de yargılanmış&#13;
• Semih Sadi Ertekin'in Büyükanıt'ın en yakın adamı olduğunu &#13;
doğruluyor ve "Bu nedenle de gönlünü hoş tutuyorum" diyor &#13;
• Kanalın sahibi, Ertekin'in iki emekli generali bulunduğunu birinin &#13;
Yalçın Yakış, diğerinin Rıza Küçükoğlu olduğunu, bu kişilerin AKP &#13;
ile temas kurduğunu söylüyor&#13;
• Ankara'da AKP ile ilişkileri de Ali Baransel'in yürüteceğini &#13;
anlatıyor &#13;
• Ataklı ile generaller arasında yaşanan bir tartışma yaşanıyor ve bu &#13;
olaydan bir hafta kadar sonra kanalda gece yarısı yabancı bir &#13;
film "Kürtçe dublajlı" olarak yayınlanıyor&#13;
• O gece kanala bir telefon geliyor. Telefondaki kişi sinkaflı &#13;
küfürlerle birlikte “Benim maaşlı adamlarım var gazetelerde bunları &#13;
yazdıracağım” diyor&#13;
• Ertesi gün Milliyet'ten Sina Koloğlu'nun köşesinde “Business &#13;
Channel'da Kürtçe yayın skandalı” diye bir eleştiri yayınlanıyor &#13;
• Daha sonra telefon eden kişinin Hayrettin Ertekin olduğu ortaya &#13;
çıkıyor Ataklı "Büyük ihtimalle film kaseti de bu kişi tarafından &#13;
değiştirilmişti" diyor&#13;
• Ataklı bütün bu olanları Genelkurmay Başkanlığı'nı arayıp &#13;
Büyükanıt'a anlatmak istiyor ama ulaşmıyor&#13;
• Daha sonra üç etkili isim daha Büyükanıt'a ulaşarak durumu &#13;
aktarıyor ama Paşa'dan ses çıkmıyor&#13;
• O andan itibaren Büykanıt'a olan saygısını kaybediyor &#13;
• Ayrıca neden sonra Ertekin'in Büyükanıt'a çok yakın oluduğunu da &#13;
öğreniyor &#13;
• Bu kişi istediği an paşaya telefon ediyor, istediği an &#13;
Genelkurmay'a giriyor ve istediği an paşanın makamına çıkabiliyor &#13;
• Aradan bir ay geçiyor ve Genelkurmay Başkanı'nın kürtçe yayından &#13;
çok rahatsız olduğunu, kanalın kapanmasını istediğini anlatıyor &#13;
• Ardından Yaşar Paşa'nın görevlendirdiği iki muvazzaf general Can &#13;
Ataklı işten atılmazsa kanalı kapattıracaklarını söylüyor&#13;
• Derken Ataklı ayrılmak zorunda kalıyor ve yaşananlardan dolayı hala &#13;
üzgün ve kırgın olduğunu söylüyor&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;ERTEKİN ERGENEKON'UN KİLİT İSMİ&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ataklı'nın okuyanı şok eden iddialarının kahramanı Hayrettin Ertekin Ergenekon Davası'nda kilit isimlerden biri olarak biliniyor.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ergenekon terör örgütüne yönelik 23 Şubat 2008'de yapılan operasyonda gözaltına alınan Hayrettin Ertekin silahlı terör örgütü üyesi olmakla suçlanıyor. &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İddianamede sosyete kuyumcusu olarak bilinen Ertekin'in, Ergenekon terör örgütünün iletişim - propaganda bölümünde görev yaptığı ve örgüte finansman desteği verdiği ileri sürülüyor.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;ERTEKİN'İN İCRAATLARI!!!&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ertekin suç doysası hayli kabarık:&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;• Lig maçlarına şike karıştırdı &#13;
• Yunan bankalarını 300 milyon dolar dolandırma girişiminde buludu&#13;
• Dolandırıcılık suçundan üç yıl hapis yattı &#13;
• Kendisini MİT görevlisi olarak tanıtıp para topladı &#13;
• Sedat Peker'in mahkum olduğu 'Kelebek' operasyonunda ismi geçti&#13;
• Sanal kumar oynattığı gerekçesiyle tutuklandı&#13;
• Ergenekon iddianamesinde bulunan 1617 tape numaralı telefon &#13;
görüşmesinde, N.A. isimli şahısla yaptığı konuşmada "Televizyon&#13;
devam ediyor. İşte şimdi bu ATV ihalesi için bir konsorsiyum&#13;
oluştu. Ona girmeye çalışıyoruz… Bizim Beyefendinin organize &#13;
ettiği bir grup var… Onla çalışıyoruz. Ben de oradayım yani" &#13;
dediği telefon dinlemesine takıldı.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ertekin'le X kişi arasında geçen konuşmada ise Can Ataklı'nın anlattıklarını doğrular nitelikte. İşte Ergenekon iddianamesinden Hayrettin Ertekin bölümü. &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;ERTEKİN ERGENEKON İDDİANAMESİNDE&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;H. ERTEKİN'in " komutanım ..." "...televizyon kanalı aldık biz bir tane onunla uğraşıyoruz" "... BUSİNESS KANAL ..." dediği &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;ve Güneydoğudaki terör olaylarından bahsettikleri, Y ŞAHSIN terör olaylarıyla ilgili &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;"Beni... Sükûnete davet ediyorlar lan ne sükûneti yav" "...TOPLUM MU VAR SANKİ BİR YERDE GALEYANA GELECEK YOK İÇ HARP ÇIKARTACAK FALAN" "... Kuzu kuzu herkes seyreyliyor" &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;H. ERTEKİN'in "...ben yapmam gerekenleri yaptım BAK TELEVİZYON ALDIM TELEVİZYONA İKİ TANE EMEKLİ GENERAL KOYDUM, YALÇIN PAŞAYLA RIZA KÜÇÜKOĞLU'NU YÖNETİME ALDIM dedim ki; gelin çılan ne isterseniz burdan söyleyin ortada yoklar gelmiyorlar yani kayıplar düşünebiliyor musunuz ya daha ne yapayım da ne yapmam gerek Genel Kurmaya haber gönderdim Yalçın paşayla bu kanal sizindir emrinizdedir ne yapmak istiyorsanız buyurun dedim 137 tane çalışan var ne arayan var, ne soran" "Kaleşi alıp dağa gideyim diyorsanız onu da yaptık zamanında" "BAŞKA YAPACAK BİR ŞEY YOK BOMBA MOMBA DERSENİZ ONLARI BIRAKTIM O İŞLERİ O İŞLERDEN ŞEY OLDUM daha ne yapayım yani" dediği,&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;bir süre gazetelerde yazılar yazılarla ilgili konuştukları ve &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Y ŞAHSIN "seni alkışlıyorum, tebrik ediyorum diyerek, Onlarda en azından bir şeyin tepkinin ifadesi AMA HAKKATEN BEN ARZU ETTİĞİM TEPKİYİ BULAMIYORUM VE ZAMAN ZAMAN" "12 EYLÜL ÖNCESİ GÜNLERİ ÖZLÜYORUM" dediği, &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;H. ERTEKİN'in "AH O GÜNLER OLACAK Kİ ŞİMDİ VARYA ŞİMDİ" dediği,&#13;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt; Kayıt Sıra No: 1715'de kayıtlı, 22.12.2007 günü saat:20.12 sıralarında Hayrettin ERTEKİN ile X ŞAHIS arasındaki telefon görüşmesinde özetle;&#13;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;X ŞAHSIN "Yaşar BÜYÜKANIT bizi çok yanılttı ya" dediği, &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;H.ERTEKİN' in "ÇOK ÇOK HEPİMİZİ MALESEF, BEN EN BÜYÜK DESTEKÇİSİ BENDİM VE KOMUTANIMIZA SAHİP ÇIKTIK VE GENEL KURMAY BAŞKANI OLMASI İÇİN OLABİLMESİ İÇİN YAPMADIĞIMIZ ŞEY KALMADI AMA MAALESEF ŞUAN YAPILABİLECEK BİŞEY YOK DİYOR VE KENDİSİ BAKALIM BÖYLE DÜMEN SUYUYLA BENİM KALMIŞ TESKEREME 8 AY DİYOR 8 AY SONRA BEN ZATEN YOKUM ..." dediği, &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;X ŞAHSIN "Yav karşılıklı gelemiyoruz da ihtilal Paşam ya" dediği, &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;H.ERTEKİN' in "Abi olmaz şuan şuan konjektür uygun değil AMA BİRŞEY OLABİLİR MUHTIRA TARZI BİŞEY OLABİLİR yani oda Genel Kurmay kaynaklı değil söyleyim size hani vardı ya bizim eski malum resmi giden arkadaşlar vardı bizim ... Grup o grubun yaptığı gibi bir çalışma var öyle hissediyorum" dediği, &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;X ŞAHSIN "Kim Grup?" dediği, &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;H.ERTEKİN' in "Aytaç Grubu vardı ya abi" "Aytaç Grubu işte o grup gibi bi grup çalışması var diye hissediyorum ..."dediği, &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;X ŞAHSIN "...çok da önemli değil ya BU TELEVİZYONU NE YAPACA..." dediği, &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;H.ERTEKİN' in "Duruyor abi öyle bekliyoruz ...bakalım İŞTE PSİKOLOJİK HAREKATTA BİŞEYLER YAPALIM DİYE ALDIK AMA BİŞEY YAPAMADIK öyle kaldı..." &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;X ŞAHSIN "...yani peki şeyi nasıl ödüyorsunuz Dijitürk kablo" dediği, &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;H.ERTEKİN' in "ABİ... O O BİZİM PARAMIZ VAR ÖYLE Bİ ÖRTÜLÜ PARAMIZ VAR" "ONLARI ÖDÜYORUZ abi onlar problem değil bizim yani para problemimiz yok..."dediği, &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;BİR SÜRE BUSİNESS TV kanalı hakkında görüştükten sonra &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;H.ERTEKİN' in "...biz yanlışı nerde yaptık biliyor musun bizim Yalçın'la Rıza Paşayı falan Ali BARANSELİ falan almakla yaptık" dediği, &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;X ŞAHSIN "Ben sana ne söyledim olmaz Asker kafasıyla televizyonculuk yayıncılık olmaz" "Şimdi bak KanalTürk Kanal KanalTürk gibi yapılacaksa" dediği, &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;H.ERTEKİN' in "Hayır hayır öyle yapmayacaz öyle yapmıyoruz zaten biz kesinlikle öyle yapmıyoruz biz şahıslarla şahısların konuşmalarıyla şahıslan çağırıyoruz yani kim o gün gündeme gelmesi gerek o şahsı getirip konuşturuyoruz..." "...şuan vallahi düşünmüyorum şuan çünkü konjektür uygun değil ELİMİZDE BAKIN ANAYASA MAHKEMESİ GİTMİŞ YÖK gitmiş heryer teslim olmuş bende bu televizyonu teslim etmeyecem" dediği,&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&#13;
05.Eylül.2008 18:01:17&#13;
samanyoluhaber
&lt;/p&gt;</description><category>ergenekon, Çete, derin çete, demokrasi, yaşar büyükanıt, can ataklı, mit, yunan bankası, kirli ilişkiler</category><pubDate>06 Sep 08 09:44:43 GMT</pubDate><guid>http://felekmest.mylivepage.com/blog/1074/45253/Ergenekon%20ve%20Atakl%C4%B1%27n%C4%B1n%20%C5%9Fok%20a%C3%A7%C4%B1klamalar%C4%B1</guid></item><item><title>tehlikenin farkındayız.flv</title><link>http://felekmest.mylivepage.com/file/1135/5659/tehlikenin%20fark%C4%B1nday%C4%B1z.flv</link><description>&lt;hr/&gt;&lt;a href="http://felekmest.mylivepage.com/file/1135/5659/tehlikenin%20fark%C4%B1nday%C4%B1z.flv"&gt;tehlikenin farkındayız.flv&lt;/a&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;p&gt;Tehlikenin farkındayız.
&lt;/p&gt;</description><category>tehlikenin farkındayız, irtica, demokrasi, Özgürlük, tehlike, cumhuriyet</category><pubDate>30 Aug 08 20:22:20 GMT</pubDate><guid>http://felekmest.mylivepage.com/file/1135/5659/tehlikenin%20fark%C4%B1nday%C4%B1z.flv</guid></item><item><title>POLİS NEDEN HEDEFTE?</title><link>http://felekmest.mylivepage.com/forum/1378/1116/POL%C4%B0S%20NEDEN%20HEDEFTE%3F</link><description>&lt;hr/&gt;&lt;p&gt;POLİS NEDEN HEDEFTE?&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
CAFER TAYYAR KALA&lt;br /&gt;&#13;
İsterseniz baş döndürücü olaylara bir göz atalım...&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Şayet bugün hala demokrasi treni raydan çıkmamışsa, akşam olunca evimizin yolunu tutabiliyor ve geceleri rahat uyuyabiliyorsak inanın bunda Türk polis teşkilatının katkısı çok büyük. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Çok fazla uzağa gitmeye gerek yok, yakın tarihin son 1,5-2 yılında yaşanan olaylar silsilesine göz atıldığında her şey daha iyi ortaya çıkıyor.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Darbe hülyalarıyla yatıp kalkan Ergenekonculara polis müsaade etmedi. Cesur savcılarla ve kelle koltukta mücadele veren Türk polisi el ele demokrasiye sahip çıktı. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
İsterseniz baş döndürücü olaylara bir göz atalım...&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Sauna ve Atabeyler çetesi Ergenekon’un önemli iki koluydu; polis tarafından çökertildi.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Çete, Danıştay saldırısıyla AK Parti hükümetini devirip kaotik bir ortam hedefliyordu. Nihayetinde darbe amaçlanıyordu; ama başaramadılar devreye yine polis girdi. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Ümraniye’de bir gecekondu da bombalar ele geçirildi. Ergenekon çetesinin çökertilmesinde bu cephaneliğin bulunması kilometre taşı görevi gördü. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Polisin ardı ardına gelen bu başarılı operasyonları birilerini fena halde rahatsız etmişti. Polis bir anda hedef tahtasına kondu ve emniyet teşkilatına ve sivil vatandaşa karşı ardı ardına saldırılar gerçekleşmeye başladı.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
İstanbul İstinye'deki Amerikan Başkonsolosluğu'na silahlı saldırıda bulunuldu. Saldırıda 3 polisimiz şehit oldu. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Ergenekon iddianamesinin hazırlandığı dönemde Hakkari Emniyet Müdürlüğü binasına roketatarlı bir saldırı gerçekleşti. Saldırı gece gerçekleştiği için ölen ya da yaralanan olmadı. Ama bu saldırı polisi durduramadı, başarılı operasyonlar hız kesmeksizin devam etti. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Hainler kan kaybettikçe azgınlaştı ve Güngören’de masum vatandaşları hedef aldı.. Bu alçak saldırıda 17 vatandaşımız hayatını kaybetti..&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Ardından Hatay Emniyet Genel Müdürlüğü’ne bağlı Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü’ne girmek isteyen canlı bomba vurularak öldürüldü.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Mersin’de uzun süredir takip edilen terörist otoyolda sıkıştırılınca yanındaki bombalarla intihar etti; tam 9 polisimiz yaralandı. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Polisi hedef alan saldırılar bununla da bitmedi. İzmir’de polis servisinin geçiş güzergahında uzaktan kumandalı bir bombalı araç patlatıldı.. Saldırıda polis, asker ve sivil vatandaşında bulunduğu 16 kişi yaralandı.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Son olarak İstanbul Karacaahmet Mezarlığı’nda bir termosun içinde tahrip gücü yüksek bomba ele geçirildi. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Görüldüğü gibi hain eller saldırılarıyla zaman zaman sivil vatandaşı hedef aldı zaman zaman ise polisi.. Bu saldırıların Ergenekon operasyonuyla birlikte artması ise dikkat çekiyor. Birileri ısrarla kaotik ortamın oluşmasını istiyor. Bunun içinde terör örgütlerini taşeron olarak kullanıyor. Son dönemlerdeki eylemlerde PKK ön plana çıksa da emniyet kaynakları bu saldırıların PKK’yı aştığını belirtiyor. Yani taşeron olarak kullanılan terör örgütü ciddi anlamda birilerinin desteği ve yönlendirmesiyle bu eylemleri gerçekleştiriyor. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Yukarıdaki olaylara bakıldığında ve yan yana konduğunda hepsinin birbiriyle bağlantılı olduğu ve bir sistem dahilinde gerçekleştirildiği anlaşılıyor.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Yasadışı oluşumdan medet umanların planları tek tek deşifre oluyor, kendi çıkarları uğruna vatandaşın refahını hiçe sayanların hülyaları polis engeline takılıyor. Onun içindir ilk fırsatta polise saldırıyor polisi yıpratmaya çalışıyorlar. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Ama ne yaparlarsa yapsınlar gelişerek değişen emniyet teşkilatı demokrasinin teminatı olmaya devam edecek.. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
24.Ağustos.2008 15:49:49&lt;br /&gt;&#13;
samanyoluhaber&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
	  &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
   &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/p&gt;</description><category>polis, saldırı, polise saldiri, ihanet odaklari, pkk, taşeron, demokrasi, Özgürlük, Çete, bombalamalar</category><pubDate>25 Aug 08 06:35:50 GMT</pubDate><guid>http://felekmest.mylivepage.com/forum/1378/1116/POL%C4%B0S%20NEDEN%20HEDEFTE%3F</guid></item><item><title>BİR DÖNEM GÜYA DERİN DEVLETİ ARAŞTIRIYORLARDI  Sağlar ve Dündar deşifre oldular</title><link>http://felekmest.mylivepage.com/forum/979/912/B%C4%B0R%20D%C3%96NEM%20G%C3%9CYA%20DER%C4%B0N%20DEVLET%C4%B0%20ARA%C5%9ETIRIYORLARDI%20%20Sa%C4%9Flar%20ve%20D%C3%BCndar%20de%C5%9Fifre%20oldular</link><description>&lt;hr/&gt;&lt;p&gt;BİR DÖNEM GÜYA DERİN DEVLETİ ARAŞTIRIYORLARDI&lt;br /&gt;&#13;
Sağlar ve Dündar deşifre oldular&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;img src="http://resim.samanyoluhaber.com//haber/1/0/7/4/1/107419.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Susurluk Döneminde, "Susurluk'u deşifre etme" rolünü üstlenen Fikri Sağlar ve Can Dündar'ın dünkü sözleri herkesi şaşırttı.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Bütün ayaklar...&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Susurluk Kazası sonrası süreçte “derin yapının üzerine gitme rolünü” siyasi alanda Fikri Sağlar; medya dünyasında ise Can Dündar kapmıştı.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
İkili tüm bu dönem boyunca “cesur adam” rolünü iyi oynadılar.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Nihayetinde yaptıkları laftan ibaretti ve Susurluk olayının aydınlanmasına hiçbir katkı sağlamadı.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Şimdi gerçek bir aydınlanma dönemi başladı. Ergenekon Operasyonu’nun 2. Perdesi’nin başladığı 1 Temmuz 2008 Salı, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en önemli günlerinden biridir.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Anti-emperyalist/ulusalcı gözüküp Türkiye’yi yıllardır Amerikan-İngiliz ekseninde tutan yapılanma, bütün ayaklarıyla beraber tarihe gömülüyor.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Ve bu büyük günde herkes safını açıkça belli etmek durumunda kalıyor. İşte maskelerin düştüğü an bu andır.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
SKY Türk televizyonunda Fikri Sağlar, Ergenekon Operasyonu’nu yerden yere vururken maskesini de düşürdü. Karanlıkları aydınlatan, cesur politikacı Fikri Sağlar nihayet safına geçti.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Babasının MİT mensubu olduğu ortaya çıkınca, en çok devrimci eski yol arkadaşlarını şaşırtan Can Dündar da artık maskesiz haliyle karşımızda. Geçmişte Ergenekon isimli kitap bile yazan Can Dündar, şimdi Ergenekon operasyonuna karşı “Hukuk bunun neresinde derseniz bence hiçbir yerinde. Hukuk adına endişe duyuyoruz. Kendi meslektaşlarımızın durumunu bırakın hukukun sağ çıkması mümkün mü?” diyor.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Derin Devlet yıllar boyu Türkiye’de tezini de anti tezini de kendi yazdı, Anadolu topraklarında istediği gibi at oynattı. Bir taraftan provokasyonlar ve suikastler dahil her türlü araçla hamlelerini yaparken, diğer taraftan da bu hamleleri ortaya çıkarıyor gibi görünecek siyasetçileri, gazetecileri belirledi.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Bu zaman zarfında tüm Türkiye Fikri Sağlar’la Can Dündar’ın boş edebiyat kırıntılarının arasında, derin yapıların kodlarını anlamaya çalıştı.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Bu boş uğraş Ergenekon’un semirmesinden başka bir işe yaramadı.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Şimdi, Orgeneral seviyesinde gözaltılar yapılıyor, aynı çanaktan su içen ekibin bütün ayakları toplanıyor.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Türkiye, yoldan çıkanın Orgeneral bile olsa hesap vereceği bir döneme girdi.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Damarlarından İngiliz Parası akan Perinçek ekibinden; Türk Milletinin vergisiyle alınmış tankları, Türk milletinin evlatlarının üstüne sürme planları yapan Orgenerallere kadar her bir yoldan çıkmış kişi bilsin ki; Bu topraklar sahipsiz değil.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
CEVHERİ GÜVEN/AKTİFHABER
&lt;/p&gt;</description><category>derin devlet, ergenekon, can dundar, fikri sağlar, Çete, demokrasi düşmanları, demokrasi, operasyon</category><pubDate>02 Jul 08 16:57:35 GMT</pubDate><guid>http://felekmest.mylivepage.com/forum/979/912/B%C4%B0R%20D%C3%96NEM%20G%C3%9CYA%20DER%C4%B0N%20DEVLET%C4%B0%20ARA%C5%9ETIRIYORLARDI%20%20Sa%C4%9Flar%20ve%20D%C3%BCndar%20de%C5%9Fifre%20oldular</guid></item><item><title>İMZALAR TAMAMLANDI; SARIKIZ VE AYIŞIĞI MECLİS'E GELİYOR</title><link>http://felekmest.mylivepage.com/forum/979/905/%C4%B0MZALAR%20TAMAMLANDI%3B%20SARIKIZ%20VE%20AYI%C5%9EI%C4%9EI%20MECL%C4%B0S%27E%20GEL%C4%B0YOR</link><description>&lt;hr/&gt;&lt;p&gt;İMZALAR TAMAMLANDI; SARIKIZ VE AYIŞIĞI MECLİS'E GELİYOR&lt;br /&gt;&#13;
MECLİS TARİHİNDE BİR İLK&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;img src="http://resim.samanyoluhaber.com//haber/1/0/7/2/4/107242.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
'Sarıkız ve Ayışığı' isimli girişimlerin araştırılması için önerge hazırlayan ÖDP Genel Başkanı Ufuk Uras, yeterli imzaya ulaştı.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Meclis, tarihinde ilk kez darbe girişimlerini araştırmaya hazırlanıyor. Önerge, gelecek hafta Meclis Başkanlığı'na sunulacak.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Demokratik yapıyı kesintiye uğratmayı amaçlayan darbe girişimleri, yasadışı olmasına rağmen farklı dönemlerde Türkiye gündemine oturuyor. Bunun son örneği Nokta Dergisi'nin eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden Örnek'in günlüklerine dayanarak ortaya çıkardığı 'Sarıkız' ve 'Ayışığı'. Soruşturma izni verilmediği için mahkemede ele alınamayan teşebbüsler, Parlamento gündemine geliyor. Konuyla ilgili araştırma önergesi hazırlayan ÖDP Genel Başkanı Ufuk Uras, uzun çabaların ardından yeterli imzaya ulaştı. Önergeyi gelecek hafta Meclis Başkanlığı'na sunacak. Meclis'teki bütün partilerden destek isteyen Uras'a sadece DTP'li 20 milletvekili ve Bağımsız Hamit Geylani (Hakkari) 'evet' dedi. AK Parti, CHP, MHP ve DSP yöneticilerinin 'konjonktür' gerekçesiyle imza vermediğini anlatan Uras, bu duruma tepkili: "Ben isterdim ki, milletvekillerinin tamamı önergeye katılsın, Meclis ortak duruş sergilesin. Ayışığı ve Sarıkız'ın araştırılmasını savunmak Parlamento'nun kendi hakkını savunmasıdır. Halı altına süpüremeyiz. Aksi durum vekillerin bindiği dalı kesmesidir. Faydacı davranamayız, ilkeli olmalıyız."&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Uras'ın, 'Sarıkız' ve Ayışığı'nı Meclis'e taşıması kamuoyundan destek gördü. ÖDP liderine tam destek veren sivil toplum kuruluşları, darbe planlarının ayrıntılarıyla ortaya çıkarılmasını istedi. Hukukçular da, halkın iradesini yok sayan girişimleri ortaya çıkarma görevinin Meclis'e ait olduğunu vurguladı.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
ÖDP lideri Ufuk Uras, "Ben isterdim ki, 549 milletvekilimizin tamamı imza versin. Meclis, ortak duruş sergilesin. Ayışığı ve Sarıkız'ın araştırılmasını savunmak Parlamento'nun kendi hakkını, hukukunu savunmasıdır. Bunları halı altına süpüremeyiz. Aksi durum milletvekillerinin bindiği dalı kesmesidir." ifadelerini kullandı. Daha önce görüştüğü AKP, CHP, MHP ve DSP yöneticilerinin muhtemelen 'konjonktür' gerekçesiyle imza vermediklerini hatırlatan Uras, şöyle devam etti: "Şu anda faydacı davranamayız. İlkeli olmalıyız. Yunanistan'da, İspanya'da bu işi yapan adamlar 20 yıldır hapiste yatıyor." ÖDP Genel Başkanı Ufuk Uras, Nokta Dergisi'nin eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Özden Örnek'in günlüklerine dayanarak ortaya çıkardığı Sarıkız ve Ayışığı kodlu darbe girişimlerinin araştırılması için bir süredir çaba gösteriyor. Uras, nihayet amacına ulaştı. AK Parti, CHP, MHP ve DSP yöneticileriyle görüşerek araştırma önergesine destek isteyen Uras, başarılı olamamıştı. Uras'a destek 22 Temmuz seçimlerinde listesinden aday olduğu DTP'den geldi. DTP'li 20 milletvekili ve Hakkari Bağımsız Milletvekili Hamit Geylani, Uras'ın araştırma önergesine imza sözü verdi. İmzaların hafta sonuna kadar tamamlanması bekleniyor. Uras, araştırma önergesini Meclis Başkanlığı'na gelecek hafta sunacağını açıkladı.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
'Meclis'e getirmeyin, demokrasi bildirisi yayımlayalım'&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Meclis formülü, 'post-modern darbe' olarak nitelendirilen 28 Şubat sürecinde de gündeme geldi. DYP lideri Tansu Çiller, içinde 'yaptırım' kelimesinin geçtiği 28 Şubat kararlarını Meclis'e taşımak istedi ve Başbakan Necmettin Erbakan'a 'kararları imzalama' teklifinde bulundu. Erbakan, imzayı attı ancak Meclis teklifini gündemine aldı. Bunun üzerine TBMM Başkanı Mustafa Kalemli, sert bir çıkış yaptı: "Muhtıra, Meclis ile muhatap edilmemeli." Hükümet, Meclis'te kararların değil son günlerdeki gelişmelerin görüşüleceğini savundu. Ancak Erbakan, Meclis Başkanı Kalemli ile yaptığı görüşmeden sonra MGK kararlarının muhatabının Meclis değil, Bakanlar Kurulu olduğunu söyledi. Gazeteci-yazar Yavuz Gökmen'in 'Sarışın Güzel Kadın' adlı kitabına göre, bu olayın iç yüzü şöyleydi: "Her şeyden anında haberdar olan Genelkurmay, bu kararı öğrendi. Yapılacak tek şey, diplomatik yolla buna engel olmaktı. Karadayı, Erbakan ve Demirel'e, 'Bu kararların Meclis'e gelmesi, ordu ile milleti karşı karşıya getirir. Eğer bu kararlar Meclis'e gelmezse bir açıklama yaparak 28 Şubat kararlarındaki 'yaptırım' kelimesinin bu anlama gelmediğini ve ordunun demokrasiye bağlılığını açıklarız.' dedi. Erbakan, bu öneriyi kabul etti ve kararları Meclis'e getirmekten vazgeçti."&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
SİVİL TOPLUMDAN TAM DESTEK&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Gültekin Avcı (Eski Cumhuriyet Savcısı)&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Meclis'in araştırması, adlî soruşturmanın önünü açar&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Meclis bünyesinde araştırma komisyonlarının oluşturulması Susurluk ve Uğur Mumcu olayında olduğu gibi hayati önem arz ediyor. Cumhuriyet savcıları, birtakım çevrelerin adlî mekanizmaya takınacağı tavırdan dolayı darbe girişimlerinin üzerine gidemiyor. Ama Ayışığı ve Sarıkız darbe planları ortada. TCK'ya göre, ciddi bir suç işlenmiş. Darbe, vatana ihanetle eşdeğer bir suç. Ciddiyetle soruşturulması gerekir. Meclis'in böyle bir komisyon kurması, cumhuriyet savcılarına şümullü bir destek verilmesi açısından çok isabetli olacaktır. Siyaset bunu sahiplenmezse adlî mekanizma niye sahiplensin ki? Zira adlî mekanizma böyle bir işe girdiğinde savcıların başına neler geldiğini Şemdinli olayında gördük.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Sinan Kılıçkaya (Hukukçular Bir. Vakfı Bşk.)&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Hukuku çiğneyen kim olursa olsun üstüne gitmeliyiz&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
ÖDP lideri Uras'ın yaptığı cesurca ve yerinde bir girişim. Bugüne kadar siyasîler ve Parlamento, gerek TSK'yı yıpratmamak adına gerekse geçmişte yaşanan olumsuz darbe tecrübeleri sebebiyle çekingen durmayı tercih etti. Hukuk devleti ilkesi gereği hukuku çiğneyen kim olursa olsun konunun üzerine gidilmeli. Hukuka aykırı durumun tespiti halinde gerekli yasal soruşturma açılarak yargılama yapılmalı. Konunun araştırılarak yargıya gönderilmesi halinde Türkiye'nin demokratikleşmesi ve hukukun üstünlüğü anlamında önemli bir adım atılmış olacaktır.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Ümit Kardaş (Emekli Askerî Hakim)&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Bütün partiler destek vermeli&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Meclis'in bu darbe girişimine el koyması gerekiyor. Gerçek bir demokrasiye geçilmesi, vesayet rejimine son verilmesi isteniyorsa bu işin sahibi Parlamento. CHP, MHP, AK Parti hep birlikte sorumluları ortaya çıkaracak şekilde soruşturma açmalı. Çünkü rejime karşı suç işlendi. Ufuk Uras'ın girişimi çok doğru, çok önemli buluyorum. Parlamento'nun buna sahip çıkması gerekiyor. Ama maalesef Şemdinli'de çıkmadı.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Latif Selvi (Konya STK Platformu Başkanı)&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Kimse milletten üstün değil&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Darbeler hiçbir sorunu çözmedi. Türkiye'yi hep geri götürdü. Kimse kendini millet iradesinin üzerinde göremez. Siyasetin yoluna devam edebilmesi için darbe girişimlerinin önlenmesi gerekir. Meclis, darbe girişimleriyle ilgili gerekeni yapmalıdır. Türk milleti adına görev yapanlar, yetkilerini millete baskı amacıyla kullanamaz.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Halil Doğan (Demokrat Hukukçular Drn. Bşk.)&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Siyasîler artık 'dur' demeli&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Kim yaparsa yapsın darbe girişimleri soruşturulmalı ve sorumluları cezalandırılmalı. 1960'tan bu yana darbecilere ses çıkartılmadı. Darbeye ses çıkarmak bir yana, medya ve yargı tarafından ve hatta bazı siyasetçilerce desteklenmesi, demokrasi ve hukukun yerleşmesine engel oldu. İktidarıyla muhalefetiyle tüm siyasetçilerin artık buna 'dur' demesi gerekiyor.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Yusuf Başer (Eski Yozgat Barosu Başkanı)&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Mumışığı, ayışığı ne varsa ortaya çıkarılmalı&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Bir hukukçu olarak darbelere karşı çıkmayı görev bilirim. Darbeler ve darbe girişimleri gibi gizli kapaklı yapılan her şey gün yüzüne çıkarılmalı. Mumışığı, ayışığı ne varsa ortaya çıkarılmalıdır. Hukuk devletinde darbelerden ve gizli oluşumlardan söz edilemez. Kimin ne mücadelesi varsa hukukî zeminde sürdürmeli. Ufuk Uras'ın bu girişimini sonuna kadar destekliyorum.Zaman&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
01.Temmuz.2008 02:13:15
&lt;/p&gt;</description><category>darbe, darbeye hayir, demokrasi, Özgürlük, hak, hukuk, cesaret, hürriyet, sarıkız, ayışığı</category><pubDate>01 Jul 08 05:35:12 GMT</pubDate><guid>http://felekmest.mylivepage.com/forum/979/905/%C4%B0MZALAR%20TAMAMLANDI%3B%20SARIKIZ%20VE%20AYI%C5%9EI%C4%9EI%20MECL%C4%B0S%27E%20GEL%C4%B0YOR</guid></item><item><title>MİLLET İRADESİ ÜZERİNDEKİ İPOTEKLER KALKSIN</title><link>http://felekmest.mylivepage.com/forum/979/879/M%C4%B0LLET%20%C4%B0RADES%C4%B0%20%C3%9CZER%C4%B0NDEK%C4%B0%20%C4%B0POTEKLER%20KALKSIN%20%20</link><description>&lt;hr/&gt;&lt;p&gt;MİLLET İRADESİ ÜZERİNDEKİ İPOTEKLER KALKSIN&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;img src="http://resim.samanyoluhaber.com//haber/1/0/6/3/5/106352.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Ortak Akıl'dan demokrasi manifestosu&lt;br /&gt;&#13;
Sivil toplum örgütleri ve aydınlar, temel hakların yargı kararlarıyla ayaklar altına alınmasına karşı harekete geçti.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Her kesimden 300'ün üzerinde sivil toplum örgütü ve yüzlerce aydın "demokrasi ve yeni anayasa" için Ortak Akıl Hareketi'nde buluştu. Darbelerin şekillendirdiği hukuk sistemini tartışmaya açan hareket, manifestoyla yola çıktı. Manifestoyu okuyan Ortak Akıl Hareketi'nin genel koordinatörü Ayhan Ogan, "halka siyasi projelerin malzemesi olmaktan başka değer vermeyen, demokrasiye, seçimle oluşan iktidarlara itibar etmeyen seçkinci anlayış"ı "Türkiye'nin en temel sorunu" olarak tarif etti. Manifestoda eşitliğe dikkat çekilirken, milli iradeyi etkisiz kılma çabalarına sert tepki gösterildi: "Kimse millet iradesine ipotek koymaya kalkmasın. Çünkü millet buna izin vermeyecek."&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Yeni anayasa çalışmalarında toplumun tüm kesimlerinin katılımını sağlamak amacıyla sivil toplum kuruluşları, aydınlar, akademisyenler, medya mensupları, kanaat önderleri ve siyasilerin yer aldığı "Ortak Akıl Hareketi&lt;i&gt; dün medya karşısına çıktı. Topkapı Eresin Otel'de düzenlenen basın toplantısında konuşan Ortak Akıl Hareketi'nin Genel Koordinatörü Ayhan Ogan, hareketin, "Türkiye'de yaşanan demokrasi ve özgürlük mücadelesine aktif katılım sağlamak, temel hak ve özgürlüklerin alanını genişletmek, millet iradesini her tür vesayet ve ipotekten arındırmak, toplumdaki her tür inanç, yaşam tarzı ve eğilimleri eşit olarak hukuk güvencesine alacak yeni bir anayasa talebini diri ve canlı tutmak amacıyla kurulduğunu&lt;/i&gt; bildirdi. Toplantıda, harekete destek veren Türkiye Gönüllü Teşekküller Vakfı Başkanı Necati Ceylan, Memur-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu, Hak-İş Genel Başkan Yardımcısı Yusuf Engin ile Mazlum-Der Genel Başkanı Ömer Faruk Gergerlioğlu da birer konuşma yaptı.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Demokratik devletin resmi ideolojisi olmaz&lt;br /&gt;&#13;
Ortak Akıl Hareketi'nin yayımladığı 'Demokrasi Manifestosu'nun öne çıkan başlıkları şöyle:&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt; Herkes ırkına, rengine, cinsiyetine, diline, dinine, siyasal ya da başka inançlarına bakılmaksızın eşit haklara sahiptir.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;/li&gt;&lt;li&gt; Türkiye'de yüzyıllardır bir arada yaşayan insanlar, artık temel özgürlükleri edinme ve kullanma noktasında endişe duymamalıdır. Farklı dinî anlayışlara ve görüşlere sahip insanlar kendi anlayışlarını ve düşüncelerini özgürce yaşayabilmeli, ifade edebilmeli ve çocuklarına aktarabilmeli. Türkiye'de yaşayan herkesin kendini anavatanında ve ülkenin gerçek sahibi hissedebilmeleri sağlanmalı.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;/li&gt;&lt;li&gt; Dinî anlayışlar konusunda devlet bir taraf olarak müdahil olmamalı. İnsanların nasıl inanacağını, nasıl düşüneceğini, nasıl yaşayacağını belirleme hakkının devlette ve bürokratlarda bulunmadığının tartışmasız kabulü sağlanmalı.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;/li&gt;&lt;li&gt; Acil meselemiz, istikrarsızlığın temeli olan zihniyet zeminini değiştirmek. Türkiye'nin sorunlarının çözümü, özgürlüklerin genişletilmesi ile, özgürlük demokrasi ile, demokrasi ise yeni bir anayasa ile sağlanabilir.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;/li&gt;&lt;li&gt; Ülke bütünlüğünün korunması hürriyetlerin esas, kısıtlamaların istisna olduğu hukukun üstünlüğü temelinde gelişen ve ona dayanan yeni bir anayasa yapılmalı.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;/li&gt;&lt;li&gt; Devlet, milletin belirlediği hukuku uygulayan, topluma hizmet eden bir kurumdur. Demokratik devletin resmi ideolojisi olamaz. İnsanlar belirli bir ideolojik kalıba sokulmaya çalışılmamalıdır.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;/li&gt;&lt;li&gt; Devlet, hukuku kendi düşüncesi ve inancı doğrultusunda kullanmamalıdır, düşünceler karşısında eşit mesafede ve tarafsız olmalıdır. Yeni bir anayasa bu ilkeler üzerine inşa edilmelidir.&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&#13;&lt;/i&gt;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;br /&gt;&#13;
Mazlum-Der Genel Başkanı Ömer Faruk Gergerlioğlu: Çok darbe gördük; artık yeter&lt;br /&gt;&#13;
Genelkurmay, kendileriyle ilgili açıklanan belgenin komuta katınca onaylanmadığını söyledi. Ancak biz komuta kademesinin onayladığı çok darbe gördük. Sarıkız ve Ayışığı buna örnek. Artık yeter! Darbe planları yapan Özden Örnek ve Şener Eruygur'un elini kolunu sallayarak gezmesi bugünkü durumu açıklıyor. Türkiye'de insan haklarını engellemek için sorun üreten bir mekanizma kurulduysa bunu çözmek zorundayız. Bu halkın içine çok fitne tohumu atıldı. Ancak bu halk derin muhabbet ve kültürüyle bunları aştı.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
TGTV Başkanı Avukat Necati Ceylan: Zapturapt altına alınmak isteniyoruz&lt;br /&gt;&#13;
367 tezinden sonra özgürlük getiren anayasa değişikliğinin iptal edilmesi ve bundan yola çıkılarak siyasi partilerin kapatılmak istenmesi bizi üzmüştür. Bugünkü ortamın kaosa neden olmasından endişe ediyorum. Ülke istikrarının belirli güçlerin kontrolüne geçmesinin hesapları yapılıyor. Millet iradesi de zapturapta alınmak isteniyor. Hatalara karşı Anayasa Mahkemesi ve Danıştay'ın denetleme yetkisi bulunuyor. Ancak bu kurumlar hata yaptığında kim denetleyecek? Bu yetki karmaşasına çözüm bulunmasını istiyoruz.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Ortak Akıl Hareketi Koordinatörü Ayhan Ogan: Anayasa bile ihlal ediliyor, tablo vahim&lt;br /&gt;&#13;
Bugünkü ortamda mevcut anayasanın bile ihlal edildiğini düşünürsek vahim tablo daha iyi anlaşılır. Biz buna karşı çıkıyoruz. Ortak Akıl'ın bundan sonraki yol haritası, ideolojisi ne olursa olsun darbelere karşı olan herkesle bir kar tanesi gibi büyümektir. Bu hareket, darbeye karşı olanlarla darbecileri daha net ortaya çıkaracak. Bugünkü Türkiye dünkü Türkiye değil. Şimdiden 300'ün üzerinde STK'nın katıldığı hareket, kendi ideolojilerini tehlikede görenleri de kucaklayacak. Çünkü biz sadece özgürlükten yanayız.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Memur-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu: Askerî müdahaleler anarşiye yol açıyor&lt;br /&gt;&#13;
Türkiye, millet iradesinin hiçe sayıldığı bir gündemi yaşıyor. Birileri demokratikleşmenin önüne geçmek için makas değiştirme gayretleri içinde. Millet iradesi 1924 Anayasası'nda 'Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir' anlayışı ile koruma altına alındı. Ancak darbe anayasaları bunu değiştirdi. Ancak artık milli iradeye sahip çıkma zamanımız geldi. e-muhtıralar, demokrasi dışı müdahaleler anarşinin önünü açıyor. Umuyorum ki kendi çocuklarını düşman görmeyen ve sürgün etmeyen bir ülke oluruz.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Hak-İş Başkan Yardımcısı Yusuf Engin: Herkes elini taşın altına koymalı&lt;br /&gt;&#13;
Milli iradenin tahkir edildiği, milletin üzerine yeni oyunların kurulduğu, anayasanın yargı bağımsızlığı adı altında ihlal edildiği yargıçlar rejimine doğru sürükleniyoruz. Demokratik rejime yapılan saldırılar yapay gerilimlerin önünü açıyor. İstikrarın zedelendiği, Türkiye'nin 3. dünya ülkesi haline getirildiği, yargı kararlarının tartışıldığı, ekonomide kriz beklentilerinin arttığı bir dönemde demokrasiyi yükseltmenin tam zamanıdır. Demokrasinin hak olduğuna inanan, herkes taşın altına elini koymalı.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Melik Duvaklı - Burak Kılıç - ZAMAN&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
24.Haziran.2008 09:24:57
&lt;/p&gt;</description><category>ortak akıl, direnis, ortak hareket, aydin, sivil toplum örgütleri, temel haklar, demokrasi, hürriyet, insanlık</category><pubDate>24 Jun 08 07:00:35 GMT</pubDate><guid>http://felekmest.mylivepage.com/forum/979/879/M%C4%B0LLET%20%C4%B0RADES%C4%B0%20%C3%9CZER%C4%B0NDEK%C4%B0%20%C4%B0POTEKLER%20KALKSIN%20%20</guid></item><item><title>Tayyar'dan Org. Büyükanıt'a soru!</title><link>http://felekmest.mylivepage.com/forum/768/873/Tayyar%27dan%20Org.%20B%C3%BCy%C3%BCkan%C4%B1t%27a%20soru%21</link><description>&lt;hr/&gt;&lt;p&gt;KUSURA BAKMAYIN SAYIN PAŞAM!&lt;br /&gt;&#13;
Tayyar'dan Org. Büyükanıt'a soru!&lt;br /&gt;&#13;
‘Dünyada bu kadar saldırıya uğrayan başka bir silahlı kuvvetler var mı?’diye soran Genelkurmay Başkanı Org.Yaşar Büyükanıt'a Şamil Tayyar'ın bir sorusu var.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Kusura bakmayın Sayın Paşam&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Fatih Terim’e rağmen desteklediğim ve başarılarından gurur duyduğum milli takımımızın estirdiği futbol fırtınası esnasında objektiflere takılan veya gazete sütunlarına hapsolan önemli detaylar vardı.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Mesela, Semih Şentürk gol sevincini kelimelere dökerken ‘Allah’ın verdiği tüm gücümle topa vurdum’ dedi. Gerçi, Hürriyet başta olmak üzere bazı gazeteler ‘Allah’ ifadesini habere yansıtmadılar ama olsun. Belki Semih’in hayrınadır. Yarın bir gün hakkında dava açılırsa google’dan bu gazete haberleri çıkar savcıların karşısına. Uyarayım, Youtube’a başvurulursa işi zorlaşabilir.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Arda ne diyordu, Çek maçından sonra: ‘Şimdi Allah’a şükretme zamanı.’ Aynı tehlike Arda için de geçerli. Fatih Terim’e SMS ile mesaj gönderen Deniz Baykal’ın aksine Başbakan Erdoğan’ın soyunma odasına inerek ‘Bu alın teri öpülür’ coşkusuyla kaleci Rüştü Rençber’i terli yanaklarından öpmesi milli heyecanın tezahürüdür.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Milli maçın düşündürdükleri&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Aynı şekilde Genelkurmay Başkanı Büyükanıt’ın Futbol Federasyonu Başkanı Hasan Doğan’ı Hırvatistan maçı öncesi arayarak, ‘Gazilerle beraber milli formamı giydim, maçı izleyeceğim’ demesi, aynı tutkudur, sevgidir, coşkudur.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Yeşil sahalardaki bu başarı bizlere ihtiyaç duyduğumuz ama birkaç yıldır derin dondurucuya koyduğumuz ‘milli birlik ve beraberlik’ hasletini hatırlattı. Ne de çok ihtiyacımız varmış ona. Aynı 90 dakikaya kalp atışlarımızı ayarlarken birlikte zıplamak, birlikte bağırmak, birlikte konuşmak, koşmak, yürümek...&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Toprak parçasını vatan yapan değer de bu değil midir? Sevincimizi, kederimizi, öfkemizi, acımızı hülasa tüm duyguları birlikte yaşamak ve paylaşmak...&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Hakkari’de ocaklara ateş düştüğünde Edirne’deki vatandaşımızın bağrı yanıyorsa, Muğla’da deprem olduğunda Samsun’daki insanımız ağıt yakıyorsa, Batman’da petrol bulunduğunda Antalya’daki yurttaşımız sevince boğuluyorsa, Viyana’dan gelen fetih haberi karşısında tüm Türkiye ayağa kalkıyorsa, bu milleti kimse bölemez, başka mecralara sürükleyemez.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Cuntacılar jilet atıyor&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Ne var ki; Milletin bu kutsal değerleriyle oynayan, inanç ve etnik gruplar arasına nifak sokan, farklılıkları zenginlik değil bölücülük olarak gören, milliyetçiliği rekabetçi ve sosyolojik bütünlük olarak değil kafatasçılık olarak gören, aynı düşünce elbisesine girmeyen herkesi hain ilan eden bir zümre var Türkiye’de.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Onlar Türkiye’nin ayak bağıdır, milletin asıl düşmanlarıdır. Samimi olanları tenzih ederek söylüyorum, ‘bölücülük’ veya ‘irtica’ ambalajına sardıkları tehdidi kendileri yaratıp kendileri oynuyorlar. Ve maalesef, bu kesim TSK içindeki bazı unsurlardan ideolojik, istihbari ve operasyonel güç alıyorlar.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Taraf Gazetesi’nin açığa çıkardığı ‘toplumu yeniden yapılandırma’ projesiyle ilgili Genelkurmay’ın açıklaması da kanımca TSK içinde bu unsurların varlığını teyit anlamına gelecek ifadelerle dolu. Nitekim, 27 Nisan Bildirisi’nden sonra da benzer kaygılar gündeme gelmiş, bildirinin kaleme alınması ve yayınlanmasında bazı unsurların Büyükanıt’ı güç durumda bıraktığı iddia edilmişti.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Sayın Paşam önce çuvaldız&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Bu durum, başta TSK’ni yıpratıyor ama en büyük zararı Türkiye’ye veriyor. Türkiye’nin birleşme yerlerine jilet atılmaktadır.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
‘Dünyada bu kadar saldırıya uğrayan başka bir silahlı kuvvetler var mı?’ diye soran Büyükanıt, şekil bakımdan haklıdır ama esas itibariyle buna katılmam mümkün değil. Çünkü o zaman şunu sorarlar: Dünyada (muz cumhuriyetleri hariç) başbakan- bakan asan, 10 yılda bir darbe yapan, yönetime el koyamayınca tankları yürüterek demokrasiye balans ayarı gerçekleştiren, Genelkurmay karargahında milletvekili borsası kuran, başbakana alenen küfreden, siyasete-yargıya müdahale eden, toplumu biçimlendirme projesi geliştiren ve herkesi fişleyen başka bir silahlı kuvvetler var mı?&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Kusura bakmayın Sayın Paşam. İğneyi başkasına batırırken çuvaldızı kendimize batırmazsak kimse bizi samimi bulmaz. O nedenle ‘yıpratma’ iddiasını bir bahaneye dönüştürmeksizin sepetteki çürük elmaları atarsak bütünü koruyabilir ve ‘saldırı’ diye tanımladığınız hak-hukuk mücadelesinden alnınızın akıyla çıkarız.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Ayrıca, siyasetçilerin açmaza düştüklerinde başvurduğu ‘Bakın o gazeteye, kim finanse ediyor’ kolaycılığı da kurtarmaz.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Dörtlü anti-cunta zirvesi&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
O açıdan ağustostaki Yüksek Askeri Şura, tarihi niteliktedir. Cumhurbaşkanı, başbakan, genelkurmay başkanı, gerekirse kara kuvvetleri komutanı şuradan önce bir araya gelmeli ve TSK içindeki cuntacı artıkları temizleme konusunda ortak irade geliştirmelidir.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Taraf’ın yayınladığı bu son plan, 27 Nisan Bildirisi ve Ergenekon soruşturması gibi güneşin kaybolmaya başladığı anlarda gölgeleri büyüyenleri herkes biliyor; Gül de, Erdoğan da, Büyükanıt da, Başbuğ da...&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Artık herkes gölge oyunundan vazgeçsin. Türkiye’yi kaosa sürüklemek ve kardeşi kardeşe kırdırmak isteyen cuntacılara karşı iş birliği yapsın. Daha şeffaf bir yönetim, daha güçlü bir demokrasi ve daha saygın bir TSK için buna ihtiyacımız var.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Fatih Terim ‘Mucizeler zaman alır’ demişti ya biz katlanırız, yeter ki mucizeyi gerçekleştirin... &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
ŞAMİL TAYYAR/STAR&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
23.Haziran.2008 12:08:59
&lt;/p&gt;</description><category>milli maç, zafer, sevinc, darbe, büyükanıt genelkurmay, demokrasi, milli birlik ve beraberlik</category><pubDate>23 Jun 08 10:40:15 GMT</pubDate><guid>http://felekmest.mylivepage.com/forum/768/873/Tayyar%27dan%20Org.%20B%C3%BCy%C3%BCkan%C4%B1t%27a%20soru%21</guid></item><item><title>FENA YAKALANDILAR</title><link>http://felekmest.mylivepage.com/forum/979/801/FENA%20YAKALANDILAR</link><description>&lt;hr/&gt;&lt;p&gt;  GÖRÜŞMEDE 'KARARTMALI' İTİRAF&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
      &lt;img src="http://resim.samanyoluhaber.com//haber/1/0/5/2/3/105238.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
FENA YAKALANDILAR&lt;br /&gt;&#13;
Taraf'ın Paksüt-Başbuğ buluşması manşeti doğrulandı. Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Paksüt ve KKK Org. Başbuğ o tarihte karargahta görüştüklerini kabul etti.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
İkisi tebrikmiş, birini unutmuş&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Osman Paksüt bir grup gazeteciye, Org. Başbuğ ile 3 kez görüştüğünü söyledi: İlki Başbuğ'un komutanlığa seçilmesini tebrikti. İkinciyi hatırlamıyorum. Son olarak Kuzey Irak harekatını tebriğe gittim.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
1 saat 15 dakika kutlamışlar&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
4 Mart'ta Kara Kuvvetleri Komutanlığı'nda gerçekleşen 75 dakikalık görüşmeyi doğrulayan Org. Başbuğ da “ziyaret talebi ve amacı Şubat 2008'deki harekata ilişkin kutlamaların iletilmesiyle sınırlı kalmıştır” dedi.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
İzleme iddiası ve Taraf'ın kaynağı&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Ziyarete ilişkin bütün ayrıntıları yayınlayan kişiler hareketlerimi izletiyor diyen Paksüt'ün izlenip izlenmediğini bilmiyoruz ama karargahtaki buluşma haberinin kaynağı karargahın içindendir.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;br /&gt;&#13;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;br /&gt;&#13;
Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Osman Paksüt, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ ile 4 Mart tarihinde akşam 17.00'de Kara Kuvvetleri Komutanlığı'nda 1 saat 15 dakika süreyle görüşmesine ilişkin basın toplantısı yaptı.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Paksüt, Taraf'ın haberine ilişkin sorulara yanıt vermek yerine sınırlı sayıda gazeteciye açıklamalarda bulundu. 'Dinleme' iddialarını gündeme getirdiği Kavaklıdere Tenis Kulübü'nde yaptığı açıklamalar sırasında Paksüt'e eşi Ferda Paksüt eşlik etti. Anayasa Mahkemesi üyeliğinin 'atama' değil, üst düzey kamu görevlisi kimliğiyle 10. Cumhurbaşkanı A. Necdet Sezer'in seçimi olduğunun altını çizen Paksüt şu açıklamaları yaptı:&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
HERKESLE ÇALIŞTIM&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
"NATO'daki görevim sırasında birçok siyasi ve askeri makamla çalıştım, dostluklar kurdum. 93-97 yılları arasında eski Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök'ün de aralarında bulunduğu birçok generalle dostluk kurdum. Başbuğ ile NATO'da Tümgeneral rütbesiyle Türk Askeri Temsil Heyeti Başkanlığı görevini yürütürken 1995-1997 yılları arasında çalıştık. Saygı, sevgi çerçevesinde dostluk kurduk. 2002-2004'te Türkiye'nin Bağdat Büyükelçiliği görevim sırasında uğradığım bombalı saldırının ardından ilk geçmiş olsun dileklerini iletenler arasında Başbuğ ve eşi vardı.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
İKİNCİ GÖRÜŞME&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Anayasa Mahkemesi üyeliğine seçildikten sonra da iki veya üç kez Başbuğ ile görüştüm. Birinci görüşme Başbuğ'un KKK'na seçildiğinde tebrik ziyareti niteliğinde idi. İkinci görüşmeyi hatırlamıyorum.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
SEBEBİ ZİYARETİM&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Sayın Başbuğ ile üçüncü görüşmem ise (4 Mart) TSK'nın Irak'ın kuzeyine yönelik başlattığı harekatın bitirilmesinden birkaç gün sonra gerçekleştirildi. Başbuğ'a son ziyaretimi harekatın başarısından dolayı tebrik ve 27 askerin şehit olmasından dolayı başsağlığı ziyareti kapsamında gerçekleştirdim. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
BENİ İZLETİYORLAR&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Öğleden sonra gittiğimi hatırlıyorum ama tam zamanını hatırlayamıyorum. Ziyaretimin girişini, çıkışını ve ziyarete ilişkin bütün ayrıntıları 3 ay sonra gazetede yayınlayan, yayınlatan kişiler hareketlerimi izletiyor. Bu durum izlenme olayının bir kuruntu olmadığını gösteriyor.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
TÜRBAN KONUŞULMADI&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Görüşme yapıldığı zaman kapatma davasının bulunmadığının altını çiziyorum. Başörtüsü davası yeni açılmış olabilir. Konumuz bu değildi. Konunun bu olması kadar da yanlış bir şey olamaz.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
BEN İSTEDİM&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Kuzey Irak, bölgesel Kürt yönetimi ve bölgedeki deneyimlerimi iletmek, paylaşmak suretiyle bir görüşme oldu. Görüşme talebi benden geldi. Bir vatandaş olarak harekatın başarısından dolayı takdirlerimi iletmek, harekatın zamansız bitirildiği yönündeki eleştirilerin de haksız olduğunu iletmek amacımdı. Bir kısım da özel ve ailevi konularda görüşüldü. Daha sonra Sayın Başbuğ paşayla ne görüştüm, ne de konuştum.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
KARARTMA YOK&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Başbuğ ile görüşme sırasında komutanlık katının boşaltılıp kameraların kapatıldığına ilişkin bilgiler asılsızdır. Görüşmeye esrarengizlik katmak için bu ayrıntılar uydurulmuştur.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
TSK - MAHKEME İLİŞKİSİ&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Haberlerle TSK ile Anayasa Mahkemesi ilişkilendirilmeye çalışılmaktadır. Mahkeme ve TSK'nın 'mahkemenin gündemindeki davalarla ilgili iletişim içerisinde olduğu' ve 'TSK'dan mahkemeye baskı geldiği' iddiaları ilk değildir. Yüce Türk milletimizin de bunu sezdiğine inanıyorum. Maksatlı bir ima yapıldığı kesindir. Bu gibi çirkin imalarla devletimizin kurumlarının ve kurumlarda görev yapan kişilerin yıpratılmasının hangi amaçlara hizmet edeceğinin takdiri milletimize aittir.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
MİLLETİM DEĞERLENDİRİR&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Başbuğ ile görüşmemin 'imalı bir şekilde' bir gazetede yayınlanması millet tarafından gerektiği şekilde değerlendirilecektir, kuşku duymuyorum. 'Hakimler çok konuşmaz, kararlarıyla konuşur' sözü doğrudur. Ancak normalde hakimlere yönelik baskı ve kişilik haklarına yönelik olumsuz davranışlar da gösterilmez. Mahkememiz başörtüsü kararının ardından kurum olarak yıpratma kampanyasına maruz kaldı."&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
MÜHİM GÖREVLERİN ADAMI: OSMAN PAKSÜT &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Temmuz 2005’te Helsinki Büyükelçiliği görevinde olan Osman Paksüt, dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından “Üst düzey yönetici” kontenjanından Anayasa Mahkemesi asil üyeliğine getirildi. “İzleniyorum” tartışmasıyla gündeme gelen Paksüt, tartışmalı 367 ve ‘türbana iptal’ gibi önemli kararların mimarları arasında yer aldı.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
EN CESUR ÜYE &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Osman Paksüt, hep öne çıkan isimlerden biri oldu. 1953’te Ankara’da doğan, 1974’te Ankara Hukuk Fakültesi’nden mezun olan Paksüt, 1977’de kariyer yapacağı Dışişleri Bakanlığı’nı tercih etti. Türkiye’nin Tokyo, Lefkoşe (KKTC) Büyükelçiliklerinde ve Avrupa Güvenlik İşbirliği Teşkilatı (AGİT) ile NATO Daimi temsilciliklerinde kâtip, başkâtip, müsteşar ve daimi temsilci yazmanı olarak çeşitli ‘dış’; AGİT Daire Başkanı, BM İşleri Genel Müdür Yardımcısı gibi ‘merkezi’ görevlerde bulundu. Paksüt, ardından Kasım 2002’de Bağdat Büyükelçisi, Kasım 2004’te de Helsinki Büyükelçisi oldu.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
SEZER’İN TERCİHİ&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Önceki Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in öncelikli tercihi olarak temmuz 2005’te ‘Üst düzey yönetici’ kontenjanından Anayasa Mahkemesi asil üyeliğine seçildi. Paksüt, henüz daha iki yıllık mahkeme üyesi iken, 23 Ekim 2007’de Anayasa Mahkemesi Başkanvekilliği’ne seçildi.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
KARARLARIN MİMARI&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Paksüt, mahkeme üyeliği süresince önemli siyasi sonuçları olan ve halen de çok tartışılan davalarda, Sezer’in seçtiği diğer 7 üyeyle neredeyse blok halinde oy kullandı.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
367 UCUBESİ&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Eski siyasilerle ilgili Yüce Divan yargılamalarında da görev yapan Paksüt’ün katıldığı kararlar arasında cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk tur oylamasının iptaline ilişkin 1 Mayıs 2007 tarihli karar da var. Toplantı yeter sayısının 367 olması gerektiğine ilişkin bu karar Paksüt’le birlikte 9 üyenin oyuyla alınmış, karara Kılıç ile Sacit Adalı muhalif kalmıştı. Paksüt, mahkemenin iptal gerekçeleriyle yetinmeyip buna ‘Ek gerekçe’ de yazmıştı.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
TÜRBANA İPTAL&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Paksüt’ün imzasıyla katkı yaptığı diğer güncel karar ise üniversitelerde türbana özgürlük öngören anayasa değişikliklerinin iptali oldu. Bu karar da 9 oyla alındı, Püksüt gibi Sezer’in seçtiği diğer tüm üyeler de aynı yönde oy kullandı.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
BİR BAŞKA CESARET&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Paksüt, Anayasa Mahkemesi’nin dava dışı etkinliklerinde de gündeme gelmişti. Son konferansa çağrılmaması olay haline gelen DTP’yi bir önceki mahkeme yıldönümü konferansında protesto edenler arasında Paksüt’ün de adı geçmişti.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
TARAF&lt;br /&gt;&#13;
14.Haziran.2008 12:42:55
&lt;/p&gt;</description><category>ilker başbuğ, osman paksüt, görüşme, yakalanma, demokrasi, Şeffaflık, etkileme, karartma</category><pubDate>14 Jun 08 19:11:55 GMT</pubDate><guid>http://felekmest.mylivepage.com/forum/979/801/FENA%20YAKALANDILAR</guid></item><item><title>Hukuk adil olursa 9 üye yargılanabilir</title><link>http://felekmest.mylivepage.com/forum/1378/799/%20%20%20%20Hukuk%20adil%20olursa%209%20%C3%BCye%20yarg%C4%B1lanabilir</link><description>&lt;hr/&gt;&lt;p&gt;  &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
   Hukuk adil olursa 9 üye yargılanabilir&lt;br /&gt;&#13;
Ömrünün çoğunu Anayasa hukukuyla geçirmiş Servet Hoca , Anayasa Mahkemesi’nin son kararını, Anayasa Mahkemesi’ni ve çözüm yollarını anlattı&lt;br /&gt;&#13;
         &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
           &lt;img src="http://www.habereditor.com/images/news/15639.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;br /&gt;&#13;
 &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Anayasa ve Anayasa Mahkemesi Uzmanı Prof. Dr. Servet Armağan: Her dinî kıyafet, her dinî hareket, laiklik kavramı altına alınarak engellenemez. Mesela namaz, hac veya diğer birtakım hürriyetler, dinî muhtevalı hak ve hürriyetler, laikliğe uygunsa verilir, değilse verilmez gibi karar olamaz. Anayasa'da böyle bir madde yok. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Uzmanlık alanı; Anayasa Mahkemesi &lt;br /&gt;&#13;
Prof. Dr. Servet Armağan, Türkiye'de Anayasa Mahkemesi ve kararlarıyla ilgili ilk ve en kapsamlı çalışmayı yapan tek kişi. Bugün Anayasa Uzmanı çok sayıda akademisyenin hocası aynı zamanda. Mahkeme'nin son olarak verdiği, başörtüsü düzenlemesini iptal ettiği karar üzerine Anayasa Uzmanı Prof. Dr. Servet Armağan'ın kapısını çalıyoruz. Armağan, Anayasa Mahkemesi'nin başörtüsü kararını hukuki açıdan şaşırtıcı, ancak mahkeme üyelerinin dağılımını bildiği için de normal karşıladığını anlatıyor. Ömrünün çoğunu Anayasa hukukuyla geçirmiş Servet Hoca ile Anayasa Mahkemesi'nin son kararını, Anayasa Mahkemesi'ni ve çözüm yollarını konuştuk. &lt;br /&gt;&#13;
148. MADDE FANTEZİ OLSUN DİYE KONULMADI &lt;br /&gt;&#13;
Anayasa Mahkemesi esasa girmiştir. Anayasa'yı ihlâl etmiştir. 148. madde açıkça, bunu belirler. Bu madde, Anayasa Mahkemeleri uysun diye konmuştur. Yoksa fantezi olsun diye değil. Burada esasa girmekle büyük bir hata işledi Anayasa Mahkemesi. İdeolojik bir karar verdi. &lt;br /&gt;&#13;
ANAYASA MAHKEMESİ KAPATILMALI &lt;br /&gt;&#13;
Anayasa Mahkemesi Türkiye için artık bir lüks haline gelmiştir. Kaldırmak lazım bu Mahkeme'yi, veya bazı yetkilerini elinden almak lazım. En başta kanunları murakabe etme yetkisini kaldırmak lazım. Meclis'in çıkardığı yasaları denetlemeyi Anayasa Mahkemesi'nden almak lazım. &lt;br /&gt;&#13;
Servet Bey, kısaca sizi tanıyabilir miyiz? 1939'da doğdum. İlk ve ortaöğrenimimi Şanlıurfa'da, yükseköğrenimimi İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde yaptım. Aynı fakültenin Anayasa Hukuku kürsüsüne asistan oldum (1961). Anayasa Hukuku dalında hukuk doktoru (1966), Üniversite doçenti (1971) ve Profesörü unvanlarını aldım (1976). Federal Almanya Köln Üniversitesi'nde 6 yıl uzmanlık çalışmamı Alexander von Humboldt, DAAD ve Heinrich Hertz gibi uluslararası kuruluşlar destekledi ve düzenledi. İstanbul'daki üniversitelerde Anayasa ve İdare Hukuku dersleri ile Devrim Tarihi, Sakarya ve Isparta Üniversiteleri'nde İş Hukuku ve Genel Hukuk dersleri verdim. Diyarbakır Dicle Üniversitesi'nde Hukuk Fakültesi Dekanlığı yaptım. Şanlıurfa Harran Üniversitesi'ni kurdum ve 4 yıl rektörlüğünü yaptım. Anayasa Mahkemesi üzerine hazırladığım tez, İÜ Hukuk Fakültesi tarafından bastırıldı. Yargıtay'ın bazı kararlarına kaynak oldu. Anayasa Mahkemesi bile bu kitaba başvuruyordu. Mesela A. Necdet Sezer, Anayasa Mahkemesi üyesi iken, Ankara'da beni odasına davet etti. Odasında kitabım duruyormuş, kitabımı göstererek, “Başımız sıkıştığı zaman buna başvuruyoruz..” dedi. İddia sahibi olmak iyi değil ama, Anayasa Mahkemesi'ni en iyi bildiğimi biliyorum. Yayınlanmış 50 kitabım var. &lt;br /&gt;&#13;
Neden böyle bir uzmanlık alanı seçtiniz?.. &lt;br /&gt;&#13;
Anayasa Mahkemesi ilk defa 1961 Anayasası'yla hayatımıza girdi. Ben o zaman asistandım. Doktora verme dönemindeydim. Zor da bir konu. Anayasa Mahkemesi'nde çalışmalarımı bir müddet yaptım. Doktora tezimi yazıncaya kadar verilmiş bütün kararlar, ki yanlış hatırlamıyorsam 585 karar vardı sanıyorum, hepsini tetkik ve tesbit ettim. &lt;br /&gt;&#13;
Nedir efendim bu Mahkeme'nin amacı?.. &lt;br /&gt;&#13;
Anayasa Mahkemesi'nin esas vazifesi; temel hakları ve hukuk devletini korumak. Bu temel görevinin dışında başka bir hedefi yoktur. Siyasi bir karar veremez. Parlamentoyu frenlemek, parlamentoyu engellemek gibi bir misyonu, görevi asla yoktur. Dünyada da böyle, bizde de böyle olmalıdır. &lt;br /&gt;&#13;
Anayasa Mahkemesi çoğu devlette yok. Avrupa hukukçularının ortaya çıkardığı bir düşünce, bilhassa 20. yüzyılın sonlarından itibaren düşünülmüş, yavaş yavaş geliştirilmiş bir düşüncedir. Ana düşünce; parlamento hukuk devletini ihlâl edebilir ya da hürriyetleri çiğneyebilir. Buna engel olmak için yüksek bir mahkeme kuralım. Temel hak ve hürriyetleri korusun ve hukuk devletini ayakta tutsun. &lt;br /&gt;&#13;
- ANAYASA İHLÂLİ VAR &lt;br /&gt;&#13;
Anayasa Mahkemesi'nin başörtüsü düzenlemesini yapan yasayı iptal kararını bekliyor muydunuz? &lt;br /&gt;&#13;
Bu kararı ihtimal olarak bekliyordum, neden; çünkü Mahkeme'nin üye kompozisyonunu biliyorum. Üyelerini nispeten tanıyorum. Anayasa hukukçusu olarak ise beklemiyordum. Çünkü Anayasa 148. madde diyor ki; “Anayasa Mahkemesi, Anayasa değişikliklerini ancak şekil yönünden denetleyebilir..” &lt;br /&gt;&#13;
Üye kompozisyonu derken neyi kastediyorsunuz?.. &lt;br /&gt;&#13;
Anayasa Mahkemesi üzerine çok çalışmam oldu. Anayasa Mahkemesi kutlamalarına katıldım. Ondan dolayı bazı üyeleri tanıyorum. “Bir inatlaşma uğruna böyle bir karar verebilirler” demiştim. &lt;br /&gt;&#13;
Kararda, esasa girme dışında ne ihlâl var? &lt;br /&gt;&#13;
“Anayasa Mahkemesi kararları, gerekçesi yazılmadan açıklanamaz” deniyor. &lt;br /&gt;&#13;
Ama bu konuda da Anayasa ihlâl edilmiştir. &lt;br /&gt;&#13;
Şekil yetkisini bırakıp içeriğine girmiştir.. Bunların muhakeme edilmesi lazım. &lt;br /&gt;&#13;
Demokratik hukuk devletinde bu karar nasıl izah edilir?.. &lt;br /&gt;&#13;
Bu, izah edilemeyen bir şeydir. Bunun izah edilecek bir tarafı yoktur. &lt;br /&gt;&#13;
Burada iddia edildiği gibi laik rejimi tehdit eden bir durum da yoktur. Meclis'e de güvenmek zorundayız. Anayasa Mahkemesi esasa girmiştir. Bir hata yapmıştır. Anayasa'yı ihlâl etmiştir. 148. madde açıkça, bunu belirler. Bu madde Anayasa Mahkemeleri uysun diye konmuştur. Yoksa fantezi olsun diye değil. Burada esasa girmekle büyük bir hata işledi Anayasa Mahkemesi, kanaatim odur. Yapmamalıydı böyle. &lt;br /&gt;&#13;
- HÜKÜMETLE İNATLAŞIYORLAR &lt;br /&gt;&#13;
Sizce niye esasa girdi Anayasa Mahkemesi? &lt;br /&gt;&#13;
İdeolojik bir karar verdi. Başörtülüleri üniversiteye almaya engel olmak için, başörtülüleri okula almayı tehlike gibi kabul etti. Son senelerde başörtü konusunda bir inatlaşma yaşanıyor; maalesef. &lt;br /&gt;&#13;
İyi de, kurumların bu şekilde inatlaşma &lt;br /&gt;&#13;
lüksü var mı? &lt;br /&gt;&#13;
Hiçbir kurumun olamaz. Yasama-Yargı arasında inatlaşma, çatışma lüksü olamaz. Türkiye gelişmekte olan bir ülke. Bu esnada organların çatışması topluma olumsuz yansıyor. &lt;br /&gt;&#13;
Anayasa Mahkemesi parti kapatma davalarına bakıyor, yüce divan görevi de verilmiş. Bunlar kabul edilebilir. Kanaatimce, Anayasa Mahkemesi'nin çok personeli ve imkânı yok. Altyapı ve personel eksikliği fazla. Bu sebeple Anayasa Mahkemesi'nden kanunların denetlenmesini almak lazım. Yüce Divan görevi yapabilir. &lt;br /&gt;&#13;
- ANAYASA MAHKEMESİ KALDIRILMALI &lt;br /&gt;&#13;
Yani yetkisi kısıtlanmalı mı?.. &lt;br /&gt;&#13;
Meclis'in çıkardığı yasaları denetlemeyi, Anayasa Mahkemesi'nden almak lazım. Çünkü Anayasa Mahkemesi, bizde beklenilen performansı gösteremedi. 46 yıl olmuş kurulalı. Daha önce de makale yazdım, Anayasa Mahkemesi'nin Türkiye için artık bir lüks olduğunu delilleriyle yazdım. Bilimsel kurullardan geçti. Beğenildi. Anayasa Mahkemesi'ne artık memleketimizde ihtiyaç kalmadığını söyledim. Yorum denetimi açısından özellikle ihtiyaç kalmadı. &lt;br /&gt;&#13;
Zaten parlamento yavaş çalışıyor. Komisyon alt komisyon derken, halkı ilgilendiren bir kanun, ümitle beklenirken nihayet çıkıyor. Bu defa da bir kurum Anayasa Mahkemesi'ne dava açıyor. Derken iptal edilecek endişesi başlıyor. Kalkınmakta olan bir devlette bu uygun değil. İstikrarı olumsuz etkiliyor. &lt;br /&gt;&#13;
- BU ÜYELER YARGILANABİLİR &lt;br /&gt;&#13;
Bu son kararla Anayasa Mahkemesi, Meclis'i kilitlemiş midir?.. &lt;br /&gt;&#13;
Evet büyük ölçüde. Bundan sonra da kolay kolay parlamento huzurla Yasama görevini yerine getiremez diye endişe ediyorum. Çünkü; her ele aldığı karar, yasama faaliyetini, laikliğe aykırıdır diye dolaylı birtakım yorumlarla iptal eder endişesi olacaktır. Halbuki Yasama erki, millet adına Meclis tarafından serbestçe kullanılır. 7. maddede “Yasama yetkisi TBMM'nindir, devredilemez” der. Anayasa'ya aykırılık zannedildiği kadar öyle kolay kolay ortaya çıkmaz. Tekrar ediyorum; Anayasa Mahkemesi, Türkiye için artık bir lüks haline gelmiştir. Kaldırmak lazım bu mahkemeyi, veya bazı yetkilerini elinden almak lazım. En başta kanunları murakabe etme yetkisini kaldırmak lazım. &lt;br /&gt;&#13;
Tamamen kaldırmakla bir şey kaybeder miyiz? &lt;br /&gt;&#13;
Hiçbir şey kaybetmeyiz. Anayasa Mahkemesi, İsviçre, İngiltere, Amerika'da yok. &lt;br /&gt;&#13;
Peki Meclis kapatabilir mi bu Mahkeme'yi?.. &lt;br /&gt;&#13;
Evet, ama önce Anayasa'nın değişmesi lazım. Ama değişikliğe de dava açılabilir. &lt;br /&gt;&#13;
İyi de; Meclis çalışmasını engellemek de suç değil mi?.. &lt;br /&gt;&#13;
Yaptırımı şöyle; Anayasa'ya göre, Anayasa Mahkemesi, kendi üyelerini kendi bünyesinde muhakeme edebiliyor. Kendi üyelerini, görevleriyle ilgili suçlardan dolayı yargılayabilir. Anayasa'nın bir maddesini ihlâl etmek, Anayasa'ya aykırılık teşkil ediyor. Tabiî buna karar verecek, Anayasa Mahkemesi'nin kendisidir. &lt;br /&gt;&#13;
Peki bu ülkede bir gün yargı bağımsız olur ve hukuk adil uygulanırsa; bu üyelerin ardından gelecek tarafsız üyeler, bu üyeleri yargılayabilir mi? &lt;br /&gt;&#13;
Yargılayabilir. Görevle ilgili bir suç teşkil ettiğine karar verirse 11 kişilik heyet, olabilir.. &lt;br /&gt;&#13;
Cumhurbaşkanı, üyeleri görevden alabilir mi? &lt;br /&gt;&#13;
Hayır. &lt;br /&gt;&#13;
Bir yargı ihtilâlinden bahsedilebilir mi? &lt;br /&gt;&#13;
Yargı ihtilâli değil, ama yargıçlar iktidarından bahsedilebilir. Bu tabir bizde yerleşmemeli. Çok meşhur bir söz vardır, hukuk bir gün herkese lazım olur. &lt;br /&gt;&#13;
Ama suçu işleyen de kendileri. Ne olacak?.. &lt;br /&gt;&#13;
İşte bu şekilde bir kilitlenme var. Kendi kendilerine muhakeme etme kararı.. Diyeceksiniz hiçbir zaman almazlar... Doğru... &lt;br /&gt;&#13;
- ÇÖZÜM; YENİ ANAYASA &lt;br /&gt;&#13;
Anayasa Mahkemesi bu yasayı reddetti. &lt;br /&gt;&#13;
Aynı yasayı tekrar çıkarabilir mi Meclis?.. &lt;br /&gt;&#13;
Evet çıkarabilir. Parlamentonun yasa yapmasının sınırı yoktur. Bunun bir örneği de şudur; kamuoyunda “kıyak emeklilik” diye bilinen yasayı parlamento çıkardı. Parlamento üyelerine yüksek seviyede maaş öngören emeklilik hakkı veriyordu. Bu yasayı Anayasa Mahkemesi'ne verdiler. Anayasa Mahkemesi iptal etti. Birkaç ay sonra aynı kanun tekrar çıkarıldı. 9 defa Anayasa Mahkemesi bu şekilde iptal etti. 10. defa çıkardığında, Anayasa Mahkemesi üyelerini de bu kıyak emekliliğe dahil edince, o zaman iptal edilmedi. &lt;br /&gt;&#13;
Bundan sonra bu kriz nasıl aşılır, çözüm ne? &lt;br /&gt;&#13;
Tavsiyem; yeni bir Anayasa hazırlıkları vardı zaten. O Anayasa'yı hazırlayıp yürürlüğe koymak. Bu değişiklik, parlamentoya gelmeli. &lt;br /&gt;&#13;
ANAYASA MAHKEMESİ AMACININ TERSİNE İŞ YAPTI &lt;br /&gt;&#13;
Peki gerçekten böyle mi davranıyor Mahkeme?.. &lt;br /&gt;&#13;
Bizde tatbikatta, bu ana hedeflerden sapmalar görüyorum. Çünkü öyle kararlar veriyorlar ki; temel hak ve hürriyetleri korumak değil, aksine zedeleyen bir görüntü ortaya çıkıyor. Mesela bu son başörtüsü konusunu düzenleyen yasa hakkındaki karar bu endişeleri daha da artırdı. Meclis söz konusu olan bir değişiklikle kişilere kıyafet serbesti getirmeyi hedeflemişti. İster din ve vicdan hürriyeti, ister yaşam biçimi açısından olsun, bazı kişiler bir serbesti, yani bir hürriyet getiriyordu. Anayasa Mahkemesi bunu iptal etmekle kişilerin hürriyetini kısıtlamış oldu. &lt;br /&gt;&#13;
Basında yer alan “Laikliğe aykırılık, arkadan dolanarak içini boşaltmak ya da yok saymak, laikliği ortadan kaldırmak” gibi gerekçeler, Anayasa Mahkemesi'nin esas alacağı bir hedef değildir. Esas hedef; kişi hak ve hürriyetlerini korumaktır. Her dinî kıyafet, her dinî hareket, laiklik kavramı altına alınarak engellenemez. Mesela namaz, hac veya diğer birtakım hürriyetler, dinî muhtevalı hak ve hürriyetler, laikliğe uygunsa verilir, değilse verilmez gibi bir karar olamaz. Anayasa'da böyle bir madde yok. &lt;br /&gt;&#13;
Siz hak ve hürriyetleri, din ve vicdan hürriyetini, eğitim hakkını yok sayamazsınız. &lt;br /&gt;&#13;
Başörtüsü yasağı getirmekle, bir defa, kişilerin öğrenim hakkı elinden alınıyor. Halbuki Anayasa'da 42. maddede, “Kişiler eğitim ve öğretim hakkından yoksun bırakılamaz” deniyor. Öğrenim hakkı çok kutsal haklardandır. İkincisi; kişilerin ilmini ve sanatını elinden alıyorsunuz. Anayasa'da bu konuda da teminat var. Anayasa, 'başörtülüler ilim ve sanat öğrenemez' diye bir sınır getirmemiş. Biz de bunu egelleyemeyiz, Anayasa Mahkemesi de. Anayasa Mahkemesi'nin yetkisi, Anayasa'da zaten düzenlenmiştir. &lt;br /&gt;&#13;
Nedir Anayasa Mahkemesi'nin yetkisi? &lt;br /&gt;&#13;
Kanunların Anayasa'ya uygunluğunu denetlemek, Meclis içtüzüğü, kanun ya da kararnamelerin Anayasa'ya uygunluğunu denetlemek... Bunu da kanunlar çerçevesinde yapar. Görevi hak ve hürriyetleri kısıtlamak değil, din ve vicdan hürriyetini genişletmektir. Din ve vicdan hürriyeti de dört açıdan ele alınır. Bunlar; İnanma, ibadet, dinini öğrenme ve öğretme, bir de dinini yaşama hürriyetidir. &lt;br /&gt;&#13;
üyeler yargılanabilir &lt;br /&gt;&#13;
Anayasa'ya göre, Anayasa Mahkemesi, kendi üyelerini kendi bünyesindeki görevleriyle ilgili suçlardan dolayı yargılayabilir. Anayasa'nın bir maddesini ihlâl etmek, Anayasa'ya aykırılık teşkil ediyor. Bu üyelerin ardından gelecek üyeler, hukuk adil uygulanırsa yargılanabilir. Görevle ilgili bir suç teşkil ettiğine karar verirse 11 kişilik heyet, bu üyeleri yargılayabilir. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
vakit
&lt;/p&gt;</description><category>anayasa mahkemesi, yargılanma, kanun, hak, hukuk, adalet, demokrasi</category><pubDate>13 Jun 08 09:14:57 GMT</pubDate><guid>http://felekmest.mylivepage.com/forum/1378/799/%20%20%20%20Hukuk%20adil%20olursa%209%20%C3%BCye%20yarg%C4%B1lanabilir</guid></item><item><title>NE OLACAK ŞİMDİ ?</title><link>http://felekmest.mylivepage.com/forum/768/780/%20NE%20OLACAK%20%C5%9E%C4%B0MD%C4%B0%20%3F</link><description>&lt;hr/&gt;&lt;p&gt;  Sayın Başbakan bugünkü konuşmasıyla maalesef giderek eski siyaset esnafına benzemeye başladı.Ne yapardı demirel ve benzerleri çok konuşurlar,&lt;br /&gt;&#13;
güzel konuşurlar.Fakat gerçekte fiiliyatta hiçbir şey yapmazlardı.&lt;br /&gt;&#13;
 Recep Tayyip Erdoğan çok güzel konuşuyor.Ancak, sağ kesimin klasik&lt;br /&gt;&#13;
devlet ( derin ) ten marazi bir şekilde merhamet bekleme ; hiç bir zaman&lt;br /&gt;&#13;
kendi lehinde çıkmamış kararların kesin çıkacağını bekleme şeklindeki&lt;br /&gt;&#13;
düşünsel hastalığıyla konuşuyor.&lt;br /&gt;&#13;
  Ak parti anayasa değişikliğini yapmayacak .Anayasa mahkemesi, Ak Parti'yi tam olarak kapatacak.Recep Tayyip Erdoğan,bir şekilde tekrar bağımsız milletvekili adayı olacak.Fakat halkın hukunu korumayıp, mazlum&lt;br /&gt;&#13;
mağdur oyununa girdikleri için seçilmeye yeter oyu alamayacak.Ak Parti&lt;br /&gt;&#13;
devamındaki partinin de bu şekilde halk desteğinin kalmadığı ortaya çıkacak.Bu durumun ortaya çıkmasıyla eskiden kendisini candan destekleyen&lt;br /&gt;&#13;
medyanın  desteğini gerçekte zaten kaybetmiş olduğu gibi Aydın Doğan&lt;br /&gt;&#13;
ve diğer derin medyanın yoğun bir saldırısıyla hükümet ( Akp devamı olan )&lt;br /&gt;&#13;
erken seçime gitmek zorunda kalacak.Yapılacak seçimde de meclis dışı kalacaktır.Siyasi partilerin önümüzdeki birkaç yıllık durumu bu olacak.&lt;br /&gt;&#13;
  Şimdi gelelim sosyal ve genel siyasi geleceğe.Müslümanlar  siyasi ve demokratik haklarının demokratik yollarla verilmediğini gördükten sonra radikal eğilimler güç kazanacak ; demokratik eğilimler güç kaybedecektir.&lt;br /&gt;&#13;
Bu radikal eğilimler bu sefer Akp ,Sp gibi partilerin tabanlarınca da &lt;br /&gt;&#13;
makul çizgiye çekilemeyecektir.Hatta bu ve benzeri tabanlardan radikalizme &lt;br /&gt;&#13;
doğru artan bir ivmeyle kayış başlayacaktır.Bu durum karşısında akil &lt;br /&gt;&#13;
adamların sorunun çözümü yönünde hareket edeceklerini zannedenler ,&lt;br /&gt;&#13;
çıkacaktır.Fakat bunlar yanılacaktır.Ne o akil adamlar ne de ABD ve AB&lt;br /&gt;&#13;
bu sorunun çözümü yönünde adım atmayacaklardır.Tam tersine bunları &lt;br /&gt;&#13;
önlemek için yeni yeni gayri nizami harp merkezleri kuracak .Silah zoruyla &lt;br /&gt;&#13;
bu olayları önleyebileceklerini zannedeceklerdir.Ancak, bu yöndeki olaylar&lt;br /&gt;&#13;
günden güne artarak ülkeyi tam bir bilinmezliğe sürükleycektir.&lt;br /&gt;&#13;
 Ayrılıkçı bölücü hareketlere gelirsek.Doğu ve güneydoğuda &lt;i&gt;kahramanlık&lt;/i&gt;ından dolayı AKP  ye verilen destek yok olacak.Bu insanların&lt;br /&gt;&#13;
bir kısmı radikalizme bir kısmı da bölücü teröre destek olmaya yönelecektir.Doğu ve güneydoğudan hergün bir feryat bir ah işitilmeye başlayacaktır.&lt;br /&gt;&#13;
 Ülke bu halde devam ederken bazı eksik kafalar ancak askeri bir darbenin&lt;br /&gt;&#13;
ülkeyi bu kargaşa ortamından kurtarabileceğini ileri süreceklerdir.Bu durum karşısında askeri bürokrasinin en tepesinde bulunanlar, aşırı radikal&lt;br /&gt;&#13;
laikçi eğilimlere sahiplerse darbe yapmaya çalışacaklardır.Fakat bu darbe&lt;br /&gt;&#13;
teşebbüsü ordu içinde savaşa ve doğu güneydoğuda çok kanlı olaylara isyanlara sebebiyet verecektir.Eğer o tarihte ordunun başında bulunan laik&lt;br /&gt;&#13;
generaller aşırı radikal laikçi eğilimlere sahip değillerse , halkın darbeyi istemediği yerde biz darbe yapmayız ve yapamayız diyerek perde &lt;br /&gt;&#13;
gerisinden laikçi kesime destek vermeye devam edeceklerdir.&lt;br /&gt;&#13;
  Final: Sonuçta ne olacak.Onu da bu bahsettiğim olayların olduğunu görün&lt;br /&gt;&#13;
ondan sonra yazacağım.&lt;br /&gt;&#13;
      Felekmest&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
   &lt;br /&gt;&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/p&gt;</description><category>ne olacak şimdi, siyaset, gelecek, siyasi geleceğimiz, akp, ak parti, adalet ve kalkınma partisi, demokrasi, radikalizm</category><pubDate>10 Jun 08 10:41:00 GMT</pubDate><guid>http://felekmest.mylivepage.com/forum/768/780/%20NE%20OLACAK%20%C5%9E%C4%B0MD%C4%B0%20%3F</guid></item><item><title>AKP'den Sürpriz Öneri   09/06/2008 ( 16:03 )</title><link>http://felekmest.mylivepage.com/forum/1378/772/%20AKP%27den%20S%C3%BCrpriz%20%C3%96neri%20%20%2009%2F06%2F2008%20%28%2016%3A03%20%29</link><description>&lt;hr/&gt;&lt;p&gt;Anayasa Mahkemesi'nin üniversitelerde türban serbestisinin yürütmesini durdurmasına AK Parti'den sürpriz bir öneri geldi. TBMM Adalet Komisyonu Başkanı AKP'li Ahmet İyimaya, Anayasa Mahkemesi'nin türban konusunda verdiği kararla yetkilerini aştığını ve Anayasa'yı ihlal ettiğini belirterek radikal bir teklif sundu.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
İyimaya, Anayasa Mahkemesi kararlarının askıya alınması önerisinde bulundu.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
CHP ise bu teklife yanıt vererek teklifi sert bir dille eleştirdi.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
İşte İyimaya'nın öneri taslağı:&lt;br /&gt;&#13;
Taslağa göre, TBMM, üye tam sayısının en az üçte birinin yazılı teklifi ve beşte üçünün gizli oyu ile Anayasa Mahkemesinin iptal ve itiraz davalarına ilişkin kararları ile yürürlüğü durdurma kararlarını askıya alabilecek.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Askıya almak için, Anayasa Mahkemesi kararının Anayasaya açıkça aykırı olması, dürüst yorum ilkeleri ile bağdaştırılamaması, temel normun birden fazla anlam içermesi yahut kararda kanun yada Anayasa koyucu gibi davranılmış olması hallerinden birinin gerçekleşmesi şart olacak.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Milletvekillerinin özlük hakları ile Anayasanın ikinci kısmının ikinci ve dördüncü bölümlerinde ve usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmalarda yer alan temel hak ve hürriyetlerin geliştirilmesine ilişkin Anayasa Mahkemesi kararları askıya alınamayacak.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Askıya alma teklifinin, Anayasa Mahkemesi kararının yayımını izleyen 10 gün içinde TBMM'ye verilmiş olması ve en geç 3 ay içinde sonuçlandırılması gerekecek.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Askıya alma teklifinin sonuçlandırılmasına ilişkin TBMM kararları, Resmi Gazetede yayınlanacak.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Askıya alma kararı, Anayasa Mahkemesi kararını bütün hüküm ve sonuçları ile ortadan kaldıracak.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Mahkeme kararında denetlenmiş olan kanun ve kanun hükmünde kararname, hiçbir işlem gerekmeksizin, yürürlüğünü sürdürecek.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Askıya alma kararının üzerinden 5 yıl geçmedikçe, Anayasa Mahkemesi aynı kuralı yeniden denetleyemeyecek.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Anayasa Mahkemesi kararları, Resmi Gazetede yayımından itibaren 10 gün geçmedikçe yürürlüğe giremeyecek. Süresinde verilen askıya alma teklifinin 3 ay içinde sonuçlandırılmaması yahut reddi halinde Anayasa Mahkemesi kararı derhal yürürlüğe girecek.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Anayasa Mahkemesi kararları yasama ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacak.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
AK Parti'li İyimaya, konuyla ilgili yazılı açıklamasında da Anayasa Mahkemesinin anayasa değişikliklerini esastan iptal etmesi kararının, Türkiye'de var olan Anayasa Mahkemesi krizini bütün boyutları ile somut şeklide görünür kıldığını savundu. Anayasanın TBMM'ye tanıdığı, “Tali kurucu iktidar yetkisi”nin, Yüksek Mahkemenin bu kararı ile pratik olarak sona erdiğini ileri süren Ahmet İyimaya, şunları kaydetti:&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
“Krizin asli muhatabı, iktidarı ve muhalefeti ile siyaset kurumudur. Siyaset kurumunun ortak bir refleks geliştirmesi, suçlayıcı demeçlerle yetinmemesi; demokratik ve anayasal sorumluluğunun kaçınılmaz gereğidir.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Tanımlanan görev tarifleri içinde egemenlik (yasama-yargı) çatışması, kabul edilebilir ve makul bir durum olarak nitelenemez.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Aynı anayasa ve adalet vatanında yaşayan sorumlu bir kişi olarak, çözüm yolunda geliştirdiğim bir öneriyi, 'Askıya alıcı veto'yu kamuoyu ile paylaşıyorum.”&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt; * *&lt;br /&gt;&#13;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;br /&gt;&#13;
CHP Grup Başkanvekili Hakkı Suha Okay, AK Parti Ankara Milletvekili ve TBMM Adalet Komisyonu Başkanı Ahmet İyimaya'nın, Anayasa Mahkemesi kararlarının askıya alınması önerisini, "İyimaya, sağ eliyle sol kulağını, başının üzerinden göstereceğine, doğrudan 'Anayasa Mahkemesi kuralları uygulanmaz, mahkeme lağvedilmiştir' diye bir teklifte bulunursa, belki sorunu çok daha kolay aşar" diye değerlendirdi.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Parlamentoda gazeteciler ile sohbet toplantısında Okay, AK Parti Ankara Milletvekili ve TBMM Adalet Komisyonu Başkanı Ahmet İyimaya'nın, Anayasa Mahkemesinin kararlarının askıya alınması önerisine ilişkin değerlendirmede bulundu.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Türkiye gündemini yeniden karıştıracak, yeni tartışmalar açacak, gerilim yaratacak bu tür önermelerle Türkiye'nin meşgul edildiğini savunan Okay, sözlerini şöyle sürdürdü: "Ya bu Anayasayı içimize sindireceğiz ya sindirmeyeceğiz. Herkes bu Anayasaya sadakat yemini ettiğine göre, bu Anayasa içinde çözüm önerisinde bulunması lazım. Türkiye'de, yoğun bir şekilde böylesine ham projelerle gündem dolduruluyor ve bunlar tartışılıyor.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Bu öneri, hukuk devletini, kuvvetler ayrılığını ortadan kaldırmaya yönelik, yargı üzerinde, yasamanın tahakkümünü oluşturacak bir öneridir. AKP'li değerli siyaset adamları, ülke gündemini böylesine altı boş, kimi tartışmalarla doldurmak istiyorlar. Türkiye'nin gerçek gündeminin konuşulmasını önlüyorlar." şeklinde konuştu.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
HABERALEMİ
&lt;/p&gt;</description><category>akp, başörtüsü, kapatma, anayasa mahkemesi, yetki aşımı, demokrasi, siyasete saldiri, işgal, Ülkenin işgali</category><pubDate>09 Jun 08 14:01:42 GMT</pubDate><guid>http://felekmest.mylivepage.com/forum/1378/772/%20AKP%27den%20S%C3%BCrpriz%20%C3%96neri%20%20%2009%2F06%2F2008%20%28%2016%3A03%20%29</guid></item><item><title>TOPTAN'DAN  ANLAMSIZ (!) ÇIKIŞ</title><link>http://felekmest.mylivepage.com/forum/979/770/%20TOPTAN%27DAN%20%20ANLAMSIZ%20%28%21%29%20%C3%87IKI%C5%9E</link><description>&lt;hr/&gt;&lt;p&gt; YENİ DÖNEMDE SENATO TARTIŞMASI&lt;br /&gt;&#13;
TOPTAN'DAN İLGİNÇ ÇIKIŞ&lt;br /&gt;&#13;
TBMM Başkanı Köksal Toptan, Anayasa Mahkemesi'nin başörtüsü düzenlemesinin iptaline ilişkin kararını değerlendirdi.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
İŞTE DEĞERLENDİRMENİN SATIRBAŞLARI:&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt; TBMM'nin anayasa kurallarına uygun olarak çıkardığı kanun herkesi bağlayıcıdır.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt; TBMM'nin yasama yetkisi mutlaktır.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt; 411 milletvekilinin çıkarmış olduğu yasayı Anayasa Mahkemesi şeklen değil, yetkisini aşarak esasa girerek karar vermiştir.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt; Anayasal denetim şartları yasalarla belirtilmiştir.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt; Kuvvetler ayrılığında hiç bir erk bir başka erkin yetkisini alamaz, ihlal edemez.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt; Anayasa Mahkemesinin inceleme yetkisi 148. maddede detaylı olarak anlatılmıştır.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt; Kuvvetler ayrılığı prensibinde yasama yürütme ve yargı erkleri yetkilerini aşmamalı, birbirinin görev alanına girmemelidir.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt; Bu erkler birbirine güvenmelidir.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt; Yargı ancak konulan normları inceler...&lt;br /&gt;&#13;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt; Toptan, yeni bir anayasanın yapımı yanında çift parlamentoyu, yani Cumhuriyet Senatosu konusunun da tartışmaya açılması önerisinde bulundu.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt; El birliği ile demokrasiyi korumalıyız.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;br /&gt;&#13;
İŞTE MECLİS BAŞKANI TOPTAN'IN AÇIKLAMALARININ TAM METNİ&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Toptan, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında, yarın Yunanistan'a gideceğini anımsatarak, Anayasa Mahkemesinin kararının gerekçesinin ne zaman yayınlanacağını bilinmediğinden bugün konuyla ilgili basın toplantısı düzenlediğini bildirdi.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Toplantısına, Türkiye Cumhuriyeti'nin Anayasasında da açıkça ifade olunduğu gibi demokratik laik ve sosyal bir hukuk devleti olduğunu vurgulayarak başlayan Toptan, tüm çağdaş demokrasilerde olduğu gibi Anayasanın, yasama, yürütme ve yargı erklerinin ayrılığı ilkesine dayandığını vurguladı.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Her erkin görev ve yetkilerinin sınırlarının Anayasada ve ilgili yasalarda açıkça belirlendiğini kaydeden Toptan, &lt;i&gt;Milletimizin temsil makamı olan TBMM'nin, Anayasa ve içtüzük kurallarına göre çıkardığı kanun, yürürlüğe girdikten sonra herkes için bağlayıcı ve uyulması gerekli bir norm halini almaktadır. Millet adına TBMM tarafından kullanılan bu yasama yetkisi mutlak bir yetkidir. Ancak hukuk devleti olmanın bir gereği olarak yürütmenin çalışmaları 'idari', yasama organı çalışmaları da belli şartlarda 'anayasal yargı' denetimine tabidir&lt;/i&gt; diye konuştu.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Bu denetim yollarının şart ve şekilleri, kuralları, konuları, yolları, hem Anayasa hem de ilgili yasalarda açıkça belirtildiğini vurgulayan Toptan, &lt;i&gt;Yargı, konulan normları ancak anayasa ve hukuk devleti ilkelerine göre yorumlar ve bir sonuca varır. Bu hak da yargı için mutlaktır ve tartışılamaz. Ancak erkler, anayasadan doğan haklarını kullanırken kendilerini başka bir erk yerine koyamaz ve olmayan yetkiyi kullanamaz, başka erkin yetkisini elinden alamaz, o alana müdahale edemez. Bu amaçla norm ihdas edemez&lt;/i&gt; dedi.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
-&lt;i&gt;ÇİFT KAMARALI SİSTEM...&lt;/i&gt;-&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;i&gt;Sorunlarımızı demokrasi içerisinde çözebileceğimize yürekten inanıyorum&lt;/i&gt; diyen Toptan, demokrasinin de sürekli gelişen ve değişen bir kavram olduğunu vurguladı.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Toptan, şunları kaydetti:&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;i&gt;Hepimiz el birliğiyle demokrasiyi savunmalı, korumalı ve geliştirmeye çalışmalıyız. Türk toplumu demokratik düzenin erdeminin ve yararlarının bilincine varmış durumdadır. Bize düşen, siyasal ve hukuksal yapılarımızı bu anlayışa uygun duruma getirmektir. Bu çerçevede yeni bir anayasa yapımı yanında belki çift kamaralı, yani senatoyu da artık Türkiye'nin tartışmasının yararlı olabileceğini düşünmekteyim.&lt;br /&gt;&#13;&lt;/i&gt;
&lt;br /&gt;&#13;
Demokratik yönetimin dayandığı değerleri, demokratik siyasal kültürü de güçlendirmeye hep beraber çalışmalıyız. Herkes bilmelidir ki Meclisimiz; yüksek temsil gücüyle bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Anayasada belirlenen ilkeler çerçevesinde millet ve tarih önünde ettiği yeminine sadık kalarak milleti için doğruları yapmaya devam edecektir. Vatandaşlarımızın, Türkiye'nin geleceğine olan güven ve inançlarında hiçbir eksilme olmamalıdır.&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&#13;&lt;/i&gt;
&lt;br /&gt;&#13;
Köksal Toptan, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşundan günümüze pek çok sorunu aştığını, içinde bulunduğu sorunları da durumu da aşacağını belirterek, &lt;i&gt;Bunun için kurumlarımıza ve birbirimize olan güven duygularını kaybetmemeliyiz, birbirimizi incitecek ve etkisizleştirme amacı taşıyan davranışlardan kaçınmalıyız. Bütün bunları karşılıklı konuşmak ve değerlendirmeler yapmak üzere önümüzdeki süreçte Parlamentomuzda temsil edilen siyasi partilerin liderlerini ortak bir toplantıya çağırmayı da düşünmekteyim&lt;/i&gt; diye konuştu. &lt;br /&gt;&#13;
07.Haziran.2008 11:00:04&lt;br /&gt;&#13;
SAMANYOLUHABER&lt;br /&gt;&#13;
  Bu durumda göstermektedir ki çürük sebzeyle güzel yemek yapılmaz.&lt;br /&gt;&#13;
                felekmest
&lt;/p&gt;</description><category>köksal toptan, meclis başkanı, anayasa mahkemesi, demokrasi</category><pubDate>07 Jun 08 10:17:03 GMT</pubDate><guid>http://felekmest.mylivepage.com/forum/979/770/%20TOPTAN%27DAN%20%20ANLAMSIZ%20%28%21%29%20%C3%87IKI%C5%9E</guid></item><item><title>AKP'den ilk açıklama!</title><link>http://felekmest.mylivepage.com/forum/979/767/%20%20%20%20AKP%27den%20ilk%20a%C3%A7%C4%B1klama%21</link><description>&lt;hr/&gt;&lt;p&gt;  AKP'den ilk açıklama!&lt;br /&gt;&#13;
   &lt;br /&gt;&#13;
	Gözler salı gününde! İşte AK Parti'nin değerlendirmesi! AK Parti MYK toplantısıyla ardından Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat açıklama yaptı.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
     &lt;img src="http://www.habervakti.com/resimler/siyasiler/dengirmirmehmetfirat1.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;br /&gt;&#13;
   &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;i&gt;KARARI ANAYASA İHLALİ OLARAK DEĞERLENDİRİYORUZ&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Açıklamadan satır başları&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
- Anayasa Mahkemesi kararı etraflı şekilde ele alınmıştır. Bu karar demokratik sistem ve tüm kavramlar açısından tartışılmaktadır. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
- Kararın daha önce bir örneği yok.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
- Anayasa Mahkemesi'nin kararı Yasama'nın yetkisine müdahaledir. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
- Anayasa Mahkemesi'ne giden kanun 411 milletvekili ile Yüce Meclis'ce kabul edilmiştir. Bu itibarla Yasama yetkisi ve Anayasa Mahkemesi'nin uygulaması dikkatle değerlendirilmelidir.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
- Karar, Kuvvetler Ayrılığı ilkesine aykırıdır.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
- Bütün partilere görev ve sorumluluk düşmektedir.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
- Gerekçeli kararın en kısa sürede açıklanmasını bekliyoruz.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
- Başbakan Erdoğan salı günü grup toplantısında kararı değerlendirecek.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Gazetecilerin sorularına geçildi&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
- Başörtüsü kararı kapatma davasından bağımsız değerlendirilmesi&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
- Kararı Anayasa ihlali olarak değerlendiriyoruz&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
AK Parti Genel Merkezi'nde Genel Başkan ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında gerçekleşen toplantı yaklaşık 5 saat 40 dakika sürdü.
&lt;/p&gt;</description><category>ak parti, akp, başörtüsüne zulüm, başörtüsünün yasaklanmasi, akp den açiklama, demokrasi, yetki aşımı, sözde demokrasi</category><pubDate>07 Jun 08 06:27:44 GMT</pubDate><guid>http://felekmest.mylivepage.com/forum/979/767/%20%20%20%20AKP%27den%20ilk%20a%C3%A7%C4%B1klama%21</guid></item><item><title>Bugünkü Sorunlarda Ahmet Necdet Sezer Faktörü</title><link>http://felekmest.mylivepage.com/forum/979/763/%20%20Bug%C3%BCnk%C3%BC%20Sorunlarda%20Ahmet%20Necdet%20Sezer%20Fakt%C3%B6r%C3%BC</link><description>&lt;hr/&gt;&lt;p&gt;  Ahmet Necdet Sezer Faktörü&lt;br /&gt;&#13;
6/6/2008 &lt;br /&gt;&#13;
	Şinasi HAZNEDAR&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Ak Parti hükümetinin 1.dönemi yani 22 Temmuz 2007 seçimlerine kadar olan sürede hükümet edebilmesinin tek sebebi bana göre Ahmet Necdet Sezer’miş.&lt;br /&gt;&#13;
Düşünüldüğünde bu sonuca rahatça ulaşılabiliyor.&lt;br /&gt;&#13;
Çünkü Ahmet Necdet Sezer, Tayyip Erdoğan iktidar olduğunda ve 22 Temmuz seçimlerine gitme kararı aldığında cumhurbaşkanı idi.&lt;br /&gt;&#13;
Hem “devlet”in başı hem de ordunun “başkomutan”ıydı.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Diğer deyişle resmi “laik” kesimin Abdullah Gül’ün seçilmesiyle “eyvah” çektiği ve hezeyanla eldeki son cumhuriyet kalesinin de düşmesi olarak yorumladığı Çankaya’da Ahmet Necdet Sezer oturuyordu. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
O orda oldukça Mustafa Kemal’in kurduğu cumhuriyet “emin” ellerde ve “güvence” içinde sayılabilirdi. Öyle de sayıldı nitekim.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Cumhuriyetin koruyucusu ve kollayıcısı kabul edilen, halkın en güvendiği kurum olarak gördüğü, laikliğin savunucusu, “türban”ın kamusal alanda serbest olmamasının en büyük “fren”i konumundaki cumhuriyet ordusunun “başkomutan”ı şimdiki gibi Türkiye’yi AHİM’e şikayete yeltenmiş ama sonrasında vazgeçmiş Abdullah Gül değil Ahmet Necdet Sezer idi. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Bunun ordu için ne büyük bir rahatlık olduğunu şimdi daha iyi anlıyoruz. Çünkü bu durum resmi “laik”lerce her ne kadar Ak Parti ve Recep Tayyip Erdoğan iktidar olsa bile devlet’in henüz “teslim” alınamadığı şeklinde kabul ediliyordu.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
CHP bile bunu böyle kabul ediyordu.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Ta ki Ahmet Necdet Sezer’in cumhurbaşkanlığı bitene kadar.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Ak Parti karşıtlığında buluşan kesim için artık iktidarın kesinlikle katlanılmayacak dönemi başlamıştı ve de düğmeye basmanın zamanı gelmişti.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Ahmet Necdet Sezer’in görev süresinin bitmesi ile birlikte onun hatırına mevcut duruma zoraki katlanan çevreler için artık “zembereklerinden boşalma” zamanı gelmişti.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Diyeceksiniz ki 27 Nisan muhtırası sırasında Ahmet Necdet Sezer Cumhurbaşkanı değilmiydi?&lt;br /&gt;&#13;
Doğru, Cumhurbaşkanıydı ama bu muhtıra 22 Temmuz seçimlerinde Ak Partinin ayağına çelme takmak, iç siyaseti Ak Parti aleyhine dalgalandırmak, olası cumhurbaşkanı adayı Abdullah Gül’ün önünü kesmek için Ahmet Necdet Sezer’in de “kafa” işaretiyle gerçekleştirilmişti bana göre.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Bu gün Ak Partiye yöneltilen “kadrolaşma” noktasındaki eleştiriler ve belli kesimlere “menfaat” sağladığı gürültüsü çıkarılan kararnameler Ahmet Necdet Sezer döneminde “veto” dalgakıranına çarpıp geri dönmüyormuydu?&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Ak Parti yapacağı her tasarrufu Çankaya’daki Ahmet Necdet Sezer faktörünü hesaba katarak yapmıyormuydu? Bu durumun varlığı Ak Partinin şimdiki kadar “gözü kara” davranmasının önünde bir engel olmuyormuydu?&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Oluyordu.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Evet...ne zaman Ahmet Necdet Sezer Çankaya’dan indi ve ne zaman hükümetten sonra devletin de en tepe noktası olan Çankaya Ak Parti tarafından ulusalcıların deyimiyle “ele geçirildi” Ak Partiyi yıpratıcı her türlü plan uygulamaya sokuldu.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Haberleri izliyorumda her türlü haberi Ak Parti aleyhine kullanmanın “haber mühendisliği” iddialı heber sunucuları eliyle yapılıyor.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Bırakalım Başbakanla “kedi” bağı kuran ve “teke tek” programına davet ettiğinde Fehmi Koru’nun bile “başka çıkacak program yok mu?” mealinde alınmasına neden olacak kadar ilişkileri iyi olan Fatih Altaylı’yı, Özkan’ları, Cevizoğlu vs. yi, Uğur Dündar ve Ali Kırca’nın bu “psikolojik harekat”ı büyük bir ustalıkla, iştahla ve incelikle yürüttüğünü gördükçe hayretten küçük dilimi yutuyorum.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Ahmet Necdet Sezer Tayyip Erdoğan için ne büyük bir güvenceymiş meğerse.&lt;br /&gt;&#13;
Resmi “laik” cenah Sezer hatırına nasıl da katlanmış Recep Tayyip Erdoğan’a.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Ben inanıyorum ki cumhurbaşkanı hala daha Ahmet Necdet Sezer olsa ne Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı bu muhtırayı verir ne de Danıştay karşı bildiri yayınlardı.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Ahmet Necdet Sezer’in varlığı onlar için hala daha “devlet” teslim alınmadı fotoğrafı olarak okunur ve “kan tükürüp kızılcık şerbeti içtik” demeye devam ederlerdi.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Kerhen Ak Parti’ye katlanır “hukuk” devletinin kurumlarıymış gibi devam ederlerdi.&lt;br /&gt;&#13;
Hem Ak Parti için hem de resmi “laik” çevreler için “oyun” Ahmet Necdet Sezer’in cumhurbaşkanlığı süresinin bitmesiyle sona erdi.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
“Hukuk” kurumlarının “siyasi” kimliği, ana muhalefet partisi CHP’nin bu uğurda “faşist” görünürlüğü göze alacak kadar savrulması, savunma bürokrasisinin Ak Parti iktidarına daha fazla katlanamayacağı histerisi Ak Partiden ne pahasına olursa olsun kurtulma projesinde bir araya gelerek ortaklığın işlemesini sağladı. Geçmiş cumhuriyet mitinglerini bile bu planın parçası olarak görmeli ve değerlendirmeliyiz.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Züccaciye dükkanına “fil” girmişti bir kere.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Dünya ile bozulacak ilişkiler, Türkiye’nin “demokratik” görünürlüğünün yerin dibine girmesi, AB ile ilişkiler, ekonominin “istikrar” zincirinden boşalması ve ülkenin demokratik ülkeler ailesinden hızla uzaklaşma tehlikesi bile Ak Partiden kurtulma gözü karalığının yanında “kabul edilebilir” ve göze alınabilir gerekçeler olarak kaldı.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Evet...Oyun hala hepimizin gözü önünde ve “hukuk” devletle yer değiştirerek, ana muhalefet çizgisini “faşizm”e çekerek ve bazı Abdüllatif “Brutus”lar da yardım ederek “demokrat” dünyayı hayrette bırakarak devam ediyor.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Bittiğinde “Atatürk’ün kurduğu laik, demokratik cumhuriyeti kurtardık” diyecekler.&lt;br /&gt;&#13;
Biz “kimden?” sorusunun cevabını bildiğimizden o soruyu sormayacağız.&lt;br /&gt;&#13;
Çünkü “demokratik” cumhuriyet olma ihtimalinden ve “halk”tan diye bildiğimiz ve emin olduğumuz cevabı bize veremeyecekler.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
habervakti
&lt;/p&gt;</description><category>Şinasi haznedar, demokrasi, demokratik, cumhuriyet, halk, halk düşmanliği, devlete sızmış olanlar, ak parti, adalet ve kalkınma partisi, cumhuriyeti iç edenler, cumhuriyet düşmanları</category><pubDate>06 Jun 08 15:56:37 GMT</pubDate><guid>http://felekmest.mylivepage.com/forum/979/763/%20%20Bug%C3%BCnk%C3%BC%20Sorunlarda%20Ahmet%20Necdet%20Sezer%20Fakt%C3%B6r%C3%BC</guid></item><item><title>BAYKAL'DAN ÖNDER SAV'I AKLAMA OPERASYONU MU?</title><link>http://felekmest.mylivepage.com/forum/979/696/%20BAYKAL%27DAN%20%C3%96NDER%20SAV%27I%20AKLAMA%20OPERASYONU%20MU%3F</link><description>&lt;hr/&gt;&lt;p&gt;BAYKAL'DAN ÖNDER SAV'I AKLAMA OPERASYONU MU?&lt;br /&gt;&#13;
Müthiş (!) planları deşifre oldu&lt;br /&gt;&#13;
CHP lideri Deniz Baykal'ın bugünkü dinleme iddiaları, "Önder Sav'ı aklama operasyonu'nun bir parçası mı?&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
İşte CHP'den gelen şok dinleme iddiasının perde arkası:&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Kim ne derse desin, CHP lideri Deniz Baykal'ın bugünkü açıklamaları tam anlamıyla, "Önder Sav'ı aklama operasyonu'nun önemli bir parçasıdır... Baykal açıklamaları ile bir taşla birkaç kuş vurdu. İşte Baykal'ın konuşmasının anlamı..&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
CHP lideri Deniz Baykal bugün sürpriz bir basın toplantısı yaparak, Peygamberimiz'e hakaret sözleri yayınlanan ve büyük tepki çeken partinin ikinci ismi, Genel Sekreter Önder Sav'ın makam odasının devlet tarafından dinlendiğini öne sürdü.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
"Ana muhalefet partisi CHP Genel Merkezi'ndeki bir oda devletin güvenlik güçleri tarafından dinlendi ve dinci bir gazetenin manşetinde yer aldı." sözleri Baykal' ait..&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Sözkonusu dinleme eski Bolu Valisi Ali Serindağ ile CHP Genel Sekreteri Önder Sav arasında geçen konuşma...&lt;br /&gt;&#13;
BAYKAL HEDEF ŞAŞIRTTI: SAV'IN SAYGISIZLIĞINI BAKIN NASIL ÖRTBAS ETMEYE ÇALIŞTI... &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Baykal bu basın toplantısı ile bir taşla birkaç kuş vurdu.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Nasıl mı?&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt;CHP lideri, Peygamberimiz'e yaptığı hakaret sebebiyle bir süredir toplum içine çıkamayan, basından fellik fellik kaçan, TBMM'de bile dikkat çekmemeye çaba gösteren Önder Sav'ı, devlet tarafından dinlendiğini ve bilhassa da bu konuşmanın Vakit Gazetesi'nde yayınlandığına dikkat çekerek 'bir anda' akladı, pak eyledi. Sav'ın Peygamberimiz'e hakaretleri ve gizli konuşmasının Baykal'ın tabiriyle 'dinci' bir gazetede yayınlanması... Baykal'ın bu açıklamasını takip eden kesimlerin, "Haa, demek ki gerçekten Önder Sav'a yönelik bir komplo var. İşte bu da kanıtı..." şeklinde bir izlenime kapılması başlıca amaçtı. Baykal bu amacı gözeterek bugünkü basın toplantısını düzenledi...Başarılı oldu mu? Onu zaman gösterecek? Önder Sav, bu dakikadan itibaren, devletin kendisini dinlediği ve bu konuşmasının da 'dinci' bir gazetede yayınlanmasının verdiği hisle eli arkasında gezintiye çıktıysa amaç kısmen gerçekleşmiş demektir. Sav, Peygamberimiz'e hakaretten dolayı kendisine eleştiri yöneltecek olanların sesini de bu operasyonla net bir şekilde kesmek amacındadır; "Bak beni kimler dinliyor ve bunlar nerede yayınlanııyor; demek ki bana karşı bu kesimin geniş bir komplosu var, siz ne diyorsunuz da ben anlamıyorum?..." diyebilecektir. Kim ne derse desin, Baykal'ın bugünkü açıklamaları tam anlamıyla, "Önder Sav'ı aklama operasyonu'nun önemli bir parçasıdır...&lt;br /&gt;&#13;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt;CHP lideri Deniz Baykal, yakın arkadaşı Önder Sav'ı devletin dinlediğini öne sürerek, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve AK Parti'ye yönelik bir atak geliştirdi. Bilindiği gibi bir süre önce Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Osman Paksüt'ün Emniyete ait bir araçtan dinlendiği iddia edildi. Konu yargıya taşındı. Baykal, Önder Sav'ı devletin dinlediğini ileri sürerek, Osman Paksüt olayına da bir göndermede bulundu, AK Parti Kapatma Davası'na selam çaktı.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt;Bu olayda en önemli sorulardan birisi hiç kuşkusuz Önder Sav ile eski Bolu Valisi Ali Serindağ arasında geçen konuşmanın kim/kimler tarafından sızdırıldığıdır. Komplo teorilerinin gırla gittiği bu ortamda bir komplo teorisi de bizden; Konuşma kriptoları bizzat Önder Sav tarafından kayda alınıp gerekli yerlere sızdırılmış olmasın!! Önyargı olmaksızın şunu de ekleyerek; Gizli konuşmayı yayınlayan Vakit Gazetesi'ne bu konuşma metni hangi yollarla ulaştı? Gazetecinin haber kaynağı anayasal güvence altında, elbette. Kimse 'nereden buldun bu haberi' sorgulaması içine giremez.. Ancak, konu Önder Sav'ı aklama operasyonuna dönüştükten sonra haberi kaleme alanların de bir çift sözünün olması gerekir diye düşünüyorum...ADNAN ÖKSÜZ/ CAFESİYASET
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;/p&gt;</description><category>vakit, Önder sav, cafesiyaset, kripto, Önder sav ı aklama, komplo, demokrasi, yalan, sahtekarlık</category><pubDate>28 May 08 16:15:53 GMT</pubDate><guid>http://felekmest.mylivepage.com/forum/979/696/%20BAYKAL%27DAN%20%C3%96NDER%20SAV%27I%20AKLAMA%20OPERASYONU%20MU%3F</guid></item><item><title>Vakit'ten CHP'ye hodri meydan !</title><link>http://felekmest.mylivepage.com/forum/979/695/%20%20Vakit%27ten%20CHP%27ye%20hodri%20meydan%20%21</link><description>&lt;hr/&gt;&lt;p&gt;  'MAHKEMEYE BAŞVURURLARSA BİLGİNİN NASIL GELDİĞİNİ AÇIKLARIZ'&lt;br /&gt;&#13;
Vakit'ten CHP'ye hodri meydan !&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;img src="http://resim.samanyoluhaber.com//haber/1/0/3/2/6/103266.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Vakit Gazetesi Ankara Temsilcisi Serdar Arseven, Sav ile Eski Vali arasında geçen konuşmayı nasıl elde ettiğine ilişkin soruları cevapladı.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Önemli olanın konuşmanın içeriği olduğunu aktaran Arseven, konuşmayı nasıl elde ettiğine ilişkin olarak ise, "Gider mahkemeye başvururlar. Biz nasıl geldiğini açıklarız. Ancak AK Parti ile bir ilgisi yok. AK Parti'den bugüne kadar bana hiçbir haberlik malzeme gelmemiştir. AK Parti ile ne organik ne de inorganik ilişki var. AK Parti böyle bir bilgi verecek olsa beni seçmez." dedi.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Konuşmanın içeriği nasıl elde ettiğine ilişkin olarak ise "Bunu Önder Sav düşünsün, etrafına baksın." ifadelerini kullandı. Konuşmaya ilişkin bilginin CHP'den geldiğini ima eden Arseven, Vakit'teki köşesinde ise "Görüşme kayıtlarını tarafımıza ulaştıran CHP'li dostlarımıza teşekkür ederim" diye yazdı.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Arseven, şöyle konuştu: "İşin aslı varken teferruatını tartışmamak gerekir. Bir vali ile CHP'nin yöneticisinin son derece çirkin bir konuşması var. Nasıl olurda devletin bir valisi, İçişleri Bakanı'nın tarikatçı olduğunu sorgulayabilir. Önemli olan konuşmanın içeriğidir. Bunun tartışılması gerekiyor."&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
İşte CHP Genel Sekreteri Önder Sav ile merkeze alınan eski Bolu valisi arasında geçen söz konusu diyalogun tam metni...&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Sav: Bolu'daki siyasi atmosfer nasıl?&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Vali: İşiniz çok da kolay değil. Ama zor diye teslim olmak da doğru değil.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Sav: Kararlı, dikkatli, siyasi iradeyi arkasına alan bir siyasi yapılaşmayı sağlayacak personel malzemesi var mı?&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Vali: Çok az olsa da var. Ama, çok fazla olmadığını bilmek lazım.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Sav: Bolu'yu nasıl görüyorsunuz? Özellikle, siyasi açıdan... Neler yapılabilir?&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Vali: Bolu'nun temelinde Cumhuriyet Halk Partisi var. Özellikle de Belediye seçimlerinde CHP'nin oyunun yükseldiğini görüyoruz. Bolu'da ciddi bir organizasyon olursa CHP adına bir toparlanma olur. Seçimi alabilecek duruma da gelebilir.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Vali: Basına da yansıdı. Başbakan Bolu'da gizlenerek ortaya çıktı. Benim hiç haberim yoktu&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Sav: Görevdeydiniz?&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Vali: Evet, evet. Koskoca Başbakan'dan haber yok. Bana da haber verilmiyor.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Sav: Bolu'da olabileceğini düşünüyor muydunuz?..&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Vali: Basın mensupları ve bazı kişiler bana da sordu. 'Bolu da olduğuna dair bilgiler ulaşıyor, doğru mudur' diye.. Benim de şüphelerim vardı ama sonuçta haber verilmemişti, bilmiyordum.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Sav: Bir Başbakan Bolu'ya gidiyor ve Valiye haber verilmiyor. Duruma bak. Ne de olsa özel korumaları var.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Vali: Ertesi günü Doğan Haber Ajansı'ndan fotoğrafını çektiler. (...) Bize ondan sonra haber verildi. Tabiî ki Başbakan dinlenmeye gelebilir. Madem geliyor, bence aramalı. Ya da hiç gizlenme.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Sav: Makul olan ikincisi yani gizlenmemesi.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Vali: Yani sıradan birisinden bahsetmiyoruz, Başbakan bu...&lt;br /&gt;&#13;
28.Mayıs.2008 17:54:02
&lt;/p&gt;</description><category>vakit gazetesi, serdar arseven, Önder sav, ak parti, mahkeme, demokrasi, baskı, cunta, chp li bürokratlar</category><pubDate>28 May 08 16:10:28 GMT</pubDate><guid>http://felekmest.mylivepage.com/forum/979/695/%20%20Vakit%27ten%20CHP%27ye%20hodri%20meydan%20%21</guid></item><item><title>Yargıtay bildirisine 'Kezban' yorumu</title><link>http://felekmest.mylivepage.com/forum/768/692/%20%20Yarg%C4%B1tay%20bildirisine%20%27Kezban%27%20yorumu</link><description>&lt;hr/&gt;&lt;p&gt;Yargıtay bildirisine 'Kezban' yorumu&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;img src="http://resim.samanyoluhaber.com//haber/1/0/3/2/1/103211.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Bir zamanlar vicdanlı olabilmiş insanların bu gün yaptıklarına bakıp hemen kızmamalı, anlamaya çalışmalı. Kim bilir neler yaşıyorlar!...&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Bulanık havanın dostları gözden kaçırılmamalı. O âlemde yaşananlar Tek Türkiye dizisinin Kezban tipinde saklı. Çünkü Kezban her yerde Kezban’dır. Sırtına yüklendiği yalan dolan argümanlarla gelip, hakikatin, doğrunun yamacına geçince çarpılır.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Yargıtay muhtırası, hükümet muhtırası derken, Danıştay’ın da gerilime dâhil olduğu bir zamanda nereden çıktı bu dost muhabbeti demeyin. Dost uyarısı yapanlar artmaya başladı.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Allah dostun eksikliğini göstermesin. Dost gibisi var mı?&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Dost kılığına bürünerek gelenleri de sezme basireti versin. Beyaz taşları pirinç zannedip, dişleri kırma gafletinden esirgesin…&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Bulanık havanın dostları tamı tamına beyaz taş örneğine uyuyor. Geçmişi bilinmezse nereye gitmek istediğini kestirmek zor olur. Hele bir de “Ben ne dediğine değil, ne demek istediğine bakarım. Satırların arasında gizli manaları takip ederim. Yüz hatlarını, bakışların arkasını görerek hareket ederim.” ciddiyetinde bu tür konulara kendini kaptırmışlar varsa…&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Bir de bunların türlü türlü renge bürünmüş, girdiği her ortamın davulunu çalmış olanları vardır. Onların “dost uyarısı” kabilinden üstüne basa basa söylediği şeylerin maksadı hemen anlaşılır. Şahsı itibariyle güven vermekten uzak olduğu için, akıllara ilk anda “sırtında kimin davulunu taşıyor?” sorusu gelir. Tokmağı iki kere indirdiği zaman, sorunun cevabı da kendiliğinden çıkar ortaya. Fazla uğraşmaya gerek kalmaz.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Belli zamanlarda ihtiyaç duyulur bu tiplere ve işte o zaman meydanı doldururlar. İhtiyaç kalmayınca da kimse dönüp yüzlerine bakmaz bunların.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Yani STV’nin Tek Türkiye dizisindeki muhtar ile kızı Kezban’ın hikâyesini oynarlar.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Muhtarın aklı ve hilesi büyük, Kezban’ınsa çenesi düşük dili büyüktür. Birilerine mesaj ulaştırmak isteyen ya da oralarda neler olup bittiğini merak edenler hemen Kezban’ı çağırır yanına; işi bitince de azarlayıp uzaklaştırır.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Kezban için çağrıldığı zamanlar önemlidir; azarları saymaz. Lafı yetiştirmenin zevki yeter ona, gerisine bakmaz. Fitne çıkmış, ortalığı fesat kaplamış, insanlar birbirine girmiş, ne ehemmiyeti var! Hatta bir de şaşırıp “Allah Allah!.. Ne oldu ki?” diyerek sütten çıkmış ak kaşık rolü oynayabilir Kezban’lar…&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Bu da bir insan tipi işte…&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Ve havayı bulandıranlar Kezban’ları bir düdükle toplayıverirler. Sonra kulaklarına bir laf üfleyip, salarlar ortalığa…&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Durmak, düşünmek, değerlendirip ona göre hareket etmek Kezban’ın hayatında hiç denemediği bir şey olduğu için başlar kendisine üfleneni ballandıra ballandıra anlatmaya…&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
İkiyi dört yapar, dördü on altı…&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Kalağına üflenen bir cümle ile öyle şişer öyle şişer ki bir iğne ile gümleyeceğini hesap edemez hale gelir.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Ağzı kulaklarında, şımarıklığın her türlüsü çizgi çizgi suratında belirirken bir de akıl oyunları yapmaya kalkar Kezban:&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
“Bak bilirsiniz ki, ben sizi severim. Başınıza bir şey gelmesin istemem.” diyerek son numarasını da gösterir.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Bir zamanlar Ebu Süfyan, ne kadar Kezban tipinde adam varsa salmış hepsini Medine’ye… Zaman Hendek Savaşı öncesini gösteriyormuş. Medine’ye ulaşan, gözlerini parlatıp, yanakları al al olmuş vaziyette ağzından tükürükler saçarak veriyormuş dehşet haberini:&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Mekke öyle bir ordu kurdu ki, sormayın. Bütün kabileleri topladı. Her taraftan üzerinize gelecekler. Kaçın! Kendinizi kurtarın!...&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
İşin ilginç tarafı, bu dehşet saçan adamların beklediği bir türlü olmamış. Aksine müminlerde, imanın tezahürleri ortaya çıkıyor ve olgunluk içinde şöyle diyorlarmış:&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
“Bize Allah yeter. O ne güzel vekildir.”&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Aynı durum Uhud Savaşı sonrasında da çıkmış ortaya. Savaşın nihayetinde elde ettikleri başarının müminlerde nasıl bir çöküntüye sebebiyet verdiğini öğrenmek isteyen Mekke çağırmış Kezban’larını ve salmış Medine istikametine…&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Kırıta kırıta Medine’ye gelince bir de ne görsünler, sanki o şehitler bu evlerden çıkmamış. O acıyı bu insanlar yaşamamış. Herkes işinde, gücünde…&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Belki de bu fotoğraf Mekke’nin hevesini kursağında bıraktı. Küçük Bedir’e gelemediler.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Küçük Bedir’in esprisi şu:&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
“Bedir’de siz yendiniz, Uhud’da biz… Bedir’de bir kere daha buluşalım. Son raund orası olsun.” denilmişti.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Hz. Peygamber ashabını alıp, Bedir’e gittiğinde Mekkelilerden eser yoktu!&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
İşte böyle…&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Kezban’ların nasıl geldiği değil, nasıl döndüğü daha önemli olur bazen…&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Çünkü Kezban her yerde Kezban’dır.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Sırtına yüklendiği yalan, dolan, saptırma türünden argümanlarla gelip, hakikatin, doğrunun yamacına geçince çarpılırlar.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Yeter ki müminler mümin olsun. İmanına zulüm karıştırmasın. İhlasının ayarını korumayı başarsın…&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;br /&gt;&#13;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;br /&gt;&#13;
Bulanık havanın cilveleri sadece Kezban vakalarıyla sınırlı kalmaz. Vicdanının sesini dinleyen, yeri geldiğinde güzellikleri alkışlamayı insanlığın gereği bilenlere de bire bir ilgi başlar bu zamanlarda…&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Şerif Mardin Hoca’nın meşhur “mahalle baskısı” bu ilginin sonuçlarından birisiydi mesela ve o zaman kendimce bir değerlendirme yapmıştım. Mardin Hoca ilimin sınırlarını biraz zorlayarak maruz kaldığı aforozdan kurtulmak istemişti bana göre. Süreç ona da hatırlatılmıştı muhtemelen ve Hocanın ince anlayışına havale edilmişti. O da bir parça mümaşaat gösterince konu Kezban’ların marifetine havale edilmiş ve bir anda ortalık “mahalle baskısından” geçilmez hâle gelmişti.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Hocaya yapılan ne baskısıydı ki “patates baskısı mı?” Aşiret mi, klan mı, site baskısı mı?...&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Sadece Mardin Hoca değil, medya ve üniversite camialarından olup, linç dönemlerinde objektif davranmak üzere bir kere olsun linç edilmek istenenlerin görüşüne başvuranlar da baskıyla karşı karşıya olmalı.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Olmalı diyorum çünkü sonuç ortada ama sebebi tahmin etme durumunda kalıyorum. Kendileriyle konuşma imkânı bulamadım.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Kendi hâllerine kalınca vicdanlarının sesini dinleyen bu insanlar son günlerde tam tersine işler yapmaya başladı. Havayı bulandırmak isteyenlerin bir kesimin üzerine boca edip, maksatlarına ulaşabilmek için ürettiği ne kadar iftira varsa hepsini tek tek sayarak bir nevi “pişmanlık bildirisi” yayınlıyorlar.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Özellikle Aydın Doğan Bey’i -muhtemelen yapmak istemediği bir işe yönlendirebilmek için- presleyen yazılar kaleme alıyor, olayları çarpıtıyorlar.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Bazı meslektaşlar bu durumu “Doğan grubunun Yeniçağ’laşması” olarak adlandırdılar. Bence bu isimlendirme yanlış. Ben olsam gazete olarak “Cumhuriyet’leşmesi” derdim. Çünkü bu süreç Hasan Cemal Bey’in yazdığı Cumhuriyet kitabının akabinde yaşanan tartışmalar ve mektuplaşmalarla başlayarak bu güne geldi. Nereye varmak istediği de belli. Muhtemelen Aydın Doğan Bey bu tür militanca tavır ve davranışları hazmedemiyor ve direniyor. Kendi grubu içinden, bir zamanlar objektif tavırlar ortaya koymuş kişilere yazdırılan yazılarla direnci kırılmaya çalışılıyor. “Bak bir zamanlar onları destekleyenler bile fark etti, neler yazıyorlar” diyerekten yapılıyor bunlar.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
O yüzden diyorum ki, dikkat lazımdır. Bir zamanlar vicdanlı olabilmiş insanların bu gün yaptıklarına bakıp hemen kızmamalı, anlamaya çalışmalı. Kim bilir neler yaşıyorlar!...&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
HAMDİ YILMAZER - AKSİYON
&lt;/p&gt;</description><category>siyaset, bulanık hava, kurt, kezban, ebu sufyan, yargitay, demokrasi, Özgürlük, baskı</category><pubDate>28 May 08 11:18:33 GMT</pubDate><guid>http://felekmest.mylivepage.com/forum/768/692/%20%20Yarg%C4%B1tay%20bildirisine%20%27Kezban%27%20yorumu</guid></item><item><title>TANRILIK KOMPLEKSİ</title><link>http://felekmest.mylivepage.com/forum/768/684/%20TANRILIK%20KOMPLEKS%C4%B0</link><description>&lt;hr/&gt;&lt;p&gt;TANRILIK KOMPLEKSİ&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Bir çeşit ruh deformasyonudur Tanrılık kompleksi.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
"Kendini bilen Rabb'ini bilir" gerçeğinden uzaklaştıkça kendinden uzaklaşır insan; sonra kendini bilmeyen Rabbini bilmez hakikatiyle yüz yüze gelir. Haddini aşar beşer; aczini, fakrını unutuverir. &lt;br /&gt;&#13;
Sadece unutsa neyse; tevehhümlere kapılır ve kendinde olmayan güçlerin varlığıyla övünür. Gurur tekebbüre dönüştükçe "vahid-i kıyasi hükmünde" kendine bahşedilen ego, vehimle gerçeği birbirine karıştırır ve insan kendine bahşedilen nimetlerin altında ezilir. Kendisine tevdi edilen emanetlerin aslî sahibi gibi bir zaman sonra dizginlenemeyen bir arzuyla hükmetme şehvetine kapılır. Megalomaninin tavan yaptığı bir hezeyan noktasıdır bu. Aşırı benlik duygusu öyle belirleyici bir hal almıştır ki, her şeyi ve herkesi kontrol etme arzusu içinde debelenir durur insanoğlu. Kendini Tanrı gibi hisseder ve bu vehmi güçlendirecek her türlü telkin ve tedbire başvurur. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Yeni bir hastalık değil Tanrılık kompleksi. Kökü çok eskilere dayanıyor. Mitoloji, Tanrı özentilerinin ve efsanelerin gurur savaşlarıyla doludur. Meselenin özünde fani bir varlığın kendini baki sanması olduğu için dinî kitaplarda uzun uzun anlatılır bu kompleks. Mesela Nemrut'la Hz. İbrahim karşılaştığında İbrahim Peygamber, Allah'ın Yuhyî ve Yumît ismine dikkat çeker; yani hayatı veren de ölümü veren de Allah'tır. Nemrut, bu gerçeği kabul etme yerine iki köleyi çağırtır ve birini öldürüp diğerini bağışlayarak "Ben de hayatı ve ölümü verenim" der. İbrahim Peygamber, misalini Nemrut'un vehimlerinin yetişemeyeceği bir ufka taşıyarak, "Benim Rabb'im güneşin doğudan doğmasına, batıdan batmasına hükmediyor; sen de batıdan doğur" der. Nemrut'un söyleyeceği bir şey kalmamıştır; ancak Tanrılık kompleksinden yakasını kurtaramaz ve "kazanma kuşağında kaybeder". &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Kompleksin çağdaş yansımaları &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Firavun başka bir tiptir Tanrılık sendromu açısından. Hükmetmek onu çılgına çevirmiş, hayatın aslî gerçeklerinden koparmıştır. Musa Peygamber'in anlattığı hakikatleri dinleme yerine kendi dar mantığıyla diyalektik geliştirir. Kur'an bu tüyler ürpertici manzarada Firavun'un söylediklerini Kasas Sûresi'nde şöyle naklediyor: "Ey Haman! Benim için bir ateş yakıp tuğla pişir de bana bir kule yap. Belki Musa'nın ilahına çıkarım." Tanrılık kompleksi Firavun'un bütün dengelerini bozmuştur. Kalbini hükmetmenin azgınlığına o kadar kaptırmış ki Allah, Musa Peygamber'e, "Firavun'a git! Çünkü o çok azdı. De ki nasıl, arınmaya gönlün var mı?" Öyle yaptı Musa Aleyhisselam. Adamlarını etrafına toplayan diktatör şöyle haykırıyordu: "Ben sizin en yüce Rabb'inizim" (Naziat Sûresi / 24 ) &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Tanrılık kompleksinin Mukaddes kitabımızdaki örnekleri sadece siyasî iktidar çerçevesinde verilmiyor. İnsanı çığırından çıkaran bütün zaaflar (tuhaftır ki o zaaflar üzerine kurgulanıyor kibir ve enaniyet) misaller yoluyla temellendiriliyor. Mesela Karun. Zenginlik onun ruhunu fakirleştirmişti. Kendisine bahşedilen onca nimetin aslî sahibiymiş gibi ve o paha biçilmeyen mülke sonsuza kadar malikmiş gibi davrandı. "Ben kendi ilmimle kazandım" (Kasas/78) derken sadece kendi zenginliğinin altını çizmiyor, kendi iktisat bilgisini de vurgulayarak başka bir tekebbür karinesi buluyordu kendine... &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Aslında Tanrılık kompleksinin çağdaş yansımaları üzerinde ayrıca durmak gerekiyor. Çünkü bahsi geçen kompleksin her boğumuna günümüzde kolayca rastlamak mümkün. Hatta bazı meslekler için bu riskin daha yüksek olduğunu düşünenler var. Yaptığı işlerle aşırı övünen; sonra bununla yetinmeyip daha öte övgüler peşinde koşan insanoğlu, kendini beğenmekle başlayıp kendine tapınmaya kadar uzayan dikenli bir yolda yürüyor çoğu kez. Mesela bazı sanatçılarda bu sendromun görüldüğünü, "Bir adam yaratmak"la başlayan tehlikeli maceranın bir zaman sonra pek çok şey yaratma vehmine kadar uzanabileceğini ileri sürmek zor değil. Hatta ruh terbiyesine dair tekâmül seyrinin ihmal edilmesi oranında kendini yaratıcı gibi görmekle başlayan bir ruh bozukluğuna hükmetme hezeyanları da eklenebilir. Bu öngörüyü destekleyecek misaller azımsanmayacak kadar tutuyor çünkü. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Doktorlar için de aynı şey geçerli. İyi bir benlik analizi yapılmamışsa, varlığın gayesine dair ciddi bir tefekkür sancısı çekilmemişse vs., bir zaman sonra insan gerçek manasıyla kendini "hayatı devam ettiren" ya da "hayatı sona erdiren" gibi görebilir. Doğum ve ölüm arasında kurulmuş bir salıncakta med-cezir yaşayan hekim, şifanın kaynağına, hayatın manasına, ölümün sonrasına dair mütevazı bir yol bulamazsa vehimle gerçek, asılla gölgeyi birbirine karıştırabilir. Tanrılık kompleksinin en yoğun yaşandığı kişiler arasında seri katillerin yer alması boşuna değildir. Aklî dengesi bozuk bir adam kaç cinayet işlerse işlesin ona seri katil denemez; çünkü bu menfur suçu işleyen seri katilin kendine mahsus metotları, törenleri, teknikleri vardır. Aniden öfkesine mağlup olup ölüm saçan bir insan da katildir ama seri katil değildir; çünkü seri katil kendine bir misyon belirler. Can alırken hissettiği gücün Tanrı'ya özenme olduğunu düşündüren ipuçları bırakır bu caniler. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Maskeli ego savaşçıları &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Daha saymaya gerek yok. Pek çok meslek grubu Tanrılık kompleksine uygundur. Ölçü bir kere kaçmaya görsün; hükmetme güdüsü akla hayale gelmedik bahaneler kullanarak cinnete dönüşür. Siyasî arena bu işe çok yatkındır mesela. Diktatörlüğün aslî mazereti hükmetme şehvetinin dur-durak bilmeyen vehimleridir. İki dudak arasından çıkan bir kelimeyle insanların hayatına hükmedenlerin dengeyi korumaları sadece kalbî derinlikle temin edilemeyebilir. İnsanî ve vicdanî telkinlerin yanında sistematik kontrollerin yapılması, iktidarı paylaşmanın bir sisteme bağlanması gerekir. Demokrasi bu yüzden inandırıcıdır. Yetki paylaşımını ve denetlenme ihtiyacını giderecek yollar aradığı için demokrasinin gerekliliğine inanmıştır insanlar. O özellik kaybolunca sorunlar başka noktalara kayabilir. Toplumu derinden etkileyebilecek her meslek bir şekilde denetlenebilir ve şeffaf bir yapıya kavuşturulmalıdır. Yargı da öyle. Çünkü asıl hükmetmenin meşru kaynağı kanunlar çerçevesinde belli insanlara emanet edilmiştir. Emanet diyorum; çünkü bütün kararlar meşruiyetini kanunlardan alır. Bazen kanuna uygun olan, hukuka uygun sayılmayabilir. Kamu vicdanı bambaşka bir mecrada kendine yol bulur. Ma'şeri vicdan hadiseye kitabî bakmaz; halk, ne kanunlardan haberdardır; ne içtihatlardan. Düz bir mantıkla (aslında bir sezgiyle) hadiseleri kare kare inceler ve hükme varır; o hüküm bir zorlamaya ya da propagandaya teslim olmaz, kendine has bir sezgi vardır karşımızda. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Bunalımlı dönemlerde kitle iletişim araçları önemli bir rol üstlenmiştir. Medya bu kadar sorumluluğu taşıyabilir mi? Hem evet hem hayır! Evet; çünkü kanunların kendine tanıdığı çerçeveye razı olur ve bağımsızlığını kimseye ipotek etmezse evet! Hayır; çünkü medya kendi işleyiş tarzı itibarıyla Tanrı kompleksine boyun eğmeye müsaittir. "Bir manşet attım..." diye başlayan övünme çizgisinden "Biz istemeden bu memlekette hiçbir şey yapılamaz" iddiasına kadar uzanan bir tekebbür silsilesinin izlerini bulmak mümkün bu meslekte. "Vaktiyle her başbakanın telefonuna çıkmazdım" diyen bir medya patronunun iktidar oyunu (power game) üzerine söyleyeceği çok şey olmalı. Bir medya sahibinin kendini Tanrı gibi görmesine şaşmamak lazım mesela. İktidarları alaşağı etme etkisini ve iktidarlar ihdas etme yetkisini kendinde bulan bir meslekte Tanrılık sendromu her an yaşanabilir. "Ben bu mevzuyu daha önce yazmıştım" diye başlayan basit atıflar, bir zaman sonra "Ben ne diyorsam o!" cümlesine dönüşebilir... &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Biliyorum; bu yorucu yazıyı okurken "Nereden çıktı bu Tanrılık kompleksi" diye soruyorsunuz. İtiraf etmem gerekiyor ki Türkiye'de bugün egolar çarpışıyor. Bu çatışma maskelerle yapılıyor. Kimi zaman kutsanmış ideolojilerle; kimi zaman dokunulmaz kavramlarla icra ediliyor bu amansız ve anlamsız savaş. Bazen kişisel bir kavgaymış havası veriliyor, bazen de kurumsal kimliklerin arkasına saklanılıyor. İyi niyetli yaklaşımlara, kendini aşan açılımlara ihtiyaç duyuldukça pohpohlanmış eneler devreye giriyor ve hükmetme ihtirasıyla adeta Tanrıcılık oynanıyor. Ve maalesef bazı meslekler bu işe çok müsait. Siyasetçinin sınavı da, askerin imtihanı da, yargının kaderi de, medyanın geleceği de bu zor günleri başarıyla aşmasına bağlı. Tanrılık kompleksini bir kenara bırakarak asgari müşterekler bulmak, hayatı paylaşarak zenginleştirmek, farklılığı yükselme vesilesi yapmak varken; "Hükmeden benim!" diye dayatma yapmak bu ülkeyi uçurumun kenarına getirdi. Bu kritik noktada kavgayı körükleyen herkes ama herkes, tarihe kendi hakkında kötü bir not düşecek ve kamu vicdanında derin bir yara açacak yaralayacak. Temel hak ve özgürlükler zemininde şeffaf bir yapı ve denetlenebilir bir çerçeve yakalamak, krizi her fırsatta dönüştürmenin biricik yolu. Bunu yapacak güç var bu ülkede; yeter ki kişisel ya da kurumsal kibir ve gururlar bir kenara bırakılabilsin... &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
26.Mayıs.2008 07:17:28
&lt;/p&gt;</description><category>tanrılık kompleksi, ekrem dumanlı, siyaset, demokrasi, gurur, tekebbür</category><pubDate>26 May 08 18:27:43 GMT</pubDate><guid>http://felekmest.mylivepage.com/forum/768/684/%20TANRILIK%20KOMPLEKS%C4%B0</guid></item><item><title>İster Ak Parti ile ister Ak Parti'siz</title><link>http://felekmest.mylivepage.com/blog/98/31565/%20%C4%B0ster%20Ak%20Parti%20ile%20ister%20Ak%20Parti%27siz</link><description>&lt;p&gt;İKTİDAR SEÇKİNLERİNİN BAŞVURMASI GEREKEN TEK YOL&#13;
İster Ak Parti ile ister Ak Parti'siz&#13;
'AK Parti kapatılsa da, kapatılmasa da korkulacak birşey yok.' Yeni Şafak gazetesi yazarı Fehmi Koru bugünkü köşesinde neye güvendiğini yazdı. İşte o yazı...&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yeni duruma yeni formül&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kapatma davası politikayla yakından ilgilenen herkesi kaygılandırdı da, bazıları daha fazla kaygılı. Anayasa Mahkemesi'nin vereceği karar ne yönde olursa olsun Türkiye'nin artık eskisi gibi olmayacağını ileri sürenler var. Karar kapatma yönünde olursa tarihin tekerrür etmesi kaçınılmazmış; kapatmazsa mahkeme, bu defa da Ak Parti gemi azıya alırmış...&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Daha ileri senaryolar yazanlar ve 'büyük bir hesaplaşma', hatta bir 'iç savaş' bekleyenler de var.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Beklenti sahiplerine saygı duymakla birlikte, Anayasa Mahkemesi üyelerinin sanıldığı kadar zor bir durumda olmadıklarına ve karar ne yönde tecelli ederse etsin, bundan ülkenin kazanacağına inanıyorum ben... Hesaplaşma herhalde olmaz; ancak bir iç savaş yaşanmayacağına, milletimizin sağduyusunun buna izin vermeyeceğine eminim.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ak Parti ile DTP'nin birbiri ardına kapatılmaları Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da 'temsil sorunu' ortaya çıkaracaktır; ora halkının yüzde 90'a yakını son seçimde oylarını bu iki partiye kullandılar çünkü... Esas dikkat edilmesi gereken nokta budur ve karar da esas bu yüzden önemlidir. Kendilerini siyasi yönden temsil edilmez gören insanların verecekleri tepkiden ben de kaygı duyarım.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Aslında kapatma davası açısından en önemli nokta 'temsil sorunu'... Davanın kabulü sonrasında patlayan tartışmalara bu gözle bakıldığında görülen şu: Ülkede kendilerini 'gerçek iktidar' olarak gören öyle kalmaya da kararlı bir güruh var. 'İmtiyazsız, sınıfsız' olmakla övünülen, asilzadesi bulunmayan bir ülkede hem imtiyazlı olduğuna, hem de 'iktidar olmak üzere doğduğuna' inanan insanlar bunlar...&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Son iki seçimdir, doğum hakkı olarak baktıkları iktidarlarının ve o sebeple kullandıkları imtiyazlarının ayakları altından kaydığına inanıyor bu güruh. Geçmişte, 'çıplak ayaklar', 'baldırı çıplaklar', 'çarıklılar' veya 'ağzı çorba kokanlar' diye küçümseyip aşağıladıkları halk katmanlarının kendilerini sistemin dışına ittiğini görüyorlar. Bunun bir adım ilerisinin iktidarlarının yok olması olduğunun fena halde farkındalar.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Farkındalar ve bunun için ölesiye kavga veriyorlar...&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Önceleri fütursuzca işlerini görüyorlardı. Seçimler usulen yapılıyor, iktidarları tehlikeye girdiğinde seçim sonuçlarıyla oynanıyordu. Bunun artık sürdürülebilir bir oyun olmadığını anladıklarında iktidarlarını dolaylı devam ettirmenin yeni yöntemlerini buldular. İktidar partilerini içeriden kendi adamlarıyla, dışarıdan da medya aracılığıyla denetim altında tutmak en geçerli yöntem olarak uzun yıllar çalıştı.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;2002 seçimiyle birlikte medyanın artık yeterince etkileyici olmadığını fark ettiler; 'içeride' de istedikleri sayıda adam bulunduramadıkları ortadaydı. 2007 seçimi ise bütünüyle çaresiz bıraktı 'iktidar olmak üzere doğduğuna inanan' tipleri; fotoğrafın dışında kaldılar.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Parti kapatarak süre kazanma, iktidarlarını sürdürmeye yarayacak yeni yöntemler bulma çabasındalar.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;"Merak etmeyin, bu iş büyük bir hesaplaşmaya veya iç savaşa yol açmaz" derken, kavgalarının nafile bir çaba olduğu gerçeğinden hareket ediyorum. Ak Parti ister açık tutulsun ister kapatılsın, bugünkü sosyolojik tabloyu bütünüyle ortadan kaldıracak bir büyük altüst oluş yaşanmadan eski dönemlerin iktidar ilişkisine dönmek mümkün değildir. Büyük bir altüst oluş için ise, milletin içinden çıkmış kurumlarına milletin kendisi asla izin vermeyecektir.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu durumda iktidar seçkinleri için tek bir yol kalıyor: Sandığın iradesine itaat ve Türkiye'deki iktidar formülünü yeni gerçekler ışığında revize etmek... Bugüne kadar devreye sokulmuş bütün formüllerde iktidardan uzakta tutulan halkı artık formüle eklemekten ve formülde halka yer açarken diğer iktidar unsurlarının iktidar alanında kapsadığı yerleri küçültmekten başka bir yol yok.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İster Ak Parti ile ister Ak Parti'siz, bunun gerçekleşeceğini hep birlikte göreceğiz.&#13;
  FEHMİ KORU . yenişafak&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;18.Mayıs.2008 11:14:37
&lt;/p&gt;</description><category>akp, ak parti, demokrasi, seçkinciler, elitistler, Çözüm, iktidar kavgası, anayasa mahkemesi</category><pubDate>18 May 08 13:41:54 GMT</pubDate><guid>http://felekmest.mylivepage.com/blog/98/31565/%20%C4%B0ster%20Ak%20Parti%20ile%20ister%20Ak%20Parti%27siz</guid></item><item><title>AK Partinin yol haritası belli mi?</title><link>http://felekmest.mylivepage.com/blog/1074/31173/%20AK%20Parti%C2%92nin%20yol%20haritas%C4%B1%20belli%20mi%3F%20%20</link><description>&lt;p&gt;ABDURRAHMAN DİLİPAK'ın yazısı...&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;AK Partinin yol haritası belli mi?  &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;AK Parti niçin susuyor, ne zamana kadar susacak? &#13;
Ne yapacak? &#13;
Şimdi en çok sorulan soru bu.. &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;  &#13;
 Kimine göre bu iş bitti. Yeni bir parti ve yeni bir genel başkanla yoluna devam edecek.. Hatta Genel Başkan bile belli. Numan Kurtulmuş. Versonun başkanı Erhan Göksele göre bu böyle..&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bahçeliye göre hiçbir parti vazgeçilmez değil. Kapasın gitsin yani. Aslında partisiz de olur. Parti dediğin ne ki? &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Perihan Mağden yazıyor: Tevekkül. Rehavet. Miskinlik. Biat. Kadercilik. Korkaklık. Güç bağımlılığı. Esasında: Güçsüzlüğün/uyuşmacılığın içselleştirilmesi hali. &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Berbat(h) bir AKP var huzurlarımızda. Evet Kemalistlerin huzuru, o herrr bi şeyden kaçı kaçıveren huzurları kaçmamış oluyor bu sayede. Ellerini kavuşturmuş (hani o meşhuuur 367 Kararını almış olan) Anayasa Mahkemesinin kararını bekliyorlar, kıldan ince boyunlarıyla. &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Fanatik/laikçi/life-style hastası/şirret Kemalistler yatsınlar kalksınlar da bu AKPye dindar oldukları için, tevekkül miskinliğiyle, biat pratiğiyle donatıldıkları için şükretsinler. &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu büyük çoğunluk, bu ezici sayıda kitle dindar olmasaydı, afyonlu olmasaydı, ezelden beri ezik büzük ve itaatkâr olmasaydı; NAH bu kadar uzun sürerdi onların ceberut/kıymeti kendinden menkul/yarı faşist/tam devletçi hükümranlığı!&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kimine göre Erdoğan yelkenleri indirdi ve bu iş bitti. Doğan-Dalan ekibi her akşam zaferlerini kutluyorlar.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kimine göre ise Karamanın koyunu, sonra çıkar oyunu..&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Erdoğan önce üzerilerine gitti, şimdi ricat ediyor.. Aslında sütre gerisinden üstüne gelenlerin cüret ve cesaretlerini artırıp, gizlendikleri yerden çıkıp saldırıya geçmelerini bekliyor. Onları kendi sahasına çekecek, sonra arkadan kuşatıp tepelerine inecek.. Hani Türk savaş taktiği Hilal harekatı. Yani operasyonun kod adı Hilal olur herhalde..&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Erdoğanı yakından tanıyanlar, Erdoğanın uysal kuzu gibi boynunu uzatıp beklemeyeceğini söylüyorlar..&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Erdoğanın sessizliği sinir bozucu. Hasan Celal Güzelin öfkeli tepkisini biliyorsunuz..&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;AK Parti çevresinden edindiğim izlenim şu, Erdoğan en az 3 ihtimal üzerine plan yapıyor.. Zamana ihtiyacı var ve şartların oluşmasını bekliyor..&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Şimdi önce şu 19 Mayısın geçmesi gerek.. Ardından Anayasa Mahkemesinin Anayasa değişikliği ile ilgili kararını vermesi gerek.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ne ilgisi var diyeceksiniz ama, şu Kraliçe hele bir gitsin..&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Biliyorsunuz İngiltere Türkiyenin stratejik ortaklarından bir diğeri..&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Lozandan tutun, Montreuxa Musuldan Kerküke, Kıbrısa kadar her alanda, kökü tarihe dayalı işbirlikleri sözkonusu..&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İsrail konusu da bunlardan bir diğeri..&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Sadece Musul-Kerkük değil, Kürt sorunu, Irakın geleceği ABDden çok İngiltere ile ilgili bir konu.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İngiltere olmadan BOPun da pratik bir değeri yok..&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kraliçenin ziyareti, magazinleştirilen protokol kurallarından daha farklı bir derinliğe sahip..&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kraliçe döndükten sonra da Anayasa Mahkemesinden gelecek kararı beklemek gerek..&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yani Haziranı beklemek gerekiyor. Hele Ankara biraz boşalsın. VIP tatile çıksın, o zaman Erdoğan sakin kafa ile bu konuları yeniden düşünecek..&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Türkiye üzerinde Erdoğan-Gülen etkisi sürecek.. Bu tercih, sadece demokratik bir tercih değil, uluslararası dengeler açısından da bir zorunluluk..&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Erdoğan kartını masaya açtığında bugün sevinçlerinden kadeh kaldıranların hali pek iç açıcı olmayacak..&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Varsayalım Erdoğan olmasa bile, Türkiye genel rotasından kolay kolay çıkmaz. Çıkartılamaz.. Bu tarihin bir zorlaması.. Türkiye kendi tarihi, kültürü, kimliği ile yüzleşecek..&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ekonomik göstergeler şu an için kötü olabilir, ama genel rota değişmeyecek. Terör büyük ölçüde bitecek.. İrtica yalanı artık çürük bir sakız gibi, bu iş artık gündemden düşecek. Ucuz, içi boşaltılmış  laiklik ve ulusalcılık tartışmaları da öyle..&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Biraz sabırlı olmamız gerekiyor.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu coğrafyada suların durulması ve taşların yerine oturması için daha uzun bir süre beklememiz gerekiyor..&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Şimdi, bugüne kadar ayağına verilen topları taca atan Erdoğanın şimdi ayağına gelecek topu kaleye göndermesi gerekiyor..&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Selam ve dua ile..&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İnna lillah. Altın Rafinerisi Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Halaç (38), Orta Afrikada altın arama çalışmalarından döndükten sonra yakalandığı sıtma hastalığı sonucu İstanbulda vefat etti.. Kendisine Allahtan rahmet diliyorum..&#13;
  VAKİT&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&#13;
Vakit
&lt;/p&gt;</description><category>akp, yol haritasi, aşiri laikler, aşiri laikçiler, dindarlar, müslümanlar, demokrasi, gülen, strateji, derinlik, taktik</category><pubDate>15 May 08 05:45:18 GMT</pubDate><guid>http://felekmest.mylivepage.com/blog/1074/31173/%20AK%20Parti%C2%92nin%20yol%20haritas%C4%B1%20belli%20mi%3F%20%20</guid></item><item><title>AKP'yi temizleme operasyonu!!</title><link>http://felekmest.mylivepage.com/blog/1074/30935/%20AKP%27yi%20temizleme%20operasyonu%21%21</link><description>&lt;p&gt;AKP'yi temizleme operasyonu!!&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;	Ulusalcı-milliyetçi cephenin kalemlerinden Sebahattin Önkibar, Kapatma Davasıyla başlayan ve "DARBE" yle biteceğini iddia ettiği süreci madde madde yazdı..&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Sebahattin Önkibar/Yeniçağ &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kapatılma davası sonunda olacaklar ve olmayacaklar?&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;1) AKP’ye açılan kapatılma davası siyasidir.&#13;
2) Yüzde 47 oy ile iktidar olan bir partiye dava açılması bireysel bir teşebbüs olamaz.&#13;
3) Açılan dava, bir büyük siyaset mühendisliği projenin eylemli ilk adımıdır.&#13;
4) Bu proje her hal ve şartta başarıya ulaştırılacaktır.&#13;
5) Davanın ardında AKP’nin etki alanının dışında olan devletin tamamı vardır.&#13;
6) AKP’ye kapatılma davasının açılacağı ya da operasyon yapılacağı Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı seçilmesi ile kesinleşmiştir.&#13;
7) Cumhurbaşkanlığı makamı cumhuriyeti kuran irade için bayrak gibi önemlidir.&#13;
8) Cumhurbaşkanlığına Abdullah Gül’ün seçilmesinin dışında, devlette yapılan ideolojik kadrolaşmalardan yeni İslamcı zengin bir zümrenin yaratılmasına, medyanın ele geçirilmesinden polisin askere karşı alternatif bir silahlı devlet gücü şekline dönüştürülmek istenmesine, Kerkük’ün statüsünün AKP hükümetince önemsenmemesinden ABD’nin dayatması ile K. Irak’da bağımsız bir Kürt devletine razı olunmasına ve de Kıbrıs’taki teslimiyete kadar pek çok neden kapatılma davasının gerçek gerekçeleridir.&#13;
9) Türban, laikliği sabote anlamında önemlidir, ancak gerçek fonksiyonu açılan davaya ambalaj olmasıdır.&#13;
10) AKP mutlak şekilde kapatılacaktır. Kapatılmama ihtimali binde bir bile değildir.&#13;
11) Tayyip Erdoğan dahil 40 kişinin tamamına yakınına siyaset yapma yasağı getirilecektir.&#13;
12) Cumhurbaşkanı Abdullah Gül için de yasak kararı çıkacaktır.&#13;
13) Çıkacak yasak kararı sonrasında Abdullah Gül’ün Çankaya’da kalıp kalamayacağı tartışmaya açılıp Gül’ün istifa etmesi istenecektir.&#13;
14) Kapatılma kararı ile beraber sümen altında tutulan yolsuzluk bombaları bir bir patlatılıp AKP cenahında panik yaratılacaktır.&#13;
15) Somut yolsuzluk dosyalarının ifşası ile beraber yargı Tayyip Erdoğan için ardı ardına davalar açacaktır.&#13;
16) İşe tam bu süreçte dalgalanacak olan AKP grubundan kopmalar olacak ve yeni siyasi oluşumlar AKP’den kopanların ekseninde şekillendirilecektir.&#13;
17) Yasaklar ya da istifalarla Anayasa gereği zorunluluk haline gelecek olan ara seçime işte böylesine dalgalı ve parçalı tablolarla gidilecektir.&#13;
18) Bazılarının ileri sürdüğü gibi Tayyip Erdoğan bağımsız milletvekili adayı olamayacaktır. Anayasa Mahkemesi buna set çekecektir. Erdoğan’ın bağımsız adaylığına izin verilmesi kapatılma projesinin ters yüz edilmesi olacağından böyle bir şeyin olma ihtimali yüzde bir bile değildir.&#13;
19) AKP’den ilk etapta ANAP ve liberal patentliler ayrılacaktır. Bunu Abdullatif Şener’le irtibatı olan az sayıdaki Milli Görüşçüler izleyecektir. Ardından ılımlılar da bir bir kopacaktır. Erdoğan’ın etrafında Güneydoğu kökenlilerle yakın çevresi kalacaktır.&#13;
20) AKP içinden yeni oluşuma doğum için Abdüllatif Şener ve Köksal Toptan’ın dışında Cemil Çiçek, Abdülkadir Aksu ve Ali Çoşkun üçlüsü de ortak olarak zemin yokluyor. Bu üçlüye yine çok ünlü bir AKP’li isim perde gerisinde destek oluyor ve hatta taktik veriyor.&#13;
21) Erdoğan’ın muhtemel emanetçisi Ali Babacan ya da Mehmet Ali Şahin olacak.&#13;
22) Mahalli seçim sürecinde İstanbul belediyesindeki yolsuzluklar için yayın sağanacağı başlayacak ve bu şekilde Tayyip Erdoğan’ın en büyük kalesi düşürülmeye çalışılacak. Dahası,Tayyip Bey’in emanetçiye teslim edeceği yeni partinin oyları da düşürülmeye çalışılacak.&#13;
23) Tayyip Erdoğan efsanesinin tamamen sönmesi için açılacak davalar bağlamında yargı kararı beklenecek. Bu şekilde bir mahkumiyet durumunda Erdoğan tarih olacak.&#13;
24) Bir aksilik olur da ters bir süreç şekillenirse (Hiç arzu etmesek de) demokrasi perdesi bir süreliğine inecektir..&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;NOT: Bunlar temenni değil, bilgiye dayalı analizimizdir.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&#13;
   Çok güzelce temennilerini ve tabii ki planlarını da ortaya koymuş.Fakat en önemli noktayı unutmuş.HALKI VE halkın bu alçakça taarruza vereceği tepkiyi..&#13;
   Bir eski askerin dediği gibi hiçbir zaman ordu halka karşı darbe yapmaz,  yapamaz... Yapabilseydi 12 eylülden önceki cinayetleri işletmezlerdi.Direkt yönetime el koyarlardı.Halkın bu rezaletegünbegün tepkisinin arttığı bu zaman ve zeminde darbe hiçbir şekilde gerçekleşmeyecektir.&#13;
  Rezil çetenin parti içindeki uzantıları da  geçmiştekileri olduğu gibi  halk onları da siyaset çöplüğüne atacaktır.&#13;
  İttihat ve Terakki artıklarının kırk oyununun kırkını da biliyor&#13;
bu millet .&#13;
  Baskı ve kötülükten zevk alanların bir hesabı varsa elbette Allah&#13;
ın da bir hesabı var.&#13;
     Felekmest&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/p&gt;</description><category>akp, kapatma, demokrasi, ittihat ve terakki, baskı, kötülük, recep tayyip erdoğan, adalet ve kalkınma partisi</category><pubDate>13 May 08 13:35:55 GMT</pubDate><guid>http://felekmest.mylivepage.com/blog/1074/30935/%20AKP%27yi%20temizleme%20operasyonu%21%21</guid></item><item><title>Başörtüsü nefreti cinnete dönüşüyor!</title><link>http://felekmest.mylivepage.com/blog/1074/30808/%20Ba%C5%9F%C3%B6rt%C3%BCs%C3%BC%20nefreti%20cinnete%20d%C3%B6n%C3%BC%C5%9F%C3%BCyor%21</link><description>&lt;p&gt;             Başörtüsü nefreti cinnete dönüşüyor!&#13;
5/11/2008 &lt;img src="http://www.habervakti.com/resimler/basortusu/canakkalede.jpg" border="0" alt="" /&gt;  &#13;
	Çanakkale 18 Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Rektörü Ali Akdemir, 'aralarında 3 tane başörtülü var' diye şehitliği gezmek için gelen 13 avukat ile ailelerinin geceyi pansiyonda geçirmelerine izin verilmedi.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Aralarında çocukların da bulunduğu 31 kişilik heyet, 24 saatlik yolculuğun ardından gece yarısı rektörün gözü önünde pansiyona alınmayarak yorgun bir şekilde ortada bırakıldı. Avukatlar şaşkın bir şekilde 3 saat otobüste bekledikten sonra gece yarısı saat 01'de Güzelyalı'daki pansiyonun önünden ayrılmak zorunda kaldı. 18 Mart Üniversitesi Rektörlüğü'nün kar amaçlı olarak işlettiği Çanakkale'ye 10 kilometre uzaklıktaki pansiyonlara yaz boyunca bikinili insanlar yaz boyunca sınırsız bir şekilde girip çıkarken, önceden rezervasyon yaptıran avukatların geceyi geçirmelerine izin verilmemesi tepkiyle karşılandı. Yaşadıkların insanlık ayıbı olarak yorumlayan Sakaryalı avukatlar geceyi Çanakkale'ye dönerek başka bir pansiyonda geçirdi ve sabah saatlerinde kentten ayrıldı.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Sakarya'da görev yapan 13 avukat, yanlarına eş ve çocuklarını da alarak 31 kişilik kafile halinde Çanakkale Şehitliği'ni gezmek üzere yola çıktı. Cuma sabahı Çanakkale'ye ulaşan ekip, karşıya geçerek akşama kadar şehitlikleri gezdi. Gece saat 23.00 sıralarında da dinlenmek için önceden rezervasyon yaptırdıkları pansiyona geldi. "Bu kadarı da olmaz" dedirten olay da bu sırada yaşandı. Otobüse giren güvenlik görevlisi, avukat eşlerinden 3'ünün başının örtülü olduğunu, bu yüzden pansiyonlara giremeyeceklerini söyledi. Olaya tepki gösteren avukatlar, o sırada tesislerde bulunan ÇOMÜ Rektörü Ali Akdemir ile görüştü. Avukatların verdiği bilgiye göre rektör, uygulamanın doğru olduğunu söyleyerek avukatlara yardımcı olmadı. Muhabirimizin olay yerine gelmesi üzerine avukatlardan biri ile tekrar görüşen rektör, olayın gazete ve televizyonlara yansımaması şartıyla avukatları pansiyona alabileceğini söyledi. Avukat grubu, bu gelişme üzerine daha da sinirlenerek gece saat 01.00 sıralarında pansiyon girişinden ayrıldı. Tanıdıkları vasıtasıyla Çanakkale'de ayarladıkları başka bir pansiyonda geceyi geçiren heyet, sabahleyin Sakarya'ya hareket etti.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Çanakkale'ye şehitleri ziyaret için geldiklerini söyleyen Sakarya Barosu avukatı Zafer Kazan, karşılaştıkları durumun büyük bir insanlık ayıbı olduğunu vurguladı. Kazan, "Bizler yola çıktığımız saatten itibaren 24 saattir ayaktayız. İçimizde çocuklar var. Öğrenciler için bu tür bir uygulama var. Ancak bizler buraya her hangi bir etkinliğe katılmak için değil, uyumak için geldik. İnsani bir ihtiyaç için uyumak için geldik. Bu bir insanlık ayıbı. Biz hangi kanuna karşı çıkıyoruz ki bu duruma maruz kalıyoruz. Bu bir insanlık suçudur. Şoförümüz uykusuz, oteller dolu olduğu için buraya geldik biz." diye konuştu.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Zorunlu olarak tesislerin dışında bekletildiklerini söyleyen avukat Bilal Işık ise araçta bulunan çocukların otların içine tuvaletlerini yaptıklarını, haklarını arayacaklarını ifade etti. Işık olayı şöyle anlattı: "Şehitlikleri gezmek için 13 avukat arkadaşımızla birlikte Çanakkale'ye geldik. Çanakkale'deki otellerin dolu olması nedeniyle arkadaşlarımız üniversitenin sosyal tesislerinin içinde bulunan pansiyonları ayarlamışlar. Biz de gezi sonrası gece yarısı buraya konaklamak için geldik. Fakat tesislerin girişindeki güvenlik görevlisi 26 avukat arkadaşımızdan 3 tanesinin eşinin başı kapalı olduğu için içeriye alamayacağını söyledi. Bizler de bu durum karşısında bir hukukçu olarak nasıl davranmamız gerekiyorsa öyle davrandık. Bulunduğumuz yerin üniversitenin derslikleri ile bir alakası yok. Biz tesis içinde dahi gezmeden hemen odalarımıza çekilip yatacaktık." &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Zaman
&lt;/p&gt;</description><category>başörtüsüne baskı, islama hakaret, Özgürlük, serbesti, laiklik, Çanakkale, Şehitlik, demokrasi</category><pubDate>12 May 08 18:34:14 GMT</pubDate><guid>http://felekmest.mylivepage.com/blog/1074/30808/%20Ba%C5%9F%C3%B6rt%C3%BCs%C3%BC%20nefreti%20cinnete%20d%C3%B6n%C3%BC%C5%9F%C3%BCyor%21</guid></item><item><title>İşte Ergenekon'un son marifeti !</title><link>http://felekmest.mylivepage.com/blog/1074/30363/%20%C4%B0%C5%9Fte%20Ergenekon%27un%20son%20marifeti%20%21</link><description>&lt;p&gt;  HER TAŞIN ALTINDAN ÇIKIYOR&#13;
İşte Ergenekon'un son marifeti !&#13;
Ergenekon terör örgütünün bir ahtapot gibi Türkiye'yi sarıp sarmaladığı her geçen gün daha iyi anlaşıyor.Ergenekon örgütünün son marifeti! bakın ne?&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;GATA'daki sahte çürük raporu operasyonundan Ergenekon çıktı &#13;
Gülhane Askeri Tıp Fakültesi'nde (GATA) para karşılığı düzenlenen sahte çürük raporlarıyla bazı kişilerin 'askerlikten kurtulmalarına' olanak sağladıkları gerekçesiyle başçavuştan albaya tam 138 sanık hakkında 2 ila 982 yıl arasında hapis istemiyde dava açıldı.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İddianamede, çetenin rüşvet paralarını doktorlar ve personelle paylaştığı, verilen raporlarda 'Avize takarken düştüm'den, 'Kavgada elim kırıldı'ya kadar birçok bahanenin yer aldığı belirtiliyor. Davanın sanıklarından Salih Zeki Balaban'ın Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Derneği'nin üyesi ve Ergenekon soruşturmasının ilk ayağı Girdap Operasyonu'nun tutuklu sanığı olduğu belirlendi.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Hürriyet gazetesinin haberine göre GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesi'nde son yılların en büyük sahte çürük raporu operasyonuyla ilgili, aralarında 4 albay, 5 yarbay, 2 binbaşı, 1 yüzbaşı, 5 teğmen ve 5 başçavuşun bulunduğu 5'i tutuklu 138 sanık hakkında dava açıldı. Kara Kuvvetleri Komutanı 1. Ordu Komutanlığı Askeri Savcısı Erhan Ermişoğlu'nun hazırladığı iddianamede, 2004-2005-2006 yıllarında rüşvet alıp vermek, zincirleme askerlikten kurtulmak için hile yapmak, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, örgüt adına suç işlemek ve görevi ihmalle suçlanan sanıklar için, 2 ile 982 yıl arasında hapis isteniyor. Ayrıca alınan rüşvetlerle, sahte rapor düzenleten er ve erbaşların TSK'dan aldığı hava değişimi paralarının tahsili ve 1 albay, 1 yarbay, 2 binbaşı, 1 yüzbaşı ve 5 başçavuşun ordudan çıkarılması isteniyor.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Askeri Savcı Erhan Ermişoğlu'nun, GATA'da görevli 138 sanık hakkında hazırladığı iddianame 279 sayfa tutuyor. Savcı, sanıkların belirli bir hiyerarşik yapı içinde, süreklilik arz eder şekilde ve dayanışma halinde, birlikte hareket ettiklerini, bu çerçevede makam ve memuriyetlerini kötüye kullanarak askerlik hizmetinden kurtulmak isteyenler için maddi menfaat karşılığında sahte rapor düzenleyip temin ettiklerini iddia ediyor. Çürükçü sanıklar arasında Ergenekon'un ilk ayağı 'Girdap operasyonunun' tutuklu sanığı, VKGB üyesi Salih Zeki Balaban da var. Balaban, bir emekli albayın oğluna sahte rapor almakla suçlanıyor.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Banka hesapları üzerinden izlenen para trafiğine de yer verilen iddianamede, GATA'da görevli Uğur T. ile Hakan D.'nin, askerlikten kurtulmak isteyen er ve erbaşla rütbeli personel arasında menfaat karşılığı ilişki kurduğu, sahte rapor işlemlerini doktor imzalarını taklit ederek, başkalarına ait röntgenleri kullanarak gerçekleştirdiği öne sürülüyor. İddianamede, şu suçlamalar yer alıyor: "Hastaların pek çoğunu görmedikleri, hastaların sadece bilgisayar üzerinden servise girişlerinin yapıldığı, doktorlarca muayene edilmediği, röntgen çektirilmediği, rapor suretlerinin iş yoğunluğundan da istifade ile büyük çoğunlukla doktorlara imzalatılarak, bazen de doktorlar yerine imza atılarak düzenlendiği, sahte raporların askerlik şubesi ve birlik komutanlarına gönderilerek, adı geçen kişilerin askerlik hizmetlerinden kısmen de olsa uzak kalmalarına imkán sağlandığı..." İddianamade, erbaş ve erlerin hava değişimi raporu almak için başvurdukları sanıklardan Bçvş. Esen Ç.'nin şu sözleri de yer alıyor: "2000'i doktor alıyor, 2000'i personele veriyorum, 1500 de bize kalıyor, bu paralar paylaşılırken merkez komutanlığına da gidiyor."&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İddianamede fazla kiloları nedeniyle askerlikten muaf tutulma hakları bulunan bazı kişilere de para karşılığı rapor düzenlendiği de ortaya çıktı. Sanık Serkan G., ifadesinde, B. Binbaşı'ya, "Komutanım, bu kişilerin fazla kiloları nedeniyle zaten hakları var. Rapor alabilirler" dediğini, binbaşının, "Bu çocukları doğrudan sana göndereyim, ancak onlar bu tür hakları olduğunu bilmesinler, hastaneden de bir kişi onlara yardımcı olsun" diye cevap verdiğini öne sürüyor, para ve hediye önerildiğini iddia ediyor.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;'Çürük' bahaneler&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Askeri Savcılık iddianamasine göre, hava değişimi için 7 ayı bulan, çoğunlukla askerliğin bitimine birkaç ay kala verilip terhis sağlanan sahte raporlarda, en çok merdivenden düşme gerekçe gösterilmiş (25 kişi). Onu, maç yaparken düşenler takip ediyor. Tamamının uydurma olduğu ileri sürülen diğer gerekçeler şöyle:&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Sinirlenip sol kolumu duvara vurdum, elim kırıldı.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Abajuru düzeltirken dengemi kaybedip düştüm.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İzin dönüşü can kurtaranlık yaparken gözetleme kulesinden düştüm.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kaldırımda yürürken dengemi kaybedip düştüm, elim kırıldı.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Eşya taşırken dolap üzerime düştü.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Eşya yüklerken kamyondan düştüm.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Hasta annemi ziyaret ederken sedye koluma çarptı.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kavgada dayak yedim.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Şakalaşırken düşüp elimi kırdım. &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;ZAMAN&#13;
06.Mayıs.2008 15:34:08
&lt;/p&gt;</description><category>ergenekon, Çete, darbe, kapatma, demokrasi, Özgürlük</category><pubDate>06 May 08 15:13:20 GMT</pubDate><guid>http://felekmest.mylivepage.com/blog/1074/30363/%20%C4%B0%C5%9Fte%20Ergenekon%27un%20son%20marifeti%20%21</guid></item></channel></rss>
