<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<!--RSS generated by Flaimo.com RSS Builder [2009-12-25 03:57:45]-->
<rss version="2.0"><channel><docs>http://felekmest.mylivepage.com</docs><link>http://felekmest.mylivepage.com</link><description>haydar :: MyLivePage</description><title>haydar</title><image><title>haydar</title><url>http://avatar014.mylivepage.com/chunk14/319926/11.gif</url><link>http://felekmest.mylivepage.com</link><description>haydar :: MyLivePage</description></image><category>Communications</category><ttl>60</ttl><item><title>Türkiye’yi yok etme planı!</title><link>http://felekmest.mylivepage.com/forum/768/1320/T%C3%BCrkiye%E2%80%99yi%20yok%20etme%20plan%C4%B1%21</link><description>&lt;hr/&gt;&lt;p&gt;Türkiye’yi yok etme planı!&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&#13;
Türkiye’nin gündemini üç haftadan beri meşgul eden “AKP ve Fethullah Gülen Hareketi’ni Bitirme Planı”na ilişkin ortaya çıkan belge ve üzerinde çıkan tartışmalar, Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un “Bu bir belge değil, kağıt parçasıdır” sözleriyle yeni bir boyut kazandı. &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Demokrasi ve hukuka olan bağlılığını bir kez daha yineleyen Başbuğ, nedense “hukuki ve demokratik olmayan” akreditasyon uygulamasıyla başında bulunduğu kurumun belirlediği gazetecilere konuştu. Konuşmasında belgeyle ilgili daha çok mazruf yerine zarfa vurgu yapması kamuoyunu tatmin etmedi.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;TSK’nın uyguladığı akreditasyon bir tarafa, biz “bir kağıt parçasından oluşan belgeyle” ilgili olarak düşüncelerimizi belirtelim. Geçtiğimiz hafta habervaktim’de belgenin sahte ya da gerçek olmasının hiçbir öneminin olmadığını, Türkiye’de millete karşı zaten adım adım “psikolojik bir bitirme harekatı” uygulandığını belirtmiştik. &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Orgeneral Başbuğ, “kağıt parçası”nın ‘sahte’ olduğunu söylüyor ancak, o kağıt parçasında yer alan ‘sahte’ notlar, nedense gözümüzün önünde uygulanmaya çalışılıyor. Halkın iktidara getirdiği AK Parti Hükümeti’ni devirmek ve Gülen Cemati’ni bitirmek için ille de kağıt parçalarının hazırlanması gerekmiyor. &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;AK Parti’yi iktidara getiren millete karşı verilen “asimetrik ve psikolojik harekat” zaten AK Parti’yi bitirmeye yönelik değil mi? “Beyaz Türkler ile Türk olmayan Beyazların” zorbalığı nedeniyle kamu kurum ve kuruluşlarında uygulanan örtü yasağı, İmam Hatip liselerine uygulanan kat sayı adaletsizliği, Kur’an kurslarına getirilen yaş uygulaması; halka karşı verilen “asimetrik ve psikolojik harekatın” örnekleri değil mi? Bütün bu haksızlıklar, bir “bitirme ve yok etme” anlamına gelmiyor mu?&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kaldı ki; daha yakın geçmişte, iki yıl öncesinde, Genelkurmay Başkanlığı sitesinden hükümete verilen muhtıra, Ergenekon davasıyla birlikte ortaya çıkan darbe planları, 28 Şubat darbesi sürecindeki andıçlar hafızamızdaki tazeliğini korurken, ortaya çıkan bu son belgenin sahteliğinden şüphelenilmesi için birçok neden bulunuyor. Belge ‘sahte’ ya da ‘gerçek’ olsun, milletin inancına karşı yürütülen savaşa son verilmedikçe, Sayın Başbuğ’un söylediklerinin hiçbir değeri bulunmuyor.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İnşallah, bu ülkenin varlık sebebi olan yüce dinimize karşı verilen “asimetrik ve psikolojik harekat”ın, Türkiye’nin varlığını ortadan kaldırmakla eşdeğer olduğunu kavradığımız zaman, çok geç olmaz. &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Hayırlı bir hafta dileğiyle…&#13;
habervaktim editör den  alıntıdır&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/p&gt;</description><category>türkiye’yi yok etme planı, siyaset, andıç, tsk, islama karşı savaş, irticaya karşı savaş, islam, tek yol, akp, fethullah gülen, demokrasiye darbe belgesi</category><pubDate>29 Jun 09 15:41:32 GMT</pubDate><guid>http://felekmest.mylivepage.com/forum/768/1320/T%C3%BCrkiye%E2%80%99yi%20yok%20etme%20plan%C4%B1%21</guid></item><item><title>AK PARTİ VE MHP TABANI NASIL ETKİLENİR?</title><link>http://felekmest.mylivepage.com/forum/768/1231/AK%20PART%C4%B0%20VE%20MHP%20TABANI%20NASIL%20ETK%C4%B0LEN%C4%B0R%3F</link><description>&lt;hr/&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&#13;
&lt;img src="http://www.samanyoluhaber.com/images/yazar/blok/30080.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
AK PARTİ VE MHP TABANI NASIL ETKİLENİR?&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Bazen "2+2=5"yaptığı gibi, bazen "2+2=3" edebiliyor. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Seçim takvimi yaklaştıkça, tıpkı 22 Temmuz seçimleri öncesi olduğu gibi "solda ittifak" arayışları hız kazandı. "Taşıyıcı annelik" gibi siyasetteki bu yapay oluşumların, matematiksel doğrulara göre şekillenmediğini hepimiz çok iyi biliyoruz. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Bazen "2+2=5"yaptığı gibi, bazen "2+2=3" edebiliyor. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Örnek vermek gerekirse; 1991 yılında Necmettin Erbakan, Alpaslan Türkeş ve Aykut Edibali'nin üçlü ittifakı sinerji oluşturmuştu. Ne var ki, 1995'de aynı yolu deneyen ANAP ve BBP'nin partideki hesabı sandığa uymadı. En azından ANAP açısından... &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Görüyoruz ki, 29 Mart öncesi pilot bölge olarak Ankara seçildi. Murat Karayalçın'ın adaylığı karşısında CHP, SHP ve DSP bir araya geldi. Muhtemelen CHP, Eskişehir'de güçlü olan DSP'nin adayını destekleyecek. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Her ne kadar 2004 seçim sonuçlarına baktığımızda Melih Gökçek'i favori olarak görsek de Karayalçın'la birlikte sol ittifakın seçimlere ayrı heyecan katacağı bir gerçektir. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
5 yıl önce 899 bin 412 oy alarak (yüzde 55.35) seçimi kazanan Gökçek'in karşısında SHP'li Karayalçın 341 bin 149 oyda (yüzde 20.99) kalmıştı. CHP'nin adayı Yılmaz Ateş ise 206 bin 603 oy (yüzde 12.71) oy almıştı. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Karayalçın ve Ateş'in oylarını hiç dağıtmadan toplarsak, 547 bin 752 oluyor. Yine de Gökçek ile aralarında 351 bin 600 oyluk fark kalıyor. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Bu farkın kapatılabilmesi için sol ittifaka ek olarak, Gökçek'in oy kaybetmesi, diğer sağ partilerin şaha kalkması, sol oyların firesiz bütünleşmesi gibi birden fazla faktöre ihtiyaç vardır. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Mümkün müdür? Bir seçimden diğerine kısa vadeli kitlesel oy kaymalarına cevaz vermeyen sosyolojik kuramlara göre mümkün değildir. Ancak Türkiye'nin kendine özgü sosyolojik şartları tüm bilimsel kuramları ters yüz edebilecek özellikler göstermektedir. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Sol ittifak sağı kamçılar &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Bir başka gerçek ise şudur: Bu tür yapay siyasi bloklar, partiler arasında olmasa bile tabanda karşı blokları oluşturur. Yani, sol ittifak, sağ ittifakı kamçılar. Siyaset iki kutuplu hale dönüşür. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Anayasa, Siyasi Partiler ve Seçim Yasalarının demokratik hak ve özgürlükler çerçevesinde düzenlenmediği, lider sultasının hüküm sürdüğü, parti teşkilatlarının mafya tipi kurumsallaştığı bu coğrafyada iki kutuplu siyaset, demokratik rejimi mevcut durumundan daha geriye götürür. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Uzlaşma kültürünü baltalar. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Bundan en çok zararı da Devlet Bahçeli, Zeki Sezer, Numan Kurtulmuş, Muhsin Yazıcıoğlu gibi tırnaklarıyla siyaset duvarına tutunmaya çalışan liderler ve bu ara partilerin başkan adayları görür. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Sol siyaset ise kötürüm olur. Bugün yüzde 20'lere sıkışmış, lider ve vizyon sorunu yaşayan genel solun, yapay ittifaklarla sandıktan aldığı payı arttırma çabası fanteziden öte anlam taşımaz. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Ankara Modeli &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Melih Gökçek'in Ankara'daki başarısının gerisinde yatan sebeplerden biri, sağ ittifakı tabanda gerçekleştirmiş olmasıdır. Bunu seçim sonuçlarında çok açık görürsünüz. Mesela 2004'de MHP'li adayın Gökçek karşısında aldığı oy (yüzde 3.99) sadece 64 bin 767'dir. DYP'li aday 33 bin 351 (yüzde 2.01), SP'li aday 11 bin 194 (yüzde 0.69), BBP'li aday 8 bin 372 (0.52), ANAP'lı aday 5 bin 936 (yüzde 0.37) oy alabildi. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
O nedenle Ankara'da yerel siyaset, Gökçek ve CHP'nin çıkaracağı aday arasına sıkışıp kalmıştır. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Gökçek'in Ankara'da başarıyla uyguladığı bu politika, Türkiye geneline yayılmaya çalışılan "sol ittifak" girişimiyle tahrik edilirse, AK Parti ve MHP arasında zımni mutabakatları zorunlu kılabilir. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Sözgelimi Mersin'de MHP lehine desteğin önü açılabilir. 2004'deki Büyükşehir belediye başkanlığı seçiminde CHP yüzde 34.06 (78 bin 792), SHP yüzde 22.54 (52 bin 138), AK Parti yüzde 19.96 (46 bin 174), MHP yüzde 18.58 (42 bin 980) oy aldı. 22 Temmuz seçim sonuçlarına göre, Mersin genelinde ise MHP birinci parti konumundadır. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Malum, SHP oylarının neredeyse tamamı DTP'ye aittir. 29 Mart'ta CHP'ye kanalize olma ihtimali sıfıra yakındır. MHP'ye küçük bir omuz verilebilirse burada rahatlıkla seçimi kazanabilir. MHP ise kazanma ihtimalinin bulunmadığı birçok bölgede AK Parti lehine jestler yapabilir. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Parti liderleri veya yöneticileri bu varsayımlara şiddetle karşı çıkacaklardır. Ancak "solda ittifak" rüzgarı, liderleri ve yöneticileri aşan "karşı ittifak" çabalarına zemin oluşturur, "Ankara Modeli" tüm Türkiye'ye yayılırsa kimse için sürpriz olmasın. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Kararı millet versin &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Böyle bir tablo, hiçbir siyasi partinin gerçek gücünü ortaya koymayacaktır. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Eğer bölünmüşlüklerin "yapay" olduğunu düşünüyorsanız, o zaman seçimden seçime hatırlamak yerine aynı çatı altında bütünleşmek daha doğru bir yol değil midir? &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Kişisel ikballerine gem vuramayanların seçime doğru aynı aile albümünde pişmiş kelle gibi sırıtarak poz vermeleri ve seçim sonrası birbirlerine veryansın etmeleri halkı aldatmak değil de nedir? &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Süleyman Demirel'in Türk siyasetine armağanı (!) olan, Deniz Baykal'ın da siyasi ömrünün sonunda can havliyle sarıldığı ödünç oylarla siyaset yapma tekniğinin artık çöpe atılma zamanı gelmedi mi? &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Bırakın su kendi mecrasında aksın. Unutmayın, vatandaşın kendini en özgür hissettiği alan, sandık başıdır. Orada gerekeni yapar. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Siz millete güvenirseniz, o da size güvenir. Siz bir adım yaklaşırsanız, o size iki adım gelir. Hele güvenini suistimal ederseniz tokatı yersiniz. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Unutmayasınız...&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
15.Aralık.2008 08:34:13
&lt;/p&gt;</description><category>seçim, yerel seçimler, solda ittifak, sağda ittifak, akp, mhp, chp, dsp, dtp, siyaset</category><pubDate>15 Dec 08 17:33:14 GMT</pubDate><guid>http://felekmest.mylivepage.com/forum/768/1231/AK%20PART%C4%B0%20VE%20MHP%20TABANI%20NASIL%20ETK%C4%B0LEN%C4%B0R%3F</guid></item><item><title>Kılıçdaroğlu fena çuvalladı !</title><link>http://felekmest.mylivepage.com/blog/1378/53463/K%C4%B1l%C4%B1%C3%A7daro%C4%9Flu%20fena%20%C3%A7uvallad%C4%B1%20%21</link><description>&lt;p&gt;Kılıçdaroğlu fena çuvalladı !&#13;
Kılıçdaroğlu, Melih Gökçek hakkında ağır bir yolsuzluk iddiasında bulundu ama çok büyük bir hata yaptı ve Gökçek'in eline fena düştü.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu, Gökçek'le ilgili ağır bir iddiada bulundu ve hemen Gökçek’i düelloya çağırdı. “Bu konularda sayın Gökçek’le tartışabiliriz. Hiçbir sorunum yok” dedi.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;ANKARALILAR’IN SAYAÇ PROBLEMİ&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Uğur Dündar’ın Arena programına katılan Kılıçdaroğlu Ankaralılar’ın en büyük tartışma konusu olan “doğalgaz sayaçları”nın üzerine gideceklerini söyledi.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;ANKARA’DA 168 EURO, İSTANBUL’DA 23 EURO&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kılıçdaroğlu’na göre bu sayaçların alımında büyük dümenler dönüyor. Aynı firma aynı sayaçları Ankara'ya 168 Euro'ya verirken, İstanbul'a 23 Euro'ya veriyor. Yani iki şehir arasında 1 dogalgaz sayacında 145 Euro’luk fark var.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;12,5 MİLYON EUROLUK YOLSUZLUK&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kılıçdaroğlu, 1994-2003 yılları arasında 835 bin sayaç alındığını söyledikten sonra akıl almaz bir yolsuzluk rakamı ortaya koydu: “Rakama vurduğunuz zaman 1994-2003 arası, 12.525 milyon Euro'luk bir fark çıkıyor. Elimizi vicdanımıza koyalım. Aradaki fark 12,5 milyon Euro. Bu para nereye gitti? Nasıl olur da 12,5 milyon Euro'luk bir yolsuzluk olayı İçişleri Bakanı tarafından görülmez.”&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;GÖKÇEK’İN RAHATLIĞININ SEBEBİ&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu konunun kimse tarafından teftiş edilmediğini söyleyen Kılıçdaroğlu iddialı bir açıklama yaptı: “ Ankara Büyükşehir Belediyesi de İstanbul Büyükşehir Belediyesi de hükümetin kontrolü altındadır” dedi ve “Zaten Sayın Melih Gökçek ile Sayın Kadir Topbaş'ın bu kadar rahat davranmalarının sebebi de bu” diye konuştu.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;GÖKÇEK’E DÜELLO ÇAĞRISI&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;CHP’li siyasetçi tüm bunları Gökçek’e soracaklarını söyledi. Son olarak Kılıçdaroğlu aynı Dengir Mir Mehmet Fırat’la yaptğı gibi Gökçek’i düelloya çağırdı. “Bu konularda Sayın Melih Gökçek ile tartışabiliriz. Hiç bir sorunum yok” dedi.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;KILIÇDAROĞLU'NUN BÜYÜK HATASI&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kılıçdaroğlu'nun bu iddasında önemli bir çelişki var. Çünkü Ankara ve İstanbul'daki doğalgaz sayaçları arasında "gözle görülebilir" bir fark var.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ankara'daki sayaçlar "kart okumalı"... Yani Ankara'da önce doğalgaz satış bürolarına gidip elinizdeki karta doğalgaz yükleyip daha sonra bu kartı doğalgaz sayacına takıyorsunuz. Sayaç tamamen dijital. Karttaki doğalgaz kontörlerini tıpkı cep telefonu gibi düşüyor.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ancak, İstanbul'daki sayaçlarda Ankara'daki gibi ön ödemeli, kartlı sistem yok. Bu nedenle de dijital değil ve analog sistem. İçinde su sayacı gibi bir düzenek var. &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;AKTİF HABER
&lt;/p&gt;</description><category>kılıçdaroğlu fena çuvalladı, kemal kılıçdaroğlu, siyaset, akp, chp, parti, yolsuzluk, yerel seçim, melih gökçek</category><pubDate>02 Dec 08 18:03:33 GMT</pubDate><guid>http://felekmest.mylivepage.com/blog/1378/53463/K%C4%B1l%C4%B1%C3%A7daro%C4%9Flu%20fena%20%C3%A7uvallad%C4%B1%20%21</guid></item><item><title>ADANA'DAKİ İSTİFAYI VE PARTİSİNE YAPILAN SALDIRIYI DEĞERLENDİRDİ</title><link>http://felekmest.mylivepage.com/blog/1378/53293/ADANA%27DAK%C4%B0%20%C4%B0ST%C4%B0FAYI%20VE%20PART%C4%B0S%C4%B0NE%20YAPILAN%20SALDIRIYI%20DE%C4%9EERLEND%C4%B0RD%C4%B0</link><description>&lt;p&gt;ADANA'DAKİ İSTİFAYI VE PARTİSİNE YAPILAN SALDIRIYI DEĞERLENDİRDİ&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&#13;
Erdoğan'dan 'bomba' cevabı !&#13;
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul'da partisinin il teşkilatına yapılan saldırıyı esef ve lanetle karşıladığını belirtti.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Erdoğan &lt;i&gt;Demokrasi içinde mücadeleyi eli bombalı olarak, terörist olarak, temin etmek, kazanmak mümkün değildir&lt;/i&gt; dedi.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Başbakan Erdoğan ve Türkiye'ye resmi bir ziyaret gerçekleştiren Güney Kore Başbakanı Han Seung-Soo yaptıkları görüşmelerin ardından Başbakanlık Merkez Bina'da ortak bir basın toplantısı düzenlediler, gazetecilerin sorularını yanıtladılar.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İstanbul'da Şişli ilçesi Sütlüce Mahallesindeki parti binasına yapılan saldırı ile ilgili ayrıntıların sorulması üzerine Başbakan Erdoğan, şunları söyledi: &lt;i&gt;Partimizin İstanbul İl teşkilatına yapılan bu bombalı saldırıyı esefle, lanetle karşılıyorum. Demokrasi içinde, özgürlük arama yollarını ve yahut da demokrasi içinde mücadeleyi eli bombalı olarak, terörist olarak, temin etmek, kazanmak mümkün değildir.&#13;&lt;/i&gt;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Şu anda partimize yapılan bu saldırı ile orada 9 insanın yaralanmasına ve 2'sinin şu anda ağır olduğu yönünde bilgi geldi. 2'si emniyet görevlisi kardeşimiz, diğer 7'si ağırlıklı olarak parti personeli arkadaşlarımız. Nihai sonucu henüz alamadım, çünkü toplantıdaydım. Şu anda emniyet teşkilatımız araştırıyor. kİmdir, nedir, bombanın cinsi vs... Bu konuda detaylı bilgi henüz bizlere verilmiş değil. Verilirse bunu da açıklarız.&lt;i&gt;&#13;&lt;/i&gt;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;-DURAK'IN İSTİFASI-&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Aytaç Durak'ın AK Parti'den istifasını da bir soru üzerine değerlediren Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;i&gt;Sayın Durak, bu yola çıkarken bize şunu söyledi; Yani ben artık son dönem artık sizlerle bir belediye başkanlığı yapmak isterim. Eğer uygun görürseniz, ben partinizden belediye başkanı adayı olmak istiyorum. 2004 yılı seçimleri öncesinde... Biz de Sayın Durak'ın Adana'da geçmiş tecrübelerini de bildiğimiz için böyle bir talebin gelmesi üzerine, bizim de partimizin ilk yerel seçimlere girişi idi. Kendilerinin bu talebini arkadaşlarımızla da müzakere ettik ve müzakereden sonra, kabul ettik. Ve kendisini adayımız yaptık.&#13;&lt;/i&gt;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Tabii şimdi böyle bir seçimin öncesinde kendisinin istifa gerekçesini bilemiyorum. Yani istifasında dilekçesinde böyle bir gerekçe ifade etmiyor. Sadece bu kullandığım ifadeleri kullanıyor. Kendi takdiridir. Bu konu üzerinde daha fazla konuşmama gerek yok. Hayırlı olsun diyeceğim. Bizler yolumuza zaten biliyorsunuz Çarşamba günü bütün AK Parti'li büyükşehir belediyelerinin olduğu yerlerde bir temayül yoklaması yapacağız.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ama Sayın Durak'ın şunu bilmesini istiyorum: Biz bu temayül yoklamalarını sadece teşkilatımızla değil, aynı zamanda kamuoyuyla da yapıyoruz. Kamuoyunun da kanaatlerini aldıktan sonra bizler nihai kararımızı vereceğiz. Tabii ki sonunda 29 Mart'ta partinin belirlediği ismi o zaman halk seçecektir.&lt;i&gt;&#13;&lt;/i&gt;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;01.Aralık.2008 18:26:18
&lt;/p&gt;</description><category>akp, aytaç durak, adalet ve kalkınma partisi, recep tayyip erdoğan, aytaç durak ın istifası, akp ye bomba atılması, yerel seçimler, siyaset, siyasi haberler</category><pubDate>01 Dec 08 17:11:51 GMT</pubDate><guid>http://felekmest.mylivepage.com/blog/1378/53293/ADANA%27DAK%C4%B0%20%C4%B0ST%C4%B0FAYI%20VE%20PART%C4%B0S%C4%B0NE%20YAPILAN%20SALDIRIYI%20DE%C4%9EERLEND%C4%B0RD%C4%B0</guid></item><item><title>YAPTIKLARI YANLARINA KALMAYACAK  HAİNLER YAKALANDI İDDİASI</title><link>http://felekmest.mylivepage.com/blog/1381/46216/YAPTIKLARI%20YANLARINA%20KALMAYACAK%20%20HA%C4%B0NLER%20YAKALANDI%20%C4%B0DD%C4%B0ASI</link><description>&lt;p&gt;YAPTIKLARI YANLARINA KALMAYACAK&#13;
HAİNLER YAKALANDI İDDİASI&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;img src="http://resim.samanyoluhaber.com//haber/1/2/0/3/1/120313.jpg" border="0" alt="" /&gt;&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&#13;
Diyarbakır'da polis servis aracına saldıran teröristlerin yakalandığı iddia edildi.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Diyarbakır'da polis servis aracına saldırıyı yapan en az 2 teröristin yakalandığı öğrenildi.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ali Gaffar Okkan Polis Meslek Yüksekokulu personelinin bulunduğu servis aracına dün yapılan saldırıdan sonra başlatılan geniş çaplı operasyonlar devam ediyor.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;AA muhabirinin edindiği ilk bilgilere göre, operasyonlarda, saldırıyı yaptığı bildirilen en az 2 kişi yakalandı. Yakalanan teröristlerin sorgusuna başlandı.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Polis aracına dün yapılan saldırıda 4'ü polis memuru 5 kişi şehit olmuş, 18 kişi yaralanmıştı. &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Öte yandan polis servis aracına güpegündüz yapılan saldırıda şehit olan 5 polisin cenazesi toprağa verilmek üzere memleketlerine gönderildi. Şehit polisler için ilk tören bugün Diyarbakır'da yapıldı. Törende gözyaşları sel oldu.
&lt;/p&gt;</description><category>pkk, hainler, şehit polisler, ohal, olağanüstühal, hükümet, akp, diyarbakır</category><pubDate>09 Oct 08 12:56:58 GMT</pubDate><guid>http://felekmest.mylivepage.com/blog/1381/46216/YAPTIKLARI%20YANLARINA%20KALMAYACAK%20%20HA%C4%B0NLER%20YAKALANDI%20%C4%B0DD%C4%B0ASI</guid></item><item><title>TARİHİ DÜELLODA BAKIN NELER YAŞANDI</title><link>http://felekmest.mylivepage.com/blog/1378/46192/TAR%C4%B0H%C4%B0%20D%C3%9CELLODA%20BAKIN%20NELER%20YA%C5%9EANDI</link><description>&lt;p&gt;TARİHİ DÜELLODA BAKIN NELER YAŞANDI&#13;
Milyonların önünde kozlarını paylaştılar&#13;
CHP Grup Başkanvekili Kılıçdaroğlu ve AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fırat arasında merakla beklenen düello gerçekleşti.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&#13;
Günlerdir merakla beklenen ve herkesi ekrana kilitleyen AK Partili Fırat ve CHP'li Kılıçdaroğlu'nun Uğur Dündar yönetimindeki düellosu, tarafların tokalaşmasıyla son buldu&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;16:05 - CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu: "Fırat sanıyorum Anayasa Mahkemesi'nin kararını kastetti. Bu harcamalar yapıldı. Örneğin uçak biletleri alınırken seyahat sırasında CHP genel merkezi denilmediği için onu mahkeme gider olarak kabul etmiyor. Siz bu şekilde suçlama getirirseniz bu ahlaki değildir.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;16:02 - AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat: "Ben hiçbir şey söylemeyeceğim. Anadolu'da yaygın bir fıkra var. Adamın biri hanımıyla oturuyor. Bu sırada hanımı ekmek yapmak için hamur yoğuruyor. Bu sırada özür dileyerek söylüyorum. Hanım gaz kaçırıyor. Adam dönüyor. Hanım ne yaptın ayıp olmuyor mu, oldu mu şimdi? diyor. Hanımı da "O zaman sen de geçen sene baltanın sapını kırmıştın sen onun hesabını ver." diyor. Herşey açık ortada. Hayali ihracatı biraz önce bitirdik, yine oraya döndük. Çok basit bir özür. Belgesiz sakın konuşmayın. Sizinle ilgili bir sürü belge geldi. Ben hiç birini açıklamadım. Çünkü araştırırım ispatlarsam suçlama yöneltirim. İstifa gerekiyorsa önce kendi partisini soyanların istifa etmesi gerekir"&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;15:55 - CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu: "Siyasette ahlakı egemen kılmak için bu toplantıyı yapıyoruz. Şoför şüpheli bir isim dedi Fırat. Düzgün çalışan bir firma şüpheli bir adam niye çalıştırır? Ben size yeşil hattan geçen firmaları söyledim.Bunlar hiç aranmıyor güvenildikleri için. MENAS'In kırmızı hatta alınmasına isteyen ben değilim. Fırat, ticarette 'çift fatura' olayını söylüyorsa bu felaket, sistem bitmiş demektir. Fırat ben ortağı olsam bile ne olur dedi. Bu doğru olmazdı."&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;15:49 - AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat: "Ben bu şirketin ortağıydım. Notere gitme sebebi şu; Bana bu uyuşturucu olayı soruldu. Ben de şirketi aradım ve ayrılış dilekçemi notere tastik ettirilerek Vatan gazetesinin Ankara bürosuna gönderdim. O tarih o yüzdendir. Ben ayrılmamış olayım velev ki. MENAS bu işi mi yapıyor? &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Hayır... MENAS'taki ortağım da bir avukat. Seçime girerken işi ortağa bırakmak istedim. Ortağımda yıl sonunda bırak dedi. Ben de o zaman yıl sonundan itibaren yokum dedi. Baktım ki bu arkadaşlarım benden dolayı iftiraya uğruyor onun üzerine ortağım ile konuştum. Ben bunu satacağım dedim. Senin başın benden dolayı beladan kurtulmaz dedim. Sonra ortağıma devrettim.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Eroin yakalandı mı yakalanmadı mı? Ben baron değilim. Bir kuruş haram lokmayı boğazıma sokmadım. Benim ailemden de gelir. Bu şüpheli bir şoför.Daha öncede takip ediliyor. İfade veriyor. İfadesin de "Ben Irak'a yük götürmüştüm. Urfa civarında birileri bu yükü yükleyeceğini söylediler. Bana da Hollanda'da 15 bin dolar para vereceklerdi. Beni kimseye söyleme diye tehdit ettiler."&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;MENAS şirketinden herhangi bir kişi ifade verilmek üzere bile çağrılmamıştır. Eroinlerde 4 kişinin parmak izi varmış.Alınan parmak izleri de tutmuyor. Şoför her cümlesinde beni ve MENAS'ı aklıyor. Aksini ispat etmediğiniz sürece bu bir iftiradır."&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;15:45 - FLAŞ! UYUŞTURUCU İDDİASININ DENGİR MİR MEHMET FIRAT İLE ALAKASI OLMADIĞI ORTAYA ÇIKTI.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;15:42 - CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu: "2. iddiam şuydu. Fırat'ın ortağı olduğu MENAS'ın ürünlerini taşıyan TIR'da 89 kg. eroin yakalandı mı yakalanmadı mı? Bunu sordum. Bu olay kesin. Ben bunu gazete de okudum. Fırat'ın açıklamalarını dinledim. Bir süre sonra elime belge geçti. Gümrükler Genel Müdürlüğü'ne yazılmış bir belge. Belgenin altındaki ifade de 'bizim ürünlerimiz sınırdan geçerken aramayın. Artık beraat ettik bizi engelleyici iş yapmayın' diyor. Bunu istemekte yasal engel yok.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yazının altında Fırat'ın ismi var. Ben iktidar partisinin genel başkan yardımcısı isem, MENAS yönetim kurulunda değil isem benim adımı kim bu yazıya koyabilir? Bunun ahlaki bir yönü var mıdır? Bunu alan memur diyecek ki; "İktidardaki partinin önemli adamı bu.Dikkatli olalım'. Bu yazıda MENAS olsaydı tereddüt yoktur. Fırat burada siyase nufüsunu kullanmıştır. Bunun kullanıldığı yerde akla soru işaretleri gelir. Fırat, ben 1 Eylül 2007'de ayrıldım şirketten diyor. Ayrıldığınızdan niçin 8 ay sonra notere gittiniz? Notere gitmek o kadar zor mu? Niye uyuşturucu olayı kamuoyuna yansıdıktan sonra notere götürüyor sunuz? Fırat, diyor ki şoför itiraf etti hapiste. Siz bugüne kadar uyuşturucu baronlarının yakalandığını duydunuz mu?Van'da bir uyuşturucu baronunun silahlı adamları ile karakol bastığını biliyor musunuz? TIR şoförü sorumluymuş. Şoföre suçu üstüne al deniyor zaten. Bunlar TBMM uyuşturucu komisyonunun raporunda var.&#13;
Belgede niçin Fırat'ın ismi var. Bu bürokrasi adına ciddi bir baskıdır. Ben Fırat uyuşturucu kaçırdı demedim.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Sayın Fırat, 'ispatlamasına gerek yok. Şüphe uyandıracak belgeler ortaya koyarsa milletvekilliğinden istifa edeceğim dedi. Fırat uyuşturucu haberinin kendisine sorulmasından sonra notere gidiyor."&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;15:33 - AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat: "Bana bir şey söylesin. Biraz önce Başbakanın imzası ile yalanlayacaktı ya, kimdi o? Bayram Çolak adında bir arkadaştı. Bayram Çolak'ın bu raporu düzenlediğini bilmiyor ise, bu dosya üzerine konuşmadığına yemin ederse ben inanırım. Bayram Çolak'ın MENAS hakkında düzenlediği raporu bilmiyor mu? Herhalde Mersin Belediyesi başka evrak bulamamış, kendilerine bunları göndermiş. O konularla ilgili ayrıca konuşalım.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;15:28 - CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu: "MENAS şirketi ile ilgili 3 rapor var. Birisinin tarihi 24 Ekim 2000, 16 Haziran 2004, 06 Aralık 2006... Benim size söylediğim rapor 24 Ekim 2000 tarihli rapordur. Bu rapor gizleniyor. Hayali ihracat burada.Bu rapor hayali ihracat yaptı diyor. Bu konuda Danıştay'ın kesin kararı var. Ben Ukranya'ya yapılan ihracat ile ilgili bir şey söylemedim. Ben eski hesap uzmanıyım.Uzun yıllar hayali ihracat raporları düzenledim. 3. raporu ben bilmiyorum onu da incelerim. Mahkeme kararına itirazımız yok. Ben yargının kesinleştirdiği raporu söylüyorum.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;15:20 - AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat: "Ben çok üzgünüm. Şimdi bu raporda bahsedilen mal nereye gidiyordu? Danıştay kararını gösterdi demi? Bana yöneltilen suç ayrı şimdi söylenen şeyler birbirinden ayrı. Bir de zaman aşamı meselesi çıktı. Çok ayıp çok... Karar da Fırat'ın suç tarihi itibari ile yönetimde olmaması diyor. Burada zaman aşımından bu davanın düştüğüne dair tek bir ibare var mı? Lütfen insanlarımızı aldatmayın.Özür borcunuz varsa söyler, kalkar gidersin. Lütfen sahte belge göstermeyin. Burada bir zaman aşımı yok. Bu konuda takdiri sizlere bırakıyorum. Sakın bana evrak sallanmasın. Evrakların fotokopisi yapılır. Sizin söylediğimiz hayali ihracat olayı Ukranya ile ilgiliydi. Başka bir dosya varsa onu da söyleyin ben tartışmaya hazırım"&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;15:15 - CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu: "Birimizi elmadan birimiz armuttan bahsediyoruz. Ben Fırat'ın açıkladığı rapordan sözetmedim. Ondan aklanmış zaten. Onda söyleyecek bir sözüm yok. Savcılık takipsizlik kararı verdi ama gerekçe ne? Dosya zaman aşımına uğradığı için takipsizlik kararı veriyor. İki bürokrat zaman aşımına uğratırsa o bürokratlardan hesap sormaz mısınız? Sorulmuyor. Ne yapılıyor? O kişiler terfi ettiriliyor. Ben hazine kontrolü Orhan Tur'un yazdığı rapordur. O raporda bütün hayali ihracatı göreceksiniz. Ben hayali ihracatı söylerken raporu düzenleyen arkadaşın o dönemde yapılan ihracat dolayısıyla Fırat'ın yönetim kurulu üyesi olduğunu söylüyor. Ben söylemiyorum. Hayali ihracatın yapıldığı dönemde bu şirketin yönetim kurulu üyesi. Bir hayali ihracat davası iki konuda yürür. Bir ceza biri para davasıdır. Çok açık net yapılmayan ihracat var. Daha ne desin mahkeme"&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;15:04 - AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat: "Bu elemanın CHP ile bir organik bağı olduğu ortaya çıktı. Kılıçdaroğlu belgeleri eksik okuyor. Tam okusa gerçek ortaya çıkacak. Yargı bizim suçsuz olduğumuz yönünde karar veriyor. Türk yargısına güvenmiyorlar mı? Ben o arkadaş hakkında şikayetçi oldum. Bilseydim CHP ile organik bağı var Kılıçdaroğlu'nun hatrına şikayetçi de olmazdım. Kovuşturmaya yer olmadığına yönelik kararı veriyorum şimdi size. Ben milletvekili olduğum andan itibaren yönetim kurulundan çekildim. Ben o tarihte yönetim kurulu üyesiysem suçlamayı kabul edeceğim. Sadece şirketin ortağıydım. Bu iddialar hukuken geçersizdir. Kılıçdaroğlu, bu dosyayı incelediğinde bir özür bekliyorum."&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;14:56 - CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu: "Evet bu kişi 2002'de CHP'den aday olmuş. Fırat hayali ihracat yok dedi. MENAS, Mersi'nde ihracat yapıyor. İhracat yaptığı için MB'den teşvik alıyor. Bir olay oluyor. İhracat yapıldı fakat ihracattan sonra beklenen dövizler Türkiye'ye gelmiyor. Olayı Hazine Müsteşarlığı'ndan bir arkadaş soruşturuyor. Rapor sonucunda diyor ki; "İhracat yapılmış gibi gösteriliyor ama dışarıdan döviz gelmiyor. Dövizi iç piyasadan toplayıp Mersin Serbest Bölgede bir hesaba yatırıyorlar ve dışarıdan döviz gelmiş gibi gösteriyorlar. Bunun sonucunda da teşvik alıyorlar.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu iş MENAS yönetim kurulu başkanını soruluyor. O da diyor ki; "Biz Merkez Bankası'nı mahkemeye verdik. Haksız işlem ile karşı karşıyayız." diyor.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Sonuçta dava açılıyor Mersin İdari Mahkemesi'nde. Dava sonucunda şu karar çıkıyor; "Gerçekte ihracat yapılmadan teşviklerin haksız elde edildiğine karar veriliyor. "Firma buna itiraz ediyor. Danıştay Mersin'deki mahkemenin kararını uygun buluyor ve temyiz nedenlerini kabul etmiyor. Bu hayali ihracatın döneminin yapıldığı dönemde Fırat o zaman yönetim kurulu başkanvekili. Yani daha milletvekili değil.Bunu nereden biliyorum? Müfettiş soruyor. Cevapta Fırat'ın yönetim kurulunda olduğu belirtiliyor.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;14:55 - ŞOK GELİŞME: DENGİR MİR MEHMET FIRAT HAKKINDA İNCELEME YAPAN BÜROKRAT, CHP ADAY ADAYI ÇIKTI.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;14:48 - AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat: "Ben hiçbir zaman Kılıçdaroğlu'na muhbir demedim müfteri dedim. Kılıçdaroğlu çok öncesinden iddiada bulundu. Benim ortağı olduğum şirketin hayali ihracak ve eroin kaçakcılığı yaptığını iddia etti. Ben siyasetçi olmamın ötesinde T.C. vatandaşıyım. Ben şunu soruyorum; Bu tahkikatı yürüten kişi CHP'den 2002 ve 2007 yılında Diyarbakır aday adayımıydı. Eğer aday ise organik bağ vardır CHP ile. Benim hakkımda iddia haksız olduğu kanısı ile ben şikayet hakkımı kullandım bundan sonra da kullanırım. Belgelerin hepsini okumuyorum Kılıçdaroğlu... Tahkikat sonucunda benim söylediklerimden ikincisi uygun bulunuyor ve mahkemeye gönderiliyor.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu kişi, eşi, çocuğu ve kardeşleri ile Ankara'da mahkeye başvuruyor. Diyorlar ki; 'Fırat konuşmalarında bizim şahsiyetimizi zedelemiştir' deyip tazminat davası açıyorlar. Mahkeme bu dava da red kararı veriyor.Benim ortağım olduğu şirketimin hayali ihracat yaptığını kanıtlasın istifa mektubumu sunacağım"&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;14:41 - CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu: "Yaşamım boyunca kimseye iftira atmadım.İftira benim kitabımda yoktur. Belgeler ile konuşurum.Şaban Dişli olayında yine iftira atıyor dediler. Deniz Feneri olayında iftira atıyor dediler.Olay dalga dalga büyüyor. Gürhan ile Karaman arasındaki vekaletnameyi ortaya koydum. Söylediğim her şeyin belgesi vardır.iftira atmadım.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Şimdi bir belge gösteriyorum. Bu bir gümrük kontrolü hakkında ihbar dilekçesi. Dilekçenin altında Fırat'ın ismi yazılı. Bu dilekçede bir kişinin serveti hakkında ihbar yapılıyor. Fırat sıradan bir politikacı değildir. Bu dilekçeyi yazarken çok düşünmüştür. Bu dilekçeyi Ukranya hükümetinin T.C. Gümrük İdaresine yazı yazıyor. MENAS dış ticaretin görderdiği faturaların sahte olabileceğini söylüyor. İnceleyin diyor. Fırat bu olaydan sonra inceleme yapan gümrük kontrolünü şikayet ediyor. Başbakan da incelensin diyor. Olay inceleniyor. Sonuçta bu arkadaş temiz çıkıyor. Bunu da Başbakan Erdoğan onaylıyor.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bir politikacının bir müfettişe yönelik olarak sizin mal varlığınızda artış var dedikten sonra Başbakanlık Teftiş Kurulu'ndan iki müfettişin ortaya çıkardıkları sonuç bu ihbar dilekçenin fiyasko olduğudur.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Fırat bu arkadaşımızı görevini kötüye kullanmaktan dolayı mahkemeye verdi. Arkadaş mahkemede de beraat ediyor. Kim müfteridir kim değildir şimdi? Benim söylediklerimin hepsi doğru çıktı. Fırat geçen konuşurken bir sanatçının açtığı Baykal ile ilgili dava duruyor dedi.Oysa bu dava çoktan sonuçlandı dedik düzeltildi. Bir politikacının her söylediği arkadan düzelticekse o zaman siyasette sorun olur." &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;14:40 - Uğur Dündar: İddia ile ilgili olarak Kılıçdaroğlu'na söz veriyorum. &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;14:38 - CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu: Öncelikle size ve sayın Fırat'a teşekkür ediyorum. Bu bir düello değil. Burda sokaktaki yurttaşın rahat soramadığını soracaca bir program olacak. Siyasette yalanın uzun olmayacağını arayacağız. Tüyü bitmemiş yetimin hakkının nasıl yendiğini öğreneceğiz. &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;14:36 - AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat: Birileri şunu bekleyebilir. Çok sert olacak. Biraz önce düellodan bahsediliyordu. Biz belgelerle ve belli bir adap çerçevesinde konuşacağız. Bazıları hayal kırıklığına uğrayacak.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;14:34 - Uğur Dündar açılış konuşmasını yapıyor: "Yüce Meclisin çatışı altında ilk kez gerçekleştirdiğimiz açık oturumun amacı iddiaların netleşmesi. Kamuoyunun bilgilendirilmesi ve soru işaretlerinin kaldırılması için açık oturumu yapıyoruz.Ben iki siyasetçinin kırıcı olmayan bir üslup kullanacaklarına inanıyorum.Her ikisinin şahsıma gösterdiği güvene teşekkür ediyorum. Tartışmanın demokrasimize yararlar getirmesini diliyorum." &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;14:33 - AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fırat salona geldi.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;14:31 - AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat ile CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu arasındaki tartışmayı yönetecek gazeteci Uğur Dündar, salonun darlığı sebebi ile salon dışına davet etti. Milletvekillerinin bu davete rağbet etmedikleri görüldü. &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;14:30 - AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat Toptan'ın odasından ayrıldı, toplantı salonuna geliyor &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;14:28 - CHP Grup Başkanvekili Kılıçdaroğlu salona geldi. &#13;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&#13;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;CHP Grup Başkanvekili Kılıçdaroğlu ve AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fırat arasında gerçekleşecek büyük düelloya dakikalar kala son açıklamalar geldi. CHP'li Kılıçdaroğlu 'Sürprizlerim var' derken, AK Parti'li Fırat, 'Kafa karıştırmak istiyor, kesinlikle vazgeçmeyeceğim' dedi.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&#13;
TARTIŞMAYI, 20 TELEVİZYON CANLI YAYINLAYACAK&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat ile CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu'nun, gazeteci Uğur Dündar yönetiminde TBMM'de yapacakları tartışmanın hazırlıkları tamamlandı.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Fırat ile Kılıçdaroğlu'nun yapacağı tartışma, saat 14.30'da, Meclis Basın Toplantı Salonunda gerçekleştirilecek. Programı, basın mensupları takip edebilecek.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Tartışmayı canlı olarak izleyicilerine aktarmak isteyen televizyon kuruluşları, canlı yayın araçlarını sabahın erken saatlerinden itibaren Meclis bahçesinde konuşlandırmaya başladı. TBMM İletişim Daire Başkanlığına 20'ye yakın televizyon kuruluşu canlı yayın için başvuruda bulundu.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Tartışmanın yapıldığı salonda da hazırlıklar son aşamaya geldi. Bazı televizyon kuruluşları, tartışmanın yapılacağının kesinleşmesinden sonra hazırlıklarına dün başlarken, bazıları da salondaki yerlerini bu sabah erken saatlerden itibaren aldı. Salona, 50'ye yakın kamera yerleştirildi.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;TBMM Başkanı Köksal Toptan da tartışma öncesinde saat 14.00'de Fırat ile Kılıçdaroğlu'nu birlikte kabul edecek.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;TARTIŞMANIN YAPILACAĞI SALON TIKLIM TIKLIM DOLDU&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat ile CHP Grup Başkanvekil Kemal Kılıçdaroğlu'nun TBMM'de canlı yayına çıkacağı salon tıklım tıklım doldu. &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İki siyasetçi arasındaki tartışmanın yapılacağı TBMM basın toplantı salonu, tarihi günlerinden birini yaşıyor. Salon daha önce de Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün adaylığıyla ilgi bilgi verdiği basın toplantısı ile 367 sağlanamadığını için adaylıktan çekildiği basın toplantılarına da ev sahipliği yapmıştı. &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;KILIÇDAROĞLU: SÜRPRİZLERİM OLACAK&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Düelloya yaklaşık 2 saat kala CHP'li Kılıçdaroğlu'ndan bir açıklama geldi. Kılıçdaroğlu, Meclis Başkanı Köksal Toptan ile bugün yapacakları görüşmeden sonra dahi AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat ile canlı yayında yapacağı tartışmadan vazgeçmeyeceğini söyledi.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) gazetecilerin sorularına cevap veren Kılıçdaroğlu, heyecanlı olup olmadığını sorulması üzerine, "Heyecan yok. Niye heyecan olsun ki! Bir tartışma olacak, hep beraber göreceğiz" diye konuştu. "Bugünkü tartışmada yeni bir sürpriz belge açıklayacak mısınız" sorusuna da Kılıçdaroğlu, "Her yolsuzluk olayının bir belgesi, bir sürprizi vardır. Bugünkü tartışmada da yeni sürprizler göreceksiniz. Hep birlikte kamuoyuyla paylaşacağız" diye konuştu.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kılıçdaroğlu, Meclis Başkanı Köksal Toptan ile bugün saat 14:00'te yapacakları toplantıdan sonra Dengir Fırat ile tartışmaktan vazgeçmesinin söz konusu olmadığını özellikle vurguladı.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;FIRAT: KILIÇDAROĞLU KAFA KARIŞTIRMAK İSTİYOR&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;AKP Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat ise, 'Bugün iki konuyu tartışacağız, Kılıçdaroğlu sürpriz diyerek insanların kafasını karıştırmak istiyor. Kesinlikle vazgeçmeyeceğim. Bugün sadece iki konuyu tartışacağız. Kılıçdaroğlu'nun sürprizleri için yeni bir toplantı yapabiliriz. İnsanların kafasını karıştırmak istiyor' dedi.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;BAYKAL: TARTIŞMANIN İPTALİ MÜMKÜN DEĞİL&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu ile AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat'ın canlı yayında yapacağı tartışmanın bu saatten sonra iptal edilemeyeceğini söyledi. &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;TBMM Başkanı Köksal Toptan ile görüşen Deniz Baykal, çıkışta gazetecilere bir açıklama yaptı. Köksal Toptan'ın görüşmede Kılıçdaroğlu'na üslup konusunda bir uyarıda bulunmadığını dile getiren Baykal, Kılıçdaroğlu'nun bugüne kadar hep nazik bir üslupla, belgelere dayalı olarak konuştuğunu, bu üslubun Toptan tarafından da bilindiğini kaydetti. &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Canlı yayındaki tartışmayı TBMM'deki makamında televizyondan izleyeceğini ifade eden Baykal, çıkışta Kılıçdaroğlu'nu tebrik etmek istediğini söyledi. TBMM Başkanı Toptan'ın RTÜK Başkanı Zahit Akman'a üstü örtülü istifa çağrısı yaptığını dile getiren Baykal, Zahit Akman'ın vakit geçirmeden istifa etmesi gerektiğini savundu.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;SAMANYOLUHABER.COM
&lt;/p&gt;</description><category>mir dengir firat kemal kiliçdaroğlu düellosu, tarihi düello, chp, akp, meydan, uğur dündar</category><pubDate>25 Sep 08 17:04:45 GMT</pubDate><guid>http://felekmest.mylivepage.com/blog/1378/46192/TAR%C4%B0H%C4%B0%20D%C3%9CELLODA%20BAKIN%20NELER%20YA%C5%9EANDI</guid></item><item><title>Flaş - CHP için düğmeye basıldı !</title><link>http://felekmest.mylivepage.com/blog/1378/46179/Fla%C5%9F%20-%20CHP%20i%C3%A7in%20d%C3%BC%C4%9Fmeye%20bas%C4%B1ld%C4%B1%20%21</link><description>&lt;p&gt;VAKİT'E GÖRE BAŞSAVCININ KAFASI ÇOK KARIŞIK. İŞTE DÜN YAŞANAN İLGİNÇ OLAYLAR&#13;
Flaş - CHP için düğmeye basıldı !&#13;
Vakit'in Alman Vakfı'ndan para aldığını belgelediği CHP hakkında, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından inceleme başlatıldı.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;img src="http://resim.samanyoluhaber.com//haber/1/1/8/1/4/118142.jpg" border="0" alt="" /&gt;&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya, Vakit`ten eldeki belge ve küpürleri istedi&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;CHP`nin Alman Ebert Vakfı`ndan 2005`te 85 bin Euro yardım aldığını ortaya koyan haberimiz gündemdeki yerini korumaya devam ederken, dün konuyla ilgili ilginç bir gelişme yaşandı. `Alman Ebert Vakfı`ndan yardım aldığı ortaya çıkan CHP hakkında dava açacak mısınız?` şeklindeki sorumuz, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya`nın kafasını karıştırdı. Başsavcı konuyla ilgili sorularımızı önce cevapsız bıraktı, ardından ise gazetemizi arattırarak `inceleme başlatıldığı` bilgisini ulaştırdı ve bizden yardım istedi.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;img src="http://resim.samanyoluhaber.com/resim/vakit_manset_dava.jpg" border="0" alt="" /&gt;&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&#13;
ANAYASA ÇOK AÇIK&#13;
Anayasa`nın 69. maddesinin 10. fıkrası yabancı devletlerden, uluslararası kuruluşlardan ve Türk uyruklu olmayan gerçek ve tüzel kişilerden maddi yardım alan siyasi partilerin temelli kapatılacağını öngörüyor. Dünkü sayımızda `Anayasa`nın bu maddesini` hatırlatarak, `Savcı Bey ne diyecek?` sorusunu gündeme getirmiş, hukukçuların `Dava açmazsa suç işler` tespitine dikkat çekmiştik.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;ÖNCE: `TOPLANTIDA`&#13;
Dün Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya`ya yönelttiğimiz `Alman Ebert Vakfı`ndan yardım aldığı ortaya çıkan CHP hakkında dava açacak mısınız?` şeklindeki sorumuza akşam saatlerine kadar bir cevap alamadık. Dün sabah, telefonla ulaşmaya çalıştığımız Yalçınkaya`nın `toplantıda` olduğu bildirildi. Sekreteri Safiye Hanım, Yalçınkaya`nın toplantıda olduğunu, kendisiyle görüşmemizin mümkün olmadığını söyledi. Bunun üzerine hafta içi herhangi bir gün için randevu talebinde bulunduk. Sekreterlikten bu kez de `yoğun oldukları için randevu talebimize de olumlu cevap verilemeyeceği` aktarıldı.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;SONRA: `MAKAMINA HİÇ GELMEDİ`&#13;
Bu olumsuz tavır üzerine Ankara Haber Müdürümüz Fatih Akkaya, saat 11.30 sularında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı`na giderek, Yalçınkaya ile görüşmek istedi. Arkadaşımızın, Başsavcı Yalçınkaya`nın Sekreteri`nin yanına çıkması bile engellendi. Vakit ekibinin ısrarı üzerine Sekreteri Safiye Hanım`la telefonla görüşüldü. Safiye Hanım`ın, önceki telefon görüşmesinde verdiği bilgilerle çelişen bilgiler vermesi dikkat çekti. Sekreter Safiye Hanım, önceki görüşmemizde Yalçınkaya`nın toplantıda olduğunu söylemişti. Bu kez ise, saat 11.30`u geçmişti ve Yalçınkaya`nın makamına hiç gelmediğini söylüyordu. Bu çelişki konusunda `toplantının kurum dışında olduğunu` ifade etti. Yalçınkaya`nın makamına ne zaman geleceğini sorduk. Bilmediğini, ancak bu hafta hiç gelmeyebileceğini söyledi.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;BELGELERİ BIRAKMAK İSTEDİK, `GEREK YOK` DEDİLER&#13;
Sekreteri Safiye Hanım`a telefonda, CHP`nin Alman vakfından yardım aldığını ortaya koyan belgenin gazetemizde Cumartesi günü yayınlandığını, Pazar ve bugünkü (Pazartesi) sayılarımızda da hukukçuların `dava açılmazsa suç işlenmiş olur` yönündeki tespitlerinin yer aldığını hatırlattık ve Başsavcı Yalçınkaya`nın konudan haberdar olup olmadığını da sorduk. Safiye Hanım, Yalçınkaya`nın gazeteleri takip ettiğini, görmüş olabileceğini söyledi. Biz de gözünden kaçmış(!) olabileceği ihtimalinden yola çıkarak, sözkonusu gazete kupürlerini ve yardım belgesinin bir kopyasını Başsavcı Yalçınkaya`ya iletmeleri üzere `Giriş`e bırakabileceğimizi ifade ettik. Safiye Hanım, buna gerek olmadığını belirterek yine `Sayın Başsavcı gazeteleri her gün okur, görmüştür` ifadesini kullandı. Sekreteri Safiye Hanım`a, `Başsavcı Yalçınkaya, CHP`nin Alman vakfından yardım aldığının ortaya çıkmasından haberdarsa, görevi gereği herhangi bir girişimde bulundu mu?` diye de sorduk. Safiye Hanım, bu konuda bir bilgisinin olmadığını, Başsavcılığa ilişkin bilgilerin internet sitelerinden duyurulduğunu, ancak şu an sitede bu konuda bir bilgi bulunmadığını hatırlattı.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;CHP HAKKINDA İNCELEME BAŞLATILDI&#13;
Akşam 17.00 sularında ise ilginç bir gelişme yaşandı. O saate kadar görüşme girişimlerimize olumlu cevap alamadığımız Başsavcı Yalçınkaya`nın konu hakkında inceleme başlatma kararı aldığı bildirildi.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;BELGE VE KUPÜRLERİ İSTEDİLER&#13;
Gazetemiz Ankara Haber Müdürü Fatih Akkaya`yı arayan Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Mehmet Mahir Kara, `Sayın Başsavcımızın talimatıyla konu hakkında inceleme başlatılacaktır` bilgisini verdi ve gazetemiz kupürleri ile sözkonusu belgeyi istedi. Akkaya da, `Sabah Başsavcılığa geldiğimizde bunu teklif ettik ama kabul görmedi` hatırlatmasında bulundu. Sözkonusu dokümanları bugün Başsavcı Yalçınkaya`ya ulaştıracağız. Yargıtay Başsavcısı Yalçınkaya`nın CHP hakkında başlatılan inceleme kapsamında, Alman Ebert Vakfı`ndan 85 bin Euro alındığına dair belge karşısında nasıl bir tavır sergileyeceği merakla bekleniyor.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;VAKİT
&lt;/p&gt;</description><category>chp, akp, chp alman vakıfları, para yardımı, parti kapatma, chp kapatılacak, deniz baykal, kemal kılıçdaroğlu</category><pubDate>23 Sep 08 12:44:00 GMT</pubDate><guid>http://felekmest.mylivepage.com/blog/1378/46179/Fla%C5%9F%20-%20CHP%20i%C3%A7in%20d%C3%BC%C4%9Fmeye%20bas%C4%B1ld%C4%B1%20%21</guid></item><item><title>KILIÇDAROĞLU ÖNCE SÖZ VERDİ SONRADAN VAZGEÇTİ</title><link>http://felekmest.mylivepage.com/blog/1378/46173/KILI%C3%87DARO%C4%9ELU%20%C3%96NCE%20S%C3%96Z%20VERD%C4%B0%20SONRADAN%20VAZGE%C3%87T%C4%B0</link><description>&lt;p&gt;KILIÇDAROĞLU ÖNCE SÖZ VERDİ SONRADAN VAZGEÇTİ&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&#13;
&lt;img src="http://resim.samanyoluhaber.com//haber/1/1/8/0/7/118079.jpg" border="0" alt="" /&gt;&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&#13;
Kılıçdaroğlu son anda vazgeçti!&#13;
Haftalardır basın toplantılarıyla iktidara ağır suçlamalarda bulunan CHP Grup Başkan Vekili Kılıçdaroğlu, söz verdiği halde canlı yayına çıkmaktan vazgeçti.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Habertürk'teki Söz Sende Programı'nın sunucusu Balçiçek Pamir'in AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat'la 'televizyonda hesaplaşma' davetini kabul eden Kılıçdaroğlu, son anda programa katılmaktan vazgeçti. Bunun üzerine Fırat, programa tek başına katıldı.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;CHP'li Kemal Kılıçdaroğlu ile AK Partili Dengir Mir Mehmet Fırat arasında yaşanan tartışma ilginç bir boyuta taşındı. Habertürk'ten Balçiçek Pamir, Kemal Kılıçdaroğlu'na "canlı yayına çıkar mısınız" teklifi götürdü. Kılıçdaroğlu da buna "elbette" cevabını verdi. Ardından aynı teklif AK Partili Mir Mehmet Fırat'a götürüldü. Fırat'tan da olumlu cevap alınınca Habertürk, büyük buluşmanın tanıtım bandını ekrandan döndürmeye başladı. Ancak program saati geldiğinde izleyicileri bir sürpriz bekliyordu. Fırat, söz verdiği gibi programa gelirken Kılıçdaroğlu'un olmadığı gözlendi. Balçiçek Pamir, İnternethaber'e olayın perde arkasını şöyle anlattı: "Sn. Kemal Kılıçdaroğlu ile bugünkü Söz Sende programına katılması için sözleştik. Sn. Dengir Mir Mehmet Fırat ile de görüşüp onayını aldım. Tanıtımlarımız sabah saatlerinden itibaren yayınlanmıştır. Ancak Sn. Kemal Kılıçdaroğlu nedense programa gelmekten vazgeçmiştir. Açıklama olarak şahsıma "gelirsem bir tek size geleceğim ama iki/ üç gün içinde. Önce sorularımı Dengir Bey cevaplasın." demiştir. Sayın Fırat, canlı yayında her soruyu cevaplayacağını belirtmesine rağmen Kılıçdaroğlu programa gelmeyeceğini açıklamıştır. Ben de kendisine 'eğer gelmezseniz korktu kaçtı konumuna düşersiniz, bu CHP'ye yakışmaz. Ortaya bir iddia atıp çekilmek olmaz, gelin canlı yayında ne iddianız varsa arkasında durun' dedim. Kılıçdaroğlu biraz düşeneceğini söyleyerek benden bir saat izin istedi. O saatten sonra da ulaşılmaz oldu. Yayına katılmama hakkı kendisine aittir elbette. Ama Dengir bey ile bir araya gelme isteğini benim canlı yayınımda geçtiğimiz cuma günü kendisi dile getirmiştir. Olay bundan ibaretti."
&lt;/p&gt;</description><category>chp, kemal kılıçdaroğlu, mir dengir fırat, dengir mir mehmet fırat, akp, ak parti, balçiçek pamir</category><pubDate>22 Sep 08 16:42:28 GMT</pubDate><guid>http://felekmest.mylivepage.com/blog/1378/46173/KILI%C3%87DARO%C4%9ELU%20%C3%96NCE%20S%C3%96Z%20VERD%C4%B0%20SONRADAN%20VAZGE%C3%87T%C4%B0</guid></item><item><title>AK Parti'den CHP'ye yanıt</title><link>http://felekmest.mylivepage.com/blog/1074/46164/AK%20Parti%27den%20CHP%27ye%20yan%C4%B1t</link><description>&lt;p&gt;&lt;img src="http://resim.samanyoluhaber.com//haber/1/1/7/1/8/117182.jpg" border="0" alt="" /&gt;&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&#13;
AK Parti Grup Başkanvekili Nihat Ergün, 'Türkiye'de kayıt dışı geliri ve kayıt dışı harcaması olmayan belki de tek siyasi parti AK Parti'dir&lt;i&gt; dedi.&#13;&lt;/i&gt;
AK Parti Grup Başkanvekili Nihat Ergün, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın Almanya'daki Deniz Feneri Derneğinin AK Parti'nin finansmanına kaynak aktardığı yönündeki iddiasına ilişkin olarak, &lt;i&gt;Türkiye'de kayıt dışı geliri ve kayıt dışı harcaması olmayan belki de tek siyasi parti AK Parti'dir&lt;/i&gt; dedi.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ergün, TBMM'de gazetecilerle yaptığı sohbet toplantısında, Baykal'ın, Almanya'da devam eden Deniz Feneri Derneği davasıyla ilgili açıklamalarına cevap verdi.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Baykal'ın &lt;i&gt;Yeni bir şey söylemediğini, eski iddialarını süsleyerek politikasını devam ettirme yoluna gittiğini&lt;/i&gt; ifade eden Ergün, &lt;i&gt;Karalamayı, iftirayı politika haline getirdiğini son açıklamasıyla da görmüş olduk&lt;/i&gt; dedi.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Hiçbir insanın suç işleme imtiyazı olmadığını vurgulayan Ergün, şöyle konuştu:&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;i&gt;Ne Türkiye'de ne dünyada hiçbir insanın suç işleme imtiyazı yoktur. Hele hele suç işleyenler insanların hamiyet duygularını, yardımseverlik duygularını suistimal ederek bir suç işlemişlerse ibreti alem için herkesin aldığı cezadan belki fazla almalıdırlar. Bugüne kadar olaya hep bu gözle baktık. Almanya'daki olayda belli ki sona gelen davada buna benzer olaydır. Şüpheliler gerçekten suç işlemişlerse hak ettikleri cezayı alacaklardır.&lt;/i&gt;&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Nihat Ergün, yapılan yardımları amaçları dışında kullanmak için Türkiye'deki bazı insanların Almanya'daki bazı kişilerle işbirliğine girmiş olmaları halinde bunun İçişleri Bakanlığı araştırmaları ve savcıların yapacağı soruşturmalarla ortaya çıkarılabileceğine işaret etti.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Almanya'daki davayla ilgili Hükümetin Alman yetkililere baskı yaptığı ve Başbakanlığa para transferi edildiği şeklindeki iddiaların Alman makamlarınca açıklığa kavuşturulduğunu belirten Ergün, şöyle devam etti:&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;i&gt;Eğer Türkiye'de insanlar aynı çerçevede suç işlemişlerse onların da suç işleme imtiyazı yoktur. Hak ettikleri cezayı almalıdırlar. Konuya başından beri yaklaşımımız budur. Ancak Sayın Baykal, bu vesileyle açıkça konuyu çok farklı yere çekmekte, suçun şahsiliği prensibini unutmakta... Eğer bir suç varsa bu suçu başkalarına bulaştırarak siyasi çıkar elde etmeye çalışmaktadır. İşte bizim kabul edemediğimiz şey budur.&#13;&lt;/i&gt;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Baykal'ın bugün üzerinde durduğu yalan ve iftira 'Almanya'daki bazı yanlış yapan insanlar, kaynakları Türkiye'de AK Parti siyasetinin finansmanı için kullanıldığı&lt;i&gt; iddiasıdır. AK Parti siyasetinin nasıl finanse edildiği herkes tarafından bilinmektedir. Türkiye'de kayıt dışı geliri ve kayıt dışı harcaması olmayan belki de tek siyasi parti AK Parti'dir. Bütün kaynakları, gelirleri ve harcamaları kayıt altındadır. Ne başkalarının kaynaklarına ihtiyaç hissetmektedir ne de kaynaklarını başka siyaset için kullandırmaktadır. Bunu, partimize yönelik büyük bir iftira sayıyoruz. Elbette, bu iftirayı yapanlar, bunun altında kalacaklardır. Bunun hangi amaçlarla yapıldığını açıkçası önümüzdeki günlerde görmüş olacağız.&lt;/i&gt;
&lt;/p&gt;</description><category>chp, akp, siyaset, mahalle baskısı, nihat ergün</category><pubDate>16 Sep 08 19:54:04 GMT</pubDate><guid>http://felekmest.mylivepage.com/blog/1074/46164/AK%20Parti%27den%20CHP%27ye%20yan%C4%B1t</guid></item><item><title>Başbakan Erdoğan'dan muhalefet çıkışı</title><link>http://felekmest.mylivepage.com/blog/1378/46155/Ba%C5%9Fbakan%20Erdo%C4%9Fan%27dan%20muhalefet%20%C3%A7%C4%B1k%C4%B1%C5%9F%C4%B1</link><description>&lt;p&gt;ERDOĞAN: &lt;i&gt;KENDİ ÜLKESİNE ZARAR VERME PAHASINA YAPILAN MUHALEFETİ KABUL EDEMEYİZ&lt;/i&gt;&#13;
Başbakan Erdoğan'dan muhalefet çıkışı&#13;
Başbakan Erdoğan, Türkiye'nin uluslararası alanda ulaştığı yeni konumu kavrayamayanların muhalefet adına yaptıklarının Türkiye'ye zarar verdiğini söyledi.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Erdoğan, kendi ülkesine ve kurumlarına zarar verme pahasına yapılan muhalefeti kabul etmelerinin mümkün olmadığını kaydetti. &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Sedef Gemi Tersanesi'nde yapımı tamamlanan ve Türkiye'de inşa edilen en büyük konteyner gemisi olma özelliğini taşıyan İbrahim Dede gemisi düzenlenen törenle suya indirildi. Törene Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın yanı sıra Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Hayati Yazıcı, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım ve tersane yetkilileri katıldı. &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Törende konuşan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, son 5 yılda gemi sanayi sektörünün gösterdiği büyümeden bahsetti. Dünyada gemi ile yük taşımacılığının her geçen gün daha çok tercih edildiğini belirten Erdoğan, bunun sürekli gemi ihtiyacını artırdığını ve mevcut yaş ortalaması yüksek olan gemilerin de gençleştirilme ihtiyacının sektörde büyük canlılık oluşturduğunu ifade etti. Türkiye'nin bu süreçten fayda sağlayan ülkelerin başında geldiğini belirten Erdoğan, "Dünyada son 3 yılda yeni gemi siparişlerinde yüzde 100'lük artış yaşanırken ülkemizde yüzde 400'lük büyümeyi gerçekleştiğini görüyoruz. 1998 -2002 yıları arasında 142 gemi yaparak teslim eden sektör, 2003 ten bu tarafa 368 gemi inşa etmiştir. Böylece yeni gemi siparişlerinde Türkiye, Çin, Güney Kore, Japonya ve Vietnam'ın arkasından 5. sıraya yerleşti." şeklinde konuştu. &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Gemi siparişlerinde büyük artışın tersane sayısını da hızla çoğalttığını belirten Erdoğan, 2002 yılında 37 olan tersane sayısının 84'e yükseldiğini anlatarak, 64 yeni tersanenin de inşasına devam ettiğini aktardı. Büyümenin bir başka etkisinin de istihdamda yaşandığını belirten Erdoğan, 2002 yılı itibariyle 5 bin kişinin çalıştığı sektörde şu anda 35 bin işçinin çalıştığını aktardı. Bu hızlı büyümenin istenmeyen iş kazalarını da beraberinde getirdiğini belirten Erdoğan, Denizcilik Müsteşarlığı, Çalışma ve Soysal Güvenlik Bakanlığı ve sektör temsilcilerinin kazaları ortadan kaldırmak için çalışmalarına devam ettiğini aktardı. Erdoğan, şöyle devam etti: "Atalarımızın güzel bir sözü var; 'Benim abdestimden şüphem yok ki namazından şüphem olsun.' Yaptığım işi inanarak yapıyorsam doğru yapıyorsam yola emin adımlarla devam edeceğiz. Bu sektör büyüyor mu, buna ihtiyacı var mı bu ülkenin, bu kadar işsiz insan var mı, var. 5 binden 35 bine çıkıyor. Bir taraftan 'işsizlik işsizlik' diyeceksin öbür taraftan iş temin edildiğinde de niçin bu yanlışlar. Eksikler hatalar vardır ama bunları beraber düzeltmenin gayreti içinde olmalıyız. Hemen kelle istemenin gayreti içine girmek yanlış bir şey. Bunları söyledik ya şimdi medya beni topa tutar. Son zamanlarda benle araları çok iyi, burdan da top tutarlar. 'Başbakan tersanecileri savundu' diye. Hayır ben sektörü savunuyorum ve bu sektörün faydasına inanıyorum." &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Üretimde olduğu kadar denetim ve düzenlemede bir çok adımın da el birliği ile atılacağını belirten Erdoğan, "Üretimde olduğu kadar denetimde de uzmanlaşmaya önem veriyoruz. Önümüzdeki yıllarda hem iş güvenliğinin ileri bir düzeye ulaştığı hem de üretimin teşvik edildiği bir ortamın oluşturulmasını ben de, büyüklerimizle odamızla temenni ediyoruz. Ulaştırma Bakanlığı, Çalışma Bakanlığı aynı şekilde el ele vereceğiz, bu işin eğitim altyapısını çok daha ileri noktalara götüreceğiz." şeklinde konuştu. &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Türkiye'nin sadece gemi inşasında değil bir çok alanda gelişimini sürdürdüğünü vurgulayan Erdoğan, dünyada pek çok küresel çalkantı olmasına rağmen, dünyadaki önemli küresel oyuncuların Türkiye'deki faaliyetlerini sürdürdüğünü aktardı. &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Türkiye'yi yalnızlığa mahkum edecek tavır ve ifadelerden kaçınılması gerektiğinin altını çizen Erdoğan, şunları söyledi: "Türkiye'yi uluslararası alanda ulaştığı yeni konumu kavrayamayanlar muhalefet adına yaptıkları işlerde aslında ülkemize zarar vermekteler. Kendi ülkesinin kurumlarına kendi vatandaşlarına zarar verme pahasına bir muhalefet anlayışını kabul etmiyoruz. Kafaları 1940-1960'larda kalanları Türkiye görüyor. Değerlendirme kafası yarım yüzyıl geride değil, ileride olan, bu derinlikte vizyon ortaya koyan sivil toplum önderlerinin ön plana çıkması gerekiyor. Bunu başarmamız şart." &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Konuşmaların ardından Erdoğan ve beraberindekiler yapımı tamamlanan İbrahim Dede gemisini suya indirdi. Törenin ardından bir süre tersanede incelemelerde bulunan Erdoğan, daha sonra işçilerle iftar yaptı. &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;CİHAN&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&#13;
14.Eylül.2008 20:50:20
&lt;/p&gt;</description><category>muhalefet, akp, recep tayyip erdoğan, chp, mhp, deniz baykal, siyaset</category><pubDate>14 Sep 08 19:55:53 GMT</pubDate><guid>http://felekmest.mylivepage.com/blog/1378/46155/Ba%C5%9Fbakan%20Erdo%C4%9Fan%27dan%20muhalefet%20%C3%A7%C4%B1k%C4%B1%C5%9F%C4%B1</guid></item><item><title>Haklı çıkayım derken sırlarını döktü</title><link>http://felekmest.mylivepage.com/blog/1074/46151/Hakl%C4%B1%20%C3%A7%C4%B1kay%C4%B1m%20derken%20s%C4%B1rlar%C4%B1n%C4%B1%20d%C3%B6kt%C3%BC%20</link><description>&lt;p&gt;DOĞAN HOLDİNG GAZETELERE KAĞIDI NASIL ALDIKLARINI AÇIKLADILAR&#13;
Haklı çıkayım derken sırlarını döktü &#13;
Başbakan Tayyip Erdoğan ile işadamı Aydın Doğan arasında bir hafta önce başlayan tartışma gazetelerin kağıt fiyatlarına taşındı. &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;img src="http://resim.samanyoluhaber.com//haber/1/1/6/6/9/116694.jpg" border="0" alt="" /&gt;&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&#13;
Yeni Şafak gazetesinde çıkan '60 milyon dolarlık kağıt vurgunu' haberi üzerine Doğan Yayın Holding'e atfen dün grup gazetelerinde yer alan açıklamalarda, kağıdın rakiplere göre daha ucuza mal edildiği öne sürüldü. Hürriyet, Referans, Milliyet, Posta, Radikal ve Vatan gazetelerinde yer alan haberlerde Doğan Yayın Holding'in gazete kağıdını kaç dolardan ithal ettiğine dair rakamlara yer verildi. Aynı haberde grup gazetelerinin dışındaki bazı gazetelerin de kağıt ithalat fiyatlarının da yer alması dikkat çekti. Mukayeseli fiyatların bulunduğu tabloların dipnotunda 'Fatura orijinalinden alınmıştır' ibaresi kullanılırken, faturanın kesildiği şirketin ismi ise belirtilmedi. Ticaret hukuku uzmanları, özellikle halka açık olmayan şirketlerin fatura bilgilerinin bu şekilde açıklanmasının ilgili mevzuattaki 'ticari sır' hükümlerinin ihlali anlamına geldiğini vurguluyor. Aynı kaynaklar, iki taraflı bir ihlalin söz konusu olduğuna dikkat çekerek, "Burada hem kağıdı toptan satan şirketin bilgileri ifşa edilirken, müşterilerin de bilgileri üçüncü şahıslarla paylaşılmıştır. Burada TCK'nın 239'uncu maddesine göre suç işlenmiştir." değerlendirmesinde bulunuyor. &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yeni Şafak Gazetesi, 10 Eylül günü hisseleri borsada işlem gören Doğan Yayın Holding'in İngiltere'de kurduğu tabela şirketlerinden kağıdı, grubun halka açık şirketlerine sattığını tespit ettiğini ve çalışanı dahi olmayan şirketlerin kâr hanesine yazılan 60 milyon doların, borsadaki küçük yatırımcının cebinden çıktığını belirten bir haber yayınladı. Bunun üzerine Doğan Yayın Holding, "İthal kağıdı herkesten ucuza aldık." açıklaması yaptı. Açıklamada şu görüşlere yer verildi: "Hemen hemen bütün kağıt kategorilerinde DYH'nin ithalat maliyeti rakiplerine kıyasla bariz bir şekilde ucuzdur. O kadar ki bazı kağıt kategorilerinde rakiplerin alım fiyatı ile DYH'nin ithalat maliyeti arasında fark ton başına 140 dolara kadar çıkabilmektedir." denildi. Bu kadar ayrıntılı rakamların verildiği öne sürülen haberde fatura sahibi şirketin gizli tutulması, "Bu şirketle grup arasında organik bir bağ mı var?" ya da "Şirketin bilgisi dahilinde mi rakamlar açıklandı?" sorularını gündeme getirdi. Ticaret Kanunu'na göre Borsa'ya açık olmayan bir şirketin bir ürünü kaç liraya aldığının orijinal faturasına dayanarak bilgi verilmesinin yasal olmadığı ifade ediliyor. Bu durum Doğan Yayın Holding kadar, kağıt satan şirket açısından da yasal sorumluluk oluşturuyor. Konunun Rekabet Hukuku'na bakan yönleri de olduğuna dikkat çeken hukukçular, Doğan Grubu'nun başka bir grup ya da kurumla girdiği tartışmada aynı sektörde faaliyet gösteren rakiplerinin bilgilerinin mukayese unsuru olarak kullanılmasının da etik olmadığını belirtiyor. Kağıt anlaşmalarının vade, ödeme şekli ve miktar gibi pek çok değişkene bağlı olarak imzalandığına dikkat çeken bir başka kaynak, "Bu tablolara bakıldığına herkes aynı miktarda kağıdı aynı şartlarda almış gibi görünüyor. Bu tezden hareketle de kağıdı kimin pahalı kimin ucuza aldığı ortaya konulmak istenmiş. Elmalarla armutları karıştırmak diye buna denir." yorumunu yapıyor. &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;SPK: Denetim 5 yıldır yapılıyor &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu arada, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK)'ndan yapılan açıklamada, Doğan Grubu'na yönelik yapılan incelemelerin baskı sonucu yapıldığı iddiaları yalanlanarak, söz konusu denetim çalışmalarının yeni olmadığı, yaklaşık 5 yıldır devam ettiği belirtildi. Açıklamada, 'talimatla inceleme başlatıldığı ve devam eden incelemeler hakkında bazı basın organlarına bilgi sızdırıldığı yönündeki iddiaların tamamen asılsız' olduğu vurgulandı. Açıklamada, şöyle denildi: "Haber ve yorumlara konu olan denetim çalışması kamuoyunda 'vergi cenneti' olarak bilinen off-shore ülkelerde kurulu bazı şirketler üzerinden yapılan kağıt alımları ile ilgili bulunmaktadır. Bu süreçte kurulumuz ile bilgi paylaşımı anlaşması bulunan üç yabancı otoritenin yanı sıra bilgi paylaşımı anlaşması bulunmayan ülkelerin ilgili otoriteleri ile de gerekli anlaşmalar imzalanarak denetim çalışmasında gelinen noktadaki tespitlere ulaşılabilmiştir. Dolayısıyla ulaşılan tespitler ile ilgili olarak muhataplarından bilgi talep edilmesinden sonra yazılarda yer alan bir kısım bilgilerin bazı basın yayın organlarında yer alması kurulumuza isnat edilemez." &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Açıklamada, 'son iki yıl içerisinde aynı grup şirketleri hakkında titizlikle sonuçlandırılan üç denetim çalışması ve verilen izin başvurularının kurulun bağımsızlığının, tarafsızlığının ve talimatla iş yapmadığının örnekleri' olduğu ifade edildi. Açıklamada, "Kanunun verdiği görevleri yerine getiren kurulumuz hakkında asılsız ithamlarda bulunarak kurulumuzu baskı altına alma olarak nitelendirilebilecek ve suç teşkil edecek haber ve yorumlardan kaçınılması ilgililerin sorumluluğundadır. Şartları oluştuğunda yasal yollara başvuru hakkımız da saklı bulunmaktadır." denildi&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;ZAMAN
&lt;/p&gt;</description><category>aydın doğan, recep tayyip erdoğan, akp, adalet ve kalkınma partisi, doğan holding, medya diktatörlüğü, imparatorluğu, ergenekon</category><pubDate>13 Sep 08 18:07:54 GMT</pubDate><guid>http://felekmest.mylivepage.com/blog/1074/46151/Hakl%C4%B1%20%C3%A7%C4%B1kay%C4%B1m%20derken%20s%C4%B1rlar%C4%B1n%C4%B1%20d%C3%B6kt%C3%BC%20</guid></item><item><title>BAŞBAKAN: ''HALKA HİZMET ETMEK İSTEYENLER, HER ZAMAN ENGELLERLE KARŞI KARŞIYADIR''</title><link>http://felekmest.mylivepage.com/blog/1378/46147/BA%C5%9EBAKAN%3A%20%27%27HALKA%20H%C4%B0ZMET%20ETMEK%20%C4%B0STEYENLER%2C%20HER%20ZAMAN%20ENGELLERLE%20KAR%C5%9EI%20KAR%C5%9EIYADIR%27%27</link><description>&lt;p&gt;BAŞBAKAN: &lt;i&gt;HALKA HİZMET ETMEK İSTEYENLER, HER ZAMAN ENGELLERLE KARŞI KARŞIYADIR&lt;/i&gt;&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Erdoğan: Bir gün olsun keyif çatmadık&#13;
Başbakan Erdoğan, &lt;i&gt;halka hizmet etmek isteyenlerin, önceliği halka hizmet olanların her zaman ve her yerde engellerle karşı karşıya olduklarını&lt;/i&gt; söyledi.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Erdoğan, İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı'nda düzenlenen iftar yemeğine, eşi Emine Erdoğan ile katıldı.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yemeğin sonunda bir konuşma yapan Erdoğan, sözlerine, &lt;i&gt;Eyüp'ten Pendik'e, Küçükköy'den Kadıköy'e her semti, her insanı, her sokağı, her mahallesiyle İstanbul'u ve İstanbulluları sevgiyle selamlıyorum&lt;/i&gt; diyerek başladı.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İstanbul'u sevmek ve bunun gereği olarak ona emek vermek ve hizmet etmenin kendileri için en büyük bahtiyarlık olduğunu vurgulayan Erdoğan, gözlerinin ve gönüllerinin her zaman İstanbul'un üzerinde olduğunu ifade etti.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;i&gt;Çünkü İstanbul, vatanımızın, tarihimizin, kültürümüzün, irfanımızın, kısaca medeniyet birikimimizin özüdür, özetidir. Hamdolsun, aldığımız kültür sayesinde toprağımız ve tarihimizle barışık bir siyaset çizgisi üzerinde yürüyoruz. Buradan, İstanbul'dan aldığımız ilham sayesinde yeri geliyor hem Sivaslıyız, hem Siirtliyiz, Halis Ağa'yı gördüm, hem Diyarbakırlıyız, hem Rizeliyiz, hem Vanlıyız, Yozgatlıyız, Manisalıyız, Edirneliyiz vesselam.&lt;/i&gt;&#13;
Burada bütün renklerin çeşitli ahenkler içerisinde, bütün desenlerin uyum içerisinde olduğunu dile getiren Erdoğan, yine buradan, İstanbul'dan aldıkları ilhamla bugün Türkiye'nin her köşesini, her şehrini mamur hale getirmeye, Türkiye'nin temel meselelerini çözmeye çalıştıklarını anlattı.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İSTANBUL, MUHTEŞEM BİR ÖĞRETENDİR&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Erdoğan, Türkiye'nin her şehrinin, her insanının, en az İstanbul kadar barış ve hoşgörü içerisinde yaşamasını istediklerine dikkati çekerek, şöyle devam etti:&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;i&gt;Zira İstanbul, yüreği açık olanlar için, öğrenme kabiliyeti olanlar için esasen muhteşem bir öğretendir. Burada farklı medeniyetlerin sentezini bulur, ötekiyle çatışmadan, kimseye 'öteki' demeden bir arada yaşarsınız. Burada kelimenin tam anlamıyla çokluk içinde birliğin iklimini yaşarsınız. Zira burada hem sizin hukukunuz korunur, hem de siz başkalarının hukukunu korumak zorundasınız. Boğazın iki yakası nasıl aynı beden ve ruh olarak bütünleşmişse, ortasından deniz akan bu şehirden beslenen birlik ruhu nasıl kıtalara yüzyıllar boyu adalet taşımışsa, bugün de, yarın da İstanbul, sevginin, adaletin şehri olmaya devam ediyor, devam edecek. Burada ne Harbiye Fatih ile karşı karşıya gelir, ne Üsküdar yanı başındaki Kadıköy ile. Yüz yıllar değil bin yıllar burada muazzam bir ahenge ulaşmıştır. Salacak Sarayburnu'na nasıl sevgiyle bakarsa, İstanbul aynı sevgi ve muhabbet dersini verir. Bütün şehirlere, bütün insanlara verir.&lt;/i&gt;&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Başbakan Erdoğan, bu büyük şehre hizmet eden, burayı güzelleştiren, ebedi güzelliklerini koruyan yöneticilere de hizmetlerinden dolayı teşekkür etti.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;i&gt;Biz, ilk derslerimizi burada aldık. Diplomalarımızı da burada aldık. Burada, İstanbul'da yoğrulduk. Burada yandık, burada piştik. Burada olduk, hamdolsun. Halka hizmet etmek isteyenler, önceliği halka hizmet olanlar her zaman ve her yerde engellerle karşı karşıyadır. Bu gerçek bir anlamda eşyanın tabiatıdır. Böyle olması da esasen normaldir. Dolayısıyla milletin hukukunu gözetmeye, milletin hakkını korumaya çalışan yöneticilerin, kişisel çıkar kavgası verenlerin ayağına basma ihtimali az da olsa vardır. Kişisel çıkar kavgası verenlerin en çok haz etmeyeceği kişiler ise haksız çıkarlarına engel olan yöneticilerdir. Bizler, feleğin çemberinden geçerek buralara geldik. Bunu ifade etmek durumundayım. Hangi bedelleri ödediğimizi, hangi haksızlıklara maruz kaldığımızı bu millet çok ama çok iyi biliyor.&lt;/i&gt;&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;BİR GÜN OLSUN KEYİF ÇATMADIK&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Başbakan Erdoğan, milletin rızasını alarak, millete layık olmak için kılı kırk yararak, hak ve hakkaniyet ölçülerine azami gayret göstererek geldiklerini ifade ederek, geldikleri yerde de öyle bir gün olsun keyif çatmadıklarını, çatamadıklarını kaydetti.&#13;
Erdoğan, şöyle devam etti:&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;i&gt;Bir gün olsun arkamıza yaslanıp, koltuğun rehavetine, Ankara'nın rehavetine, makam ve mevkinin rehavetine kendimizi bırakmadık. Sağ olsun zaten bırakmadılar da. O fırsatı vermediler bile. Zaten kameralar, fotoğraf makineleri, onlar sürekli çalışıyor. Sizin zaten böyle bir hakkınız yok. Hak onların. Aylarca onlar, orada, rehavet koltuklarında rahatlıkla yatlarıyla her şeyiyle kalabilirler, ama sen kalamazsın. Senin böyle bir hakkın yok. Biz de 'varsın olsun' dedik. 'Olmasın' dedik. 'Yeter ki bu vatan sağ olsun' dedik. 'Her şey Türkiye için' dedik ve yola devam ettik.&lt;/i&gt;&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bulundukları noktada tek dertlerinin Türkiye olduğunu dile getiren Erdoğan, Türkiye'nin muhteşem bir yükseliş trendinde olduğunu söyledi.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Lütfi Kırdar'ın hemen yanında büyük bir çalışma yapıldığını, şu anda gece gündüz demeden orada bütün iş makinelerinin çalıştığını ve iftihar edilecek dev bir kongre merkezine sahip olunacağını anlatan Erdoğan, 2009 yılında burada Dünya Uluslararası IMF Toplantısının yapılacağını belirtti.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Türkiye'nin artık uluslararası bütün organizasyonların ev sahipliğini yapacak hale geldiğini ifade eden Erdoğan, bu hazırlığın da bunun için yapılmakta olduğunu kaydetti.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Aynı anda bini aşan odada ikili görüşmelerin yapılabileceği bir organizasyonun hazırlandığını anlatan Erdoğan, böylece 2010 Avrupa Kültür Başkenti altyapısının da güç ve kuvvet bulmuş olacağını ifade etti.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Hazırlıkların sessiz ve derinden yürütüldüğünü, ramazan davulu çalarak bunu yapmadıklarını dile getiren Erdoğan, işi bitirdikten sonra 'işte yaptık' diyeceklerini söyledi.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Başbakan Erdoğan, dünya üzerinde bölgesinde aleyhine işleyen onca meseleye rağmen Türkiye'nin her anlamda gücüne güç katmakta olduğunu kaydetti.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, siyaset üretemeyenlerin &lt;i&gt;dedikodu&lt;/i&gt;, doğru haber üretemeyenlerin de &lt;i&gt;vicdanları yaralayacak iftiralar&lt;/i&gt; ürettiklerini ifade ederek, &lt;i&gt;Güneşe çamur atanlar, bize kötülük yaparak bu ülkenin imkan ve kaynaklarını heba etmek isteyenler arzularına eremeyeceklerdir&lt;/i&gt; dedi.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Erdoğan, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin iftar yemeğindeki konuşmasında, şu anda İstanbul'un yanı sıra tüm Türkiye'nin şantiye halinde olduğunu, İstanbul'da toplu taşımaya yönelik çalışmaların süratle sürdürüldüğünü kaydetti.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Marmaray'ın 2010-2011'de bitirilmesi için çalışmaların hızla devam ettiğini, ayrıca Marmaray'ın güneyinden lastik tekerlekli araçlar için ikinci tüp geçit ihalesinin yapıldığını ve sahibinin belli olduğunu belirten Erdoğan, şimdi yer tesliminin yapılacağını ve böylece yer altından lastik tekerlekli araçların geçişine de imkan sağlanmış olacağını söyledi.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;3. KÖPRÜ ÇALIŞMASINI YÜRÜTÜYORUZ&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Erdoğan, &lt;i&gt;Yeni bir adım olarak 3. köprü çalışmasını da yürütüyoruz. Aksi takdirde İstanbul ulaşımını geleceğe taşıma noktasında İstanbul'u rahatlatmamız mümkün değil&lt;/i&gt; dedi.&#13;
3. köprüye karşı çıkılmasını eleştiren Başbakan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;i&gt;Bazıları çıkıp televizyonlarda konuşuyor. Konuşuyor da peki şu anda bu sıkıntıyı nasıl aşacağız? Bu noktada verebilecek bir aklın var mı? Onu söyle. Yok. Söylediği tek şey var; '3. köprüye ihtiyaç yok'. Ya bu kafa '1. köprüye de ihtiyaç yok' diyordu. Bunlar '2. köprüye de ihtiyaç yok' diyor. E bunlarla bir yere gidemezsiniz ki. Yapılacak bir şey var mı? Çözümün var mı onu söyle. Söyledikleri hiçbir şey yok. Ve olmaz da. Sadece bunlar 'istemezük' yapı bu. Ama biz mecburuz, sorumluluk mevkisindeyiz, bunları aşacağız. Büyük zorlukların içinden çıkarak zorlukları fırsata dönüştürebilen bir ülke olduğumuzu ispat edeceğiz. Türkiye'nin demokrasiyle, hukukla, kalkınma ile payidar olmasından başka bir muradımız yoktur. Türkiye'nin zaaflarından beslenenler, demokrasinin kırılganlığından yararlanıp milletin emeğini, gücünü, alın terini hortumlayanların yıldızı bizimle barışmadı, ama bu millet bizi hizmetlerimizden dolayı sevdi, takdir etti.&lt;/i&gt;&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;GÜNEŞE ÇAMUR ATANLAR&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;i&gt;Siyaset üretemeyenlerin 'dedikodu', doğru haber üretemeyenlerin de 'vicdanları yaralayacak iftiralar' ürettiklerini&lt;/i&gt; söyleyen Erdoğan, &lt;i&gt;Ama güneşe çamur atanlar, bize kötülük yaparak bu ülkenin imkan ve kaynaklarını heba etmek isteyenler arzularına eremeyeceklerdir. Bizler milletimizin bize gösterdiği bu sevgiyi, bu muhabbeti bugüne kadar karşılıksız bırakmadık, bundan sonra da karşılıksız bırakmayacağız&lt;/i&gt; dedi.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bugün Türkiye'nin Kafkasya krizinden, Orta Doğu krizinden, medeniyetler arası krizden en az etkilenerek, bölgesel barışa, adalete maksimum fayda sağlayan, itibarı bütün dünya nezdinde en yüksek noktaya çıkan bir ülke olduğunu dile getiren Erdoğan, Fransa'nın dönem başkanlığında &lt;i&gt;acaba fasıllar müzakere edilir mi? Hiçbir fasıl görüşülmez&lt;/i&gt; diyenlerin, şimdi masanın üzerine 2, 3, 4, 5, 6 tane faslın müzakere için gelebileceğini konuşmaya başlayınca şaşırdıklarını kaydetti.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;ANA MUHALEFET ANLAYIŞI&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Başbakan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:&#13;
&lt;i&gt;Nasıl oluyor bu? İşte bu ikili diyaloglarla oluyor. Bu münasebetlerin her geçen gün artırılmasıyla oluyor. Biz ötelemiyoruz. Biz dışlamadık, kaçmadık. Tam aksine masada hep oturduk, bulunduk. Bugün Tiflis'te Türkiye'nin sesi yankılanıyor. Bugün Filistin'de, Erivan'da Türkiye'nin barış ve adalet mesajı yankılanıyor. Cumhurbaşkanımız Erivan'a gidiyor. Ana Muhalefet Lideri çıkıp diyor ki 'git bir de orada soykırım anıtına çelenk koy'. Bu ülkenin evladı olup da bu ülkede Ana Muhalefet Lideri olup da kendi Cumhurbaşkanı'na bu denli hakaret edecek seviyeye bir siyasetçi düşebilir mi? Benim de bundan önceki Cumhurbaşkanımızla anlaşamadığım birçok konu vardı, ama bir tek gün çıkıp da Cumhurbaşkanımızın aleyhinde bir ifade kullanmadım. Hele böyle milli bir meselede. Kullanamazdım. Çünkü biz tepede tek görünmek durumundaydık. Bir görünmek durumundaydık, ama bu ne hazımsızlık, anlamak mümkün değil. Böyle bir ana muhalefet anlayışı olur mu? Dünyanın hiçbir gelişmiş ülkesinde böyle bir ana muhalefet anlayışı göremezsiniz. Bu ancak ilkel toplumların siyaset anlayışı içerisinde olur. Bizde de bunun temsilcisi bellidir.&lt;/i&gt;&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;GERİLİM VE KAVGADAN BESLENEN SİYASET POLİTİK GELENEK&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Erdoğan, Bakü'de Türkiye'nin sesi, dostluğu ve kardeşliğinin yankılandığını, Orta Doğu'nun en çözümsüz sorunu karşısında bütün dünya acz içinde iken Türkiye'nin uzanan barış elini herkesin tutmak istediğini ve bütün dünyanın bu siyaseti takdir ettiğini kaydetti.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bakü'de Aliyev'in, &lt;i&gt;Bizim muhalefet hiçbir zaman bize bu tür ifadelerle yaklaşmadı. Biz anlamakta zorlanıyoruz&lt;/i&gt; dediğini dile getiren Erdoğan, Paris, Londra, Washington ve Moskova'nın dünyanın kriz bölgelerinde bulamadığı çözümü Türkiye'den yükselen yüksek iradeyle çözüme kavuşturmanın umudunu taşıdığını ifade etti.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;i&gt;Ne yazık ki Türkiye'nin sevincine ortak olamayan bir muhalefet var. Ne yazık ki bu muhalefetle bizler çekiyoruz. Çekmeye de devam edeceğiz. Sürekli gerilim ve kavgadan beslenen, siyaseti çatışma alanına çekerek milletin birikimini çalıp çırpan bir politik gelenek var Türkiye'de. Büyük zorlukları aştık. İnşallah bu zorlukları da aşacağız. Bu itibarı kimse kendi kişisel çıkarları için gölgeleyemez. Kimse Türkiye'nin siyasi istikrar ve saygınlığına leke süremez. 30-40 yıllık kirli düğümleri çözdüğümüz gibi, asırlık yaralara da neşter atıyoruz. İstiyoruz ki bu milletin başı dik olsun, istiyoruz ki bu devletin başı dik olsun.&lt;/i&gt;&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ideolojik kampanyanın arkasındaki çıkar şebekelerinin bir bir deşifre olduğunu belirterek, &lt;i&gt;Türkiye'nin gücünü kırarak kendi emellerini gerçekleştirmek isteyenlerin çirkin maskeleri artık toplumun tamamı tarafından görülecek duruma geldi&lt;/i&gt; dedi.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İstanbul Büyükşehir Belediyesinin iftar yemeğinde konuşan Erdoğan, Türkiye'de çıkar şebekelerinin, mafyasıyla, çeteleriyle bir bir deşifre olduğunu söyledi.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Erdoğan, &lt;i&gt;Daha da olacak. Türkiye'nin gücünü kırarak kendi emellerini gerçekleştirmek isteyenlerin çirkin maskeleri artık toplumun tamamı tarafından görülecek duruma geldi. Türkiye'yi gerilim alanlarına çekmek isteyenlere asla fırsat vermeyeceğiz. Yeter ki el ele olalım. Yeter ki birlik beraberlik içinde olalım&lt;/i&gt; dedi.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Başbakan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;i&gt;Sesleri çok çıkabilir. Çok gürültü yapabilirler. Türkiye'nin mahallelerini karşı karşıya getirmek isteyebilirler. Türkiye'nin vicdanında ağır yaralar açmak isteyebilirler, ama Türkiye artık manipülasyonla yolundan dönecek, dezenformasyonla istikrardan vazgeçecek bir ülke değildir. Bize düşen, her fırsatta bütün gücümüzü milletin hizmetine sunmaktır. Gelin, bu güzel geleceği hep birlikte hepimizin ortak katkılarıyla inşa edelim. Gelin, bu milletin yüzünü güldürecek adımları hep birlikte atalım. Gelin, hep birlikte birbirimizin gücünü eksiltmek yerine, birbirimize güç verelim ki bu topraklar ilelebet adaletin, hukukun hüküm sürdüğü topraklar olsun.&lt;/i&gt;&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Erdoğan, Türk siyasetinin yapıcı anlayışlara ihtiyacı olduğunu, milletin çözümü imkansızlaştıran değil, çözümü samimiyetle arayan anlayışları görmek istediğini kaydetti.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Cumhuriyetin 100. kuruluş yıl dönümüne adım adım yaklaşılan bu süreçte, Türkiye'nin her gününü bir öncekinden daha ileride tamamlayan bir ülke olarak ilerleyeceğine samimiyetle inandığını ifade eden Erdoğan, &lt;i&gt;Milletimizin gösterdiği istikamet, Türkiye Cumhuriyeti'ni muasır medeniyet seviyesinin ötelerine taşıyacak en doğru istikamettir. Herkes yüzünü samimiyetle o yöne çevirmelidir&lt;/i&gt; dedi.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİNİN YATIRIMLARI&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Başbakan Erdoğan, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin kentte 4.5 yılda toplam 22.5 milyar YTL yatırım yaptığını ve yatırım bütçesinin yüzde 55'ini de ulaşıma ayırdığını belirtti.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Erdoğan, 4,5 yılda 11,5 milyar YTL'lik yatırımın ulaşıma ayrıldığını ifade ederek, 2004 yılından beri 22 kilometre raylı sistemin tamamlandığını, 62 kilometrelik raylı sistem inşaatının devam ettiğini, hedefin raylı sistem uzunluğunu 2010 yılında 196 kilometreye, taşınan yolcu sayısını da 4 milyona çıkarmak olduğunu söyledi.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Büyükşehir Belediyesinin 2012 yılında raylı sistemin ulaşımdaki payını yüzde 45'e, yolcu sayısını da 7 milyona çıkarmayı hedeflediğini belirten Erdoğan, metrobüs hattının ikinci etabının hizmete alındığını, ancak henüz eksikler bulunduğunu kaydetti.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Erdoğan, metrobüsün İstanbul'un trafik sorununa önemli açılımlar getiren bir sistem olduğunu, daha süratli yapıldığını söyledi. Metronun hem maliyetinin yüksek olduğunu hem de daha fazla zaman aldığını dile getiren Erdoğan, bu metodun farklı bir çıkış yöntemi olduğunu ve İstanbul'a da farklı bir hava getirdiğini söyledi.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Başbakan Erdoğan, Avcılar-Zincirlikuyu arasında günde yaklaşık 430 bin yolcu taşındığını, toplam 142 kilometre uzunluğunda 33 adet tünel yol inşa edildiğini, 4.5 yıldaki İSKİ yatırımlarının 4.1 milyar YTL olduğunu, spora da 425 milyon YTL'lik yatırım yapıldığını kaydetti.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İstanbul'un, bütün iller gibi, dönemlerinde tarihte görülmemiş yatırımlarla, hizmetlerle tanıştığını ifade eden Erdoğan, &lt;i&gt;Bugün dünden daha iyi, inşallah yarın bugünden daha iyi olacak. Durmak yok, yola devam. Bütün mesele İstanbul'u şanına yakışır hale getirmek. Bütün meselemiz, Türkiye'yi arzuladığımız aydınlık yarınlara taşımaktır&lt;/i&gt; dedi.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;TOPBAŞ: &lt;i&gt;RAMAZAN SEVGİ, HOŞGÖRÜ AYI&#13;&lt;/i&gt;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş da ramazanın sevgi, hoşgörü ve paylaşma ayı olduğunu, insani duyguların bu ayda ön plana çıktığını belirterek, herkesin ramazanını kutladı.&#13;
Büyükşehir Belediyesinin sosyal devlet anlayışıyla her gün 50 bin İstanbulluya iftar verdiğini, kimsesizlerin kimi olduklarını ifade eden Topbaş, amaçlarının İstanbul'u kentler arası rekabette de öne geçirmek olduğunu söyledi.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İftar yemeğine, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Hayati Yazıcı, İstanbul Valisi Muammer Güler, Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah, İstanbul Müftüsü Mustafa Çağrıcı, AK Parti İstanbul İl Başkanı Aziz Babuşçu, AK Parti İstanbul milletvekilleri, ilçe ve belde belediye başkanları, belediye bürokratları ve iş adamları katıldı.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&#13;
12.Eylül.2008 22:43:26
&lt;/p&gt;</description><category>akp, siyaset, haberler, recep tayyip erdoğan</category><pubDate>12 Sep 08 20:36:08 GMT</pubDate><guid>http://felekmest.mylivepage.com/blog/1378/46147/BA%C5%9EBAKAN%3A%20%27%27HALKA%20H%C4%B0ZMET%20ETMEK%20%C4%B0STEYENLER%2C%20HER%20ZAMAN%20ENGELLERLE%20KAR%C5%9EI%20KAR%C5%9EIYADIR%27%27</guid></item><item><title>FIRAT: ''DEVLETİN SIRTINDAN KİŞİSEL SERVETİNİ ARTIRMAK İSTEYENLERE KAPIMIZ KAPALI''</title><link>http://felekmest.mylivepage.com/forum/1378/1166/FIRAT%3A%20%27%27DEVLET%C4%B0N%20SIRTINDAN%20K%C4%B0%C5%9E%C4%B0SEL%20SERVET%C4%B0N%C4%B0%20ARTIRMAK%20%C4%B0STEYENLERE%20KAPIMIZ%20KAPALI%27%27</link><description>&lt;hr/&gt;&lt;p&gt;FIRAT: &lt;i&gt;DEVLETİN SIRTINDAN KİŞİSEL SERVETİNİ ARTIRMAK İSTEYENLERE KAPIMIZ KAPALI&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&#13;
Fırat: Şantajlara boyun eğmeyeceğiz&lt;br /&gt;&#13;
Dengir Mir Mehmet Fırat, medyacılık adı altında şantajcılık yapılamaz, AK Parti, Aydın Doğan gibilerin şantajlarına boyun eğmeyecektir' dedi.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;img src="http://resim.samanyoluhaber.com//haber/1/1/6/2/7/116275.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Fırat, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, &lt;i&gt;merkezi Almanya'da bulunan bir yardımlaşma derneğiyle ilgili yargılama sürecinin AK Parti ile ilişkilendirilmesine yönelik yayınların, hukuk tanımaz boyutlara ulaştığını&lt;/i&gt; söyledi.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;i&gt;Basın özgürlüğü perdesinin ardından yapılan ve sınır tanımayan saldırıların bağımsız gazetecilik kavramıyla izah edilmesinin mümkün olmadığını&lt;/i&gt; savunan Fırat, şöyle konuştu:&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;i&gt;Eğer mesele habercilik olsaydı, eğer mesele gerçekleri bulup ortaya çıkarmak olsaydı, Aydın Doğan'ın gazetelerinde kendisinin ve siyasetteki işbirlikçilerinin ne işler karıştırdıklarını da görüp okuyabilirdik. Ben, Aydın Doğan medyasında yazılıp çizilmeyen bir kaç haberi hatırlatayım. Bağımsız ve tarafız gazetecilik konusunda mangalda kül bırakmayan sözde tarafsız ve bağımsız Aydın Doğan medyasının görmediği bazı haberlere dikkatinizi çekiyorum. Mal beyanı tartışmasının hatırlarsınız, Sayın Başbakanımız ve eşinin mal beyanı internette açık ve şeffaf olarak yayınladığı halde Deniz Baykal 2 yıldır hala eşinin mal beyanını tam olarak açıklayamadı. Madem tarafsızsın ve yansızsın sorsana, 'neden eksik açıkladın' diye. Sormuyor, soramıyor.&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;i&gt;CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın Antalya'da imar tadilatı görerek trilyonlarca rant sağlanan tarlasını Doğan medyasının haber yapamadığını&lt;/i&gt; iddia eden Fırat, &lt;i&gt;Yoksa şıracı-bozacı ilişkisi yüzünden mi yazamıyorsunuz?&lt;/i&gt; diye konuştu.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Fırat sözlerini şöyle sürdürdü: &lt;i&gt;Başbakan'ın, 'şıracı- bozacı tezgahı kurdular' dediği Aydın Doğan ve Deniz Baykal, birbirlerine şahitlik ederek bunu reddetti. Aydın Doğan, son iftiraları önce Baykal'ın NTV'de gündeme getirdiğini, kendilerinin sadece alıntı yaptıklarını söylemişti. Baykal da, Doğan medyasından almadığını söyleyerek, Aydın Doğan'ın yardımına yetişmiş, ona arka çıkmıştı. Oysa gerçek böyle değil. Baykal NTV'de konuştuğu gün, Milliyet'in manşetinde o iftiralardan biri vardı. Röportajı yapan Murat Akgün de Milliyet'ten alıntı yaparak sormuş, Deniz Baykal da Milliyet'i referans göstererek konuşmuştu. Açın bakın görürsünüz, Deniz Baykal Aydın Doğan'ın yalancısı, Aydın Doğan da Deniz Baykal'ın... Yoksa 'sen beni koru, ben de seni korurum' anlaşması mı var aralarında? Baykal, dün 'Ergenekoncuların avukatıyım' diyordu, şimdi medya patronların avukatlığına soyunuyor. Ancak görebildiğim kadarıyla avukatlıktaki başarısı ana muhalefetteki başarısından daha iyi olmayacaktır.&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat, &lt;i&gt;Tüm medyaya sesleniyorum: Şimdi çıksınlar, Baykal'ın mal varlığından ve Antalya'daki arsasından başlayarak Aydın Doğan'ın gazete kağıdı kaçakçılığı iddialarına kadar uzanan haberlerin de peşine düşsünler&lt;/i&gt; dedi.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Fırat, AK Parti Genel Merkezi'nde düzenlediği basın toplantısında, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ile iş adamı Aydın Doğan'a yönelik eleştirilerde bulundu.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Bir televizyon kanalının günlerdir Aydın Doğan'a bazı sorular yöneltiğini ifade eden Fırat, bu televizyon kanalının, &lt;i&gt;Hürriyet ve Milliyet gazetelerini 'kaçak kağıtla' bastığı, bu yolla milyonlarca dolar haksız kazanç sağladığı ve borsadaki küçük ortaklarını zarara uğrattığı iddiasını&lt;/i&gt; sorduğunu anımsattı.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Fırat, şöyle konuştu: &lt;i&gt;Bu vahim iddialar doğru mu, değil mi? SPK bu konuda inceleme başlattı mı, başlatmadı mı? Bağımsız ve tarafsızlığı kendinden menkul Aydın Doğan medyasında bu iddialar neden haber yapılmıyor? Bırakın haberi, neden bu sorulara cevap verilmiyor? Baykal, neden bu iddiaların peşine düşmüyor?&lt;br /&gt;&#13;&lt;/i&gt;
&lt;br /&gt;&#13;
Sayın Baykal unutmamalıdır ki: &lt;i&gt;suçu ve suçluyu övmek&lt;/i&gt; ve &lt;i&gt;yardım ve yataklık yapmak&lt;/i&gt; da TCK tarafından suç olarak nitelendirilmiştir.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Tüm medyaya sesleniyorum: Şimdi çıksınlar, Baykal'ın mal varlığından ve Antalya'daki arsasından başlayarak Aydın Doğan'ın gazete kağıdı kaçakçılığı iddialarına kadar uzanan haberlerin de peşine düşsünler. O zaman biz de aralarında suç ortaklığı olmadığına inanalım, yansız ve tarafsız medya olduklarına inanalım. Deniz Baykal da işe kendi mal varlığını açıklayarak başlasın, Antalya'daki tarlasına imar rantı sağlandı mı, sağlanmadı mı, onu bir güzel anlatsın. Öyle ya, kendi hesabını veremeyen, başkasından nasıl hesap soracak. Kendi hesabını verdikten sonra da Aydın Doğan'ın kağıt kaçakçılığı haberleri niye bazı gazetelerde yazılmıyor, niye bazı köşe yazılarında sorgulanmıyor, bir sorsun. O zaman biz de Baykal'ın basın özgürlüğünü savunduğuna inanalım. Aksi takdirde şıracı-bozacı olarak kalmaya devam edecekler.&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&#13;&lt;/i&gt;
&lt;br /&gt;&#13;
-&lt;i&gt;BAHÇELİ, ŞIRACI İLE BOZACININ DOLMUŞUNA BİNİYOR&lt;/i&gt;-&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
MHP Genel Devlet Bahçeli'yi de eleştiren Fırat, Bahçeli'yi &lt;i&gt;anlamanın mümkün olmadığını&lt;/i&gt; söyledi.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, &lt;i&gt;aynı iddianamedeki belgelerle iftiralara cevap verdiği halde, Devlet Bahçeli'nin de şıracı ile bozacının dolmuşuna binip bunları yok saydığını, yalanın sürmesine, tezgahın dönmesine yardımcı olduğu&lt;/i&gt; görüşünü savunan Fırat, şöyle devam etti:&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;i&gt;(Aydın Doğan medyası her istediğini yazar, onlara niye tepki gösteriyorsunuz) diyor. Hayır Sayın Bahçeli, yanlış biliyorsunuz. Böyle bir özgürlük tanımı yok. Yasaların ötesinde, medyayı da sınırlandıran ahlaki kurallar var ve olmak zorunda. Siyasetçiler için de bu sınırlar var.&lt;br /&gt;&#13;&lt;/i&gt;
&lt;br /&gt;&#13;
Al gülüm ver gülüm yaparak halkçılık olmaz. Patronlarla paslaşarak milliyetçilik yapılmaz. Halkçılık halkın yanında durmayı, milliyetçilik milletin çıkarlarını korumayı gerektirir.&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&#13;&lt;/i&gt;
&lt;br /&gt;&#13;
-ŞANTAJ-&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;i&gt;Vatan Gazetesi'nin bir yazarının, SPK Başkanı'na şantaj yaptığı&lt;/i&gt; iddiasında bulunan Fırat, &lt;i&gt;Eğer Deniz Baykal ile Aydın Doğan, gerçekten kim kime şantaj yaptı onu arıyorlarsa, alın size şantaj. Vatan gazetesi için Aydın Doğan'ın istediği gibi karar vermezse Kanal 7 ile ilgili ellerindeki dosyayı haber yapacaklarını söylüyor. Tehdit ve şantaj bu değildir de nedir?&lt;/i&gt; dedi.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Fırat, şunları kaydetti: &lt;i&gt;Bir medya patronu düşünün, gazeteleri, mahkemelerde doğruluğu kanıtlanmamış iddialarla patronlarının çıkar ihtilafı yaşadığı Başbakanları, bakanları, belediye başkanlarını ya da bürokratları hedef alacak; Baykal ile Bahçeli de basın özgürlüğü diye buna sahip çıkacak. Ne yazık ki bu tavrı iyi niyetle ve ahlaki sorumlulukla izah etmek mümkün değildir.&lt;br /&gt;&#13;&lt;/i&gt;
&lt;br /&gt;&#13;
Milletimiz bunu görüyor, biliyor. Cumhuriyet savcılarının da görmesini bekliyoruz. Bana göre, Aydın Doğan'ın Vatan gazetesi adına SPK Başkanı'na şantaj yapılması hakkında derhal soruşturma başlatılmalıdır. Kağıt kaçakçılığı iddiaları da mutlaka mali suçlar kapsamında bütün yetkili birimler tarafından incelemeye alınmalıdır. Türkiye'nin gerçekten özgür bir medyaya ihtiyacı var. Ama özgür medya görünümlü bir şantaj makinesine asla ihtiyacı yok. Medya patronlarının ekonomik çıkarlarını korumak ve rant sağlamak için medya kullanılamaz. Asıl basın özgürlüğü bu alanda gereken anlayışın sağlanması ile mümkündür.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Son sözümüz şudur: Kim olursa, kimin olursa olsun, biz AK Parti olarak hiç bir medyanın şantaj ve tehditlerine boyun eğmemekte kararlıyız. Biz, medya terörüne ve tetikçiliğine sonuna kadar karşıyız. Biz cevap hakkına saygı gösterilmesini istiyoruz. Bunun için de hukuk içinde sonuna kadar mücadele edeceğiz. Aydın Doğan medyasının siyasetteki uzantı ve işbirlikçilerinin de bunu böyle bilmesinde fayda var.&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&#13;&lt;/i&gt;
&lt;br /&gt;&#13;
-SORULAR-&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Fırat, &lt;i&gt;Başbakan'ın Bayrampaşa konuşmasındaki üslubu medya-iş dünyası-siyaset ilişkisi açısından bu üslubu nasıl değerlendiği&lt;/i&gt; sorusu üzerine, &lt;i&gt;Benim görebildiğim kadarıyla Sayın Başbakan'ın tutumu aslında Türkiye'de bir hukuk devletinin varlığından yana. Medyanın, dünyanın hiçbir yerinde görülmedik şekilde, rant sağlama vasıtası haline getirilmiş olmasını dile getirmek ve buna karşı çıkmak aslında yabancı sermayenin bir nevi garantisi olacaktır&lt;/i&gt; dedi.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Doğan Medyasından önce, &lt;i&gt;sadece gazetecilik yapan Milliyet, Hürriyet ve Günaydın gazetelerinin sahiplerine bakıldığında, sadece gazetecilik yapan ve halen sevgiyle yad edilen kişilerin hala akıllarda olduğunu&lt;/i&gt; anlatan Fırat, Türkiye'nin kötü bir dönem yaşadığını söyledi.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Devlet ile çıkar ilişkileri ve devlet bankaları ile kredi ilişkileri olan, özelleştirme kapsamı içinde rant kapmaya çalışan belli bir kesimin, sahibi olduğu medyayı &lt;i&gt;bir silah olarak kullanmaya başladığını&lt;/i&gt; ifade eden Fırat, şöyle devam etti:&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;i&gt;Türkiye bu çemberi kırmak durumundadır, şu anda yapılan mücadele bu mücadeledir. O bakımından aslında Sayın Başbakan o gün, 'neden böyle yaptığınızı açıklayın, açıklamadığınız takdirde ben açıklayacağım' demiştir. Tahmin ediyorum ki önümüzdeki hafta siz de merakla bekliyorsunuz, mutlaka bu açıklamalarını yapacaktır. Biz şunu bekliyoruz; Hakikaten özgür bir ortam var ise bu yöntemlerin kullanılmasının altındaki gerçek nedeni açıklarlar. Bir köşe yazarının, SPK Başkanı'nı arayarak bir konunun bir an önce halledilmesini, aksi halde bu dosyanın yayına konulacağını söylemiştir ki bu dosya bugün yayınlanan dosyadır. Ne zaman konuşulmuştur? 3 ay önce.&lt;br /&gt;&#13;&lt;/i&gt;
&lt;br /&gt;&#13;
Peki, özgür bir basının suç unsuru olduğu ve haber unsuru olduğundan emin olduğu bir konuyu 3 ay bekletmesinin ve sonra kullanmasının adı ne olabilir? Takdirlere bırakıyorum.&lt;i&gt; &lt;br /&gt;&#13;&lt;/i&gt;
&lt;br /&gt;&#13;
CİHAN&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
10.Eylül.2008 12:48:27
&lt;/p&gt;</description><category>akp, adalet ve kalkınma partisi, aydın doğan, kavgasi, tekelci medya, kartel medyasi, baskı, sahtekarlık</category><pubDate>10 Sep 08 15:30:13 GMT</pubDate><guid>http://felekmest.mylivepage.com/forum/1378/1166/FIRAT%3A%20%27%27DEVLET%C4%B0N%20SIRTINDAN%20K%C4%B0%C5%9E%C4%B0SEL%20SERVET%C4%B0N%C4%B0%20ARTIRMAK%20%C4%B0STEYENLERE%20KAPIMIZ%20KAPALI%27%27</guid></item><item><title>Erçetin: Başbakan'a şarkı söylemem !</title><link>http://felekmest.mylivepage.com/forum/1378/1135/Er%C3%A7etin%3A%20Ba%C5%9Fbakan%27a%20%C5%9Fark%C4%B1%20s%C3%B6ylemem%20%21</link><description>&lt;hr/&gt;&lt;p&gt;CANDAN ERÇETİN'DEN İLGİNÇ GEREKÇE...&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Erçetin: Başbakan'a şarkı söylemem !&lt;br /&gt;&#13;
AK Partilileri hayal kırıklığına uğratan cevap... Aykut Işıklar yazdı.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Olay yeni değil. Mayıs ayından kalma. Kusura bakmayın yeni duydum. İzmir'deki Balkan Göçmenleri Derneği bir gece düzenler. Geceye Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da davet edilir. Sahne için de sevdikleri Candan Erçetin'e teklif gider. Belki parada indirim yapar diye de 'Çok görkemli bir gece olacak, Başbakanımız da gelecek' denir. İşte o saniye iş bozulur.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
'Ben Başbakan'ın olduğu yerde şarkı söylemem Atatürkçüyüm. AKP benim ilkelerime terstir' yanıtı gelir. Balkan göçmenlerinin gecesine Başbakan geliyor diye gitmeyen bir şarkıcı...&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
BUGÜN&lt;br /&gt;&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/p&gt;</description><category>candan erçetin, sanatçı, atatürkçü, mahalle baskısı, siyaset, akp, başbakab, recep tayyip erdoğan</category><pubDate>28 Aug 08 06:57:04 GMT</pubDate><guid>http://felekmest.mylivepage.com/forum/1378/1135/Er%C3%A7etin%3A%20Ba%C5%9Fbakan%27a%20%C5%9Fark%C4%B1%20s%C3%B6ylemem%20%21</guid></item><item><title>YILIN KAYBEDENİ! İSTİFA ET!!</title><link>http://felekmest.mylivepage.com/forum/1378/1008/YILIN%20KAYBEDEN%C4%B0%21%20%C4%B0ST%C4%B0FA%20ET%21%21%20</link><description>&lt;hr/&gt;&lt;p&gt;YILIN KAYBEDENİ! İSTİFA ET!! &lt;br /&gt;&#13;
    &lt;br /&gt;&#13;
 Anayasa Mahkemesi verdiği kararla İDDİANAME'ni yeterli bulmadı! Sana Google Savcısı dediler! Adaletin onuruyla oynadın! Kaybettin! İstifa Et! &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Yılın kaybedeni Yargıtay Başsavcısı! &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Anayasa Mahkemesi'nin AK Parti hakkkında açılan kapatma davasını 6'ya 5 oyla reddetti. Kapatma için en az 7'ye 4 oy çoğunluğu gerektiği için AK Parti kapatılmadı. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;i&gt;DERRHAL İSTİFA ET' SESLERİNİ DUYAR GİBİYİZ &lt;br /&gt;&#13;&lt;/i&gt;
&lt;br /&gt;&#13;
Yargıtay Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya hazırladığı iddianamede AK Parti'nin 'laiklik karşıtı eylemlerin odağı olduğu için' kapatılmasını istemişti.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Ancak Anayasa Mahkemesi'nin verdiği karar Başsavcı Yalçınkaya'nın iddianamesinin yeterli bulunmadığı şeklinde yorumlanıyor.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Yalçınkaya'nın bu karardan sonra çeşitli çevrelerce istifaya davet edilebileceği şimdiden tahmin ediliyor. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
 &lt;br /&gt;&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/p&gt;</description><category>başsavcı, istifa, akp, kapatma, anayasa mahkemesi</category><pubDate>31 Jul 08 06:13:22 GMT</pubDate><guid>http://felekmest.mylivepage.com/forum/1378/1008/YILIN%20KAYBEDEN%C4%B0%21%20%C4%B0ST%C4%B0FA%20ET%21%21%20</guid></item><item><title>'NEREDE KALMIŞTIK' DİYEREK DEMOKRASİ VE GELİŞME HEDEFİNE DÖNÜK YOLUMUZA DEVAM</title><link>http://felekmest.mylivepage.com/forum/768/1007/%27NEREDE%20KALMI%C5%9ETIK%27%20D%C4%B0YEREK%20DEMOKRAS%C4%B0%20VE%20GEL%C4%B0%C5%9EME%20HEDEF%C4%B0NE%20D%C3%96N%C3%9CK%20YOLUMUZA%20DEVAM</link><description>&lt;hr/&gt;&lt;p&gt;'NEREDE KALMIŞTIK' DİYEREK DEMOKRASİ VE GELİŞME HEDEFİNE DÖNÜK YOLUMUZA DEVAM&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Türkiye bugün daha güçlü, daha istikrarlı&lt;br /&gt;&#13;
Türkiye'nin istikrarından ve gelişmesinden yana olan hem içerideki hem dışarıdaki herkes bir nefes almıştır&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Anayasa Mahkemesi'nin önündeki kapatma kararı istemine adeta "oldu-bitti" diye bakanların duyduğu hayal kırıklığının çapını da, bu arada tabii unutmamak gerekiyor.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Ancak özellikle AK Parti'ye bir "uyarı" niteliği taşıyan Hazine yardımı kesilmesi kararının, başta Başbakan Erdoğan olmak üzere, tüm iktidar kadroları tarafından ciddiye alınması gerekiyor.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
AK Parti'yi kapatmayan yargıçlar, bu kararla, AK Parti'nin bundan sonraki görüntüsü konusunda da bir çeşit "ihtar" vermişlerdir.&lt;br /&gt;&#13;
Dileriz bu gerçeklerin ışığında, Türkiye'deki kamplaşmanın nedenleri arasındaki AK Parti'nin sorumluluğuna düşen alanlarda, daha özenli ve bilinçli davranılır.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Anayasa Mahkemesi'nin kararı, bu yüksek yargı organının da toplumdaki güvenilirliğine katkı sağlamış olmaktadır.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Bazı iddiaların aksine, bu kararla yüksek yargıçların önyargılı ve saplantılı olmadığı da böylece kanıtlanmıştır. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Şimdi artık "Nerede kalmıştık" diyerek demokrasi ve gelişme hedefine dönük yolumuza devam edebiliriz.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Bu yolda refahın yaygınlaştırılması, AB'ye uyum çalışmalarının tamamlanması, iç ve dış barışın kalıcı hale getirilmesi var.&lt;br /&gt;&#13;
Özetle bugünün Türkiye'si, dünün Türkiye'sine göre "Öngörülebilir" ve "İstikrarına güvenilir", demokratik ve laik bir ülke konumundadır.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Şimdi Başbakan Erdoğan'ın, 22 Temmuz seçim gecesi söylediği gibi "Tüm toplumun Başbakanı" olmasını bekliyoruz.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
MEHMET BARLAS- SABAH&lt;br /&gt;&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/p&gt;</description><category>akp, kapatma, kapatılamama, zafer, demokrasininn zaferi</category><pubDate>31 Jul 08 06:08:33 GMT</pubDate><guid>http://felekmest.mylivepage.com/forum/768/1007/%27NEREDE%20KALMI%C5%9ETIK%27%20D%C4%B0YEREK%20DEMOKRAS%C4%B0%20VE%20GEL%C4%B0%C5%9EME%20HEDEF%C4%B0NE%20D%C3%96N%C3%9CK%20YOLUMUZA%20DEVAM</guid></item><item><title>AK Parti'den Baykal'a: Hadi başka kapıya!</title><link>http://felekmest.mylivepage.com/forum/979/915/%20%20AK%20Parti%27den%20Baykal%27a%3A%20Hadi%20ba%C5%9Fka%20kap%C4%B1ya%21%20</link><description>&lt;hr/&gt;&lt;p&gt;AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat, partisi adına yaptığı açıklamada, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın, Ergenekon Operasyonu ile ilgili olarak AK Parti'ye yönelttiği eleştirilere sert bir dille cevap verdi.&lt;br /&gt;&#13;
 &lt;br /&gt;&#13;
&lt;img src="http://www.habervaktim.com/resim/resim24725_2.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;br /&gt;&#13;
&lt;i&gt;Baykal bu durumdan rahatsız&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat, hukuk düzeninin dışına çıkan varsa, neye, kime muhalefet ettiğine bakmaksızın hukukun gereğini yapacağını ifade ederek, &lt;i&gt;Sayın Baykal, bundan rahatsız oluyor, iddiaların üzerine gidilsin, araştırılsın, soruşturulsun istemiyor&lt;/i&gt; dedi.   Fırat, AK Parti Genel Merkezi'nde düzenlediği basın toplantısında, Türkiye'nin önemli bir süreçten geçtiğini vurguladı. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;i&gt;STK'lar değil, mahkeme karar verir&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Bir hukuk düzeninde kimin suçlu, kimin masum olduğuna siyasi partiler ve sivil toplum örgütlerinin değil, ancak mahkemelerin karar verebileceğini ifade eden Fırat, sözlerini şöyle sürdürdü: &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;i&gt;Siz onların avukatı mısınız?&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;i&gt;Gözaltına alınanlar için adil bir yargılama talep edebilirsiniz, bunu anlarız. Buna biz de içtenlikle katılırız. Ancak Sayın Baykal size hatırlatmak isterim ki zanlılar kendilerini savunabilecek imkan ve kabiliyete sahiptirler. Gördüğümüz kadarıyla avukatları da var. Peki siz neden onların avukatlığını yapmak zorunda hissediyorsunuz kendinizi. İşte bunu anlayamıyoruz. Bizim AK Parti olarak tavrımız açık. Suçu mahkeme kararıyla sabit olmadıkça herkes masumdur. Herkesin adil yargılanma hakkı vardır. Devam eden soruşturmada iddianamenin bir an evvel mahkemeye sunulmasını, adaletin en kısa sürede tecelli etmesini, gerçeklerin hukuk önünde ortaya çıkmasını istiyor ve bekliyoruz. Ama siz sırf herkes gibi 'iddianamenin bir an önce tamamlanmasını bekliyoruz' dediği için Sayın Genel Başkanımız ve Başbakanımızı aklı hayale gelmeyecek bir söylemle suçluyorsunuz. &lt;br /&gt;&#13;&lt;/i&gt;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;i&gt;Amacınız suyu bulandırmak: Hadi başka kapıya!&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Sizi anlıyoruz. Suyu bulandırmak, devam eden bir yargı sürecine siyasetin gölgesini düşürmek, hakim ve savcıları baskı altına almak istiyorsunuz. Fakat bir türlü hükümetten ve partimizden amacınıza uygun ve kullanabileceğiniz malzemeler gelmiyor. Provokasyon yapmak için fırsat kolluyorsunuz ama malzeme kıtlığı çekiyorsunuz. Neden sıkıntıya düştüğünüzü anlıyoruz. Onun için söylenenleri eğip bükerek, eklemeler çıkarmalar yaparak, kullanışlı hale getirmeye çalışıyorsunuz ama nafile. Sayın Baykal, boşuna beklemeyin, buradan size iş çıkmaz, size tek sözümüz şudur: Hadi başka kapıya.&lt;i&gt; &lt;br /&gt;&#13;&lt;/i&gt;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;i&gt;Kimseye suç işleme imtiyazı tanınamaz&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Fırat, demokratik muhalefetin demokrasinin &lt;i&gt;olmazsa olmazları&lt;/i&gt; arasında yer aldığını dile getirerek, demokratik hukuk sistemlerinde hükümetlerin nasıl işbaşına gelip, nasıl gideceklerinin de belli olduğuna dikkati çekti. Hiçbir demokraside &lt;i&gt;muhalefet ediyor&lt;/i&gt; diye kimseye suç işleme imtiyazı tanınamayacağını belirten Fırat, demokrasilerde yasa dışı yollarla muhalefetin bulunmadığını ve olamayacağını söyledi. Anayasa ve yasaların muhalefeti de bağladığını ifade eden Fırat, şöyle devam etti: &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;i&gt;Pervasızlık yapıyor&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;i&gt;Hukuk düzeninin dışına çıkan varsa, neye, kime muhalefet ettiğine bakmaksızın hukuk gereğini yapar. Sayın Baykal bundan rahatsız oluyor, iddiaların üzerine gidilsin, araştırılsın, soruşturulsun istemiyor. Hem de bunu hakimleri, savcıları zan altında bırakmaktan, çekinmeden büyük bir pervasızlıkla yapıyor. Hangi amaçla, anlayışla olursa olsun, anayasal demokratik düzene karşı suç işlemeyi mubah göstermekten herkes ama en evvelden sivil toplum örgütleri ve siyasetçiler kaçınmalıdır. Türkiye'ye böyle bir kötülüğü yapmaya da kimsenin hakkı yoktur...Biz AK Parti olarak, adaletin en kısa sürede tecelli etmesini, olayların bütün yönleriyle aydınlatılmasını umuyor ve diliyoruz. Bu hassas sürecin hiçbir şekilde siyasi çekişme konusu haline getirilmemesi için azami özen ve gayreti göstermeye devam edeceğiz.&lt;/i&gt;
&lt;/p&gt;</description><category>akp, ergenekon</category><pubDate>03 Jul 08 16:54:11 GMT</pubDate><guid>http://felekmest.mylivepage.com/forum/979/915/%20%20AK%20Parti%27den%20Baykal%27a%3A%20Hadi%20ba%C5%9Fka%20kap%C4%B1ya%21%20</guid></item><item><title>Kritik gün öncesi 4 saatlik zirve</title><link>http://felekmest.mylivepage.com/forum/979/906/Kritik%20g%C3%BCn%20%C3%B6ncesi%204%20saatlik%20zirve</link><description>&lt;hr/&gt;&lt;p&gt;BAŞBAKAN ERDOĞAN, KURMAYLARIYLA BİR ARAYA GELDİ&lt;br /&gt;&#13;
Kritik gün öncesi 4 saatlik zirve&lt;br /&gt;&#13;
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, parti kurmaylarıyla Başbakanlık Resmi Konut'ta bir araya geldi.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Saat 20:00'de başlayan görüşme, 00:15 sularında bitti. Resmi konuta gelenler arasında partinin hukukçu kurmayları Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, İçişleri Bakanı Beşir Atalay, AK Parti Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ da yer aldı.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Görüşmenin AK Parti kapatma davasında Başsavcı Abdurrahman Yalçınkaya'nın Anayasa Mahkemesi'ne sözlü açıklamalarda bulunacağı 1 Temmuz öncesine gelmesi dikkat çekti. Görüşmenin kapatma davasıyla ilgili olduğu tahmin ediliyor. AK Parti sözlü savunmasını 3 Temmuz tarihinde Anayasa Mahkemesi'ne sunacak.
&lt;/p&gt;</description><category>kritik gün öncesi 4 saatlik zirve, akp, adalet ve kalkınma partisi, başbakan, recep tayyip erdoğan</category><pubDate>01 Jul 08 05:37:22 GMT</pubDate><guid>http://felekmest.mylivepage.com/forum/979/906/Kritik%20g%C3%BCn%20%C3%B6ncesi%204%20saatlik%20zirve</guid></item><item><title>Türkiye'de Yaşananlar Bir Pentagon Darbesidir</title><link>http://felekmest.mylivepage.com/forum/768/811/T%C3%BCrkiye%27de%20Ya%C5%9Fananlar%20Bir%20Pentagon%20Darbesidir%20%20</link><description>&lt;hr/&gt;&lt;p&gt;Türkiye'de Yaşananlar Bir Pentagon Darbesidir  &lt;br /&gt;&#13;
  &lt;br /&gt;&#13;
  &lt;br /&gt;&#13;
Yeni Şafak Dış Politika Yazarı İbrahim Karagül, Türkiye'de yaşanan siyasal gelişme ve krizlerin arkasında ABD'nin bulunduğunu....  &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
17/06/2008 &lt;br /&gt;&#13;
 &lt;br /&gt;&#13;
 &lt;br /&gt;&#13;
 &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Yeni Şafak Dış Politika Yazarı İbrahim Karagül, Türkiye'de yaşanan siyasal gelişme ve krizlerin arkasında ABD'nin bulunduğunu belirterek, büyük bir senaryonun olduğunu ve Türkiye'de çok şeylerin değişeceğini yazdı.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
İbrahim Karagül'ün Ankara'da Pentagon darbesi! başlıklı yazısı&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Cümleler ne kadar tanıdık! İsimler, yöntemler, kullanılan araçlar ne kadar da aynı.. Bölgemizde her büyük operasyondan önce Türkiye'de derin bir iç dizayn çalışması yapılır. Bu yapılırken çoğunlukla aynı kurumlar, aynı kişiler kullanılır, aynı yöntemler tekrar denenir. Yıllardır bilmemize rağmen, defalarca tecrübe etmemize rağmen inanırız, etkileniriz, gaza geliriz, oyuna geliriz ve bu ülkeyi, kendi ülkemizi kendi ellerimizle mahvetmekten çekinmeyiz. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
ABD'nin İran gündemiyle Türkiye'deki iç siyasi kriz birbirine ne kadar bağımlı, fark etmiyor muyuz? İran'a saldırı kampanyasını yürütenlerle Türkiye'de sert ya da yumuşak askeri müdahaleyi provoke edenler aynı güçler. Türkiye ve İran için birbirine paralel, birbirini tamamlayan bir strateji izliyorlar. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Türkiye'de çokça tanınan RAND Corporation, ABD Savunma Bakanlığı'na (Pentagon) bir rapor hazırlamış: “Türkiye'de Siyasal İslam'ın yükselişi…” Doğrudan Türkiye'nin bugünkü iç siyasi krizini içeren, geleceğine ilişkin öngörülerde bulunan 135 sayfalık bir rapor. Türkiye için on yıl içinde gerçekleşebilecek dört senaryo çiziyor: AK Parti'nin AB eğilimli bir yol izlemesi, sinsi İslamlaşma, partinin yargı tarafından kapatılması veya askeri darbe… &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
“Darbe” öncelikle yumuşak enstrümanlarla yapılacak, bütün kartlar tüketildiğinde ise doğrudan müdahaleye sıra gelecek. Şu anki krizin laik-İslamcı çatışması olmaktan ziyade merkez ile çevre arasındaki iktidar mücadelesi olduğunu vurgulayan raporda, yine de bütün iddialar “İslam tehdidi” üzerine kurgulanmış. Aynı kuruluşun daha önce hazırladığı raporlar, yakın çevremizde yüz binlerce insanın ölümüne yol açtı. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Mesela yine RAND tarafından hazırlanan ve bu tarz araştırmalara yılda 100 milyon dolar ayıran muhafazakar Smith Richardson Vakfı'nın finanse ettiği “Sivil Demokratik İslam: Ortaklar, kaynaklar ve stratejiler” 2003 tarihli çalışmaya bakalım: &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
“Anti-emperyalist ve sosyalist düşüncelerinden dolayı laiklere güvenilmez. Fundamentalistlere ve geleneksel Müslümanlara da. Fundamentalist ve gelenekseller arasında oluşabilecek bir yakınlık kesinlikle engellenmeli. Hatta birbirleriyle savaşmaları teşvik edilmeli. ABD ve Avrupa için güven telkin edilenler sadece, kitleleri yönlendirmede Kur'an'ı sınırlandıran modernist Müslümanlardır. Bu grup desteklenmelidir. “ &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Bu cümleler o rapordan… Bir iç çatışma senaryosu olarak hazırlanmış. Belli oranda da uygulandı. RAND, çalışmayı hazırlamadan önce Pentagon'a aynı konuda bir brifing vermişti. Müslümanlar kategorilere ayrılıyor derin ve uzun süreli bir iç çatışmalar zinciri öngörülüyordu. Senaryo şöyleydi: &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
1- Önce modernist ve laik Müslümanları destekle. 2- Geleneksel Müslümanları fundamentalistlere karşı destekle. 3- Fundamentalistlerle savaş. 4- Seçici bir şekilde laikleri destekle. 5- Batılı İslam tezini destekle. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Aynı kuruluş, 15 Aralık 2004'te “U.S.Strategy in the Muslim World After 9/11” başlıklı 567 sayfalık başka bir rapor hazırladı. Bir önceki çalışmayı hazırlayan isimlerin imzasıyla. ABD Hava Kuvvetleri tarafından sipariş edilen çalışma tam bir kaos senaryosuydu. Bu sefer tez Müslüman entelektüeller, akademisyenler, kanaat önderleri ve sivil toplum örgütleri üzerine kurulmuştu. İki ana tez vardı: 1- Şii-Sünni ayrımı, 2- Arap-Arap olmayan ayrımı. İslam dünyası için derin bir çözülme, ayrıştırma, fraklılaştırma ve çatıştırma öngörüyor/du. Belli oranda uygulandı, uygulanıyor. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Çalışmalar, büyük oranda Pentagon, Dışişleri ve CIA'nın ihtiyaçları için hazırlanıyor, bu kurumlar tarafından finanse ediliyor. Bu son derece normal bir şey. Ama nasıl uygulandıklarını hiç izlemiyoruz. Dikkatle izlendiğinde birçok şeyin söz konusu senaryolara göre şekillendiği fark edilecektir. Yine dikkatle izlendiğinde, sadece tartışmakla yetindiğimiz bu “proje”lerin bizlere ne ağır bedeller ödettiğini anlamaktan yoksunuz. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
İran'a saldırı için ABD'yi tahrik eden İsrail adına kamuoyu oluşturan isimlere bakın. Gazetelerde ve televizyonlarda İsrail aşırı sağı adına inanılmaz iddialarla gündemde yerlerini koruyorlar. Middle East Forum adlı taşeron kuruluş üzerinden Batı'yı ve dünyayı “bir büyük tehdit”e karşı harekete geçiriyorlar. Daniel Pipes gibi hayatını İslam'la savaşa adamış, entelektüel pazarda at koşturan bir Mossad mensubu, Michael Rubin gibi yine İsrail istihbaratına çalışan bir neocon ırkçı ve daha onlarca isim, bu coğrafyayı kana bulayacak senaryoların tetikçileri olarak çalışıyor. Onlara kalsa Türkiye dahil her Müslüman ülkeyi iç savaşlara sürükleyecekler. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
İran'a karşı kampanyayı yürüten güçler ve tetikçileriyle AK Parti'nin tasfiyesi için üç yıldır kampanya yürüten güçler ve tetikçilerinin aynı olması size bir şey ifade etmiyor mu? Aynı güçlerin bugünlerde “uzman müsveddeleri”ni gece gündüz çalıştırmaları sizde bir endişeye neden olmuyor mu? Üç ihtimal var ortada: &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
1- Tasfiye edilmekle tehdit edilen AK Parti'yi hem İslam'la arasına mesafe koymaya zorlamak hem de İran ihalesine razı etmek. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
2- “Siyasal İslam tırmanışta” paranoyası ile merkez iktidarı ellerinde tutanları AK Parti üze-rine saldırtıp çıkacak iç çatışmada onları yanlarına çekmek. Böylece hem iktidar değişimi hem de İran'a karşı etkin bir müttefik bulmak. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
3- “İslamcı tehdit” paranoyası yayarak, bu çevrelerin İran'la ittifak yapacağı hezeyanlarını ortaya atarak kamuoyunu İran korkusuna karşı hizaya sokmak… &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Bir büyük senaryo var önümüzde ve bu Türkiye'de çok şey değiştirecek…Neden “Ankara'da Pentagon Darbesi” dediğim ortada!&lt;br /&gt;&#13;
 &lt;br /&gt;&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/p&gt;</description><category>pentagon, abd, darbe, dış güçler, kuklalar, akp, kapatma, anayasa mahkemesi</category><pubDate>17 Jun 08 19:32:32 GMT</pubDate><guid>http://felekmest.mylivepage.com/forum/768/811/T%C3%BCrkiye%27de%20Ya%C5%9Fananlar%20Bir%20Pentagon%20Darbesidir%20%20</guid></item><item><title>Cumhurbaşkanımız Abdullah  Gül'den Mahkeme'ye veto gibi tavır</title><link>http://felekmest.mylivepage.com/blog/1074/36551/%20%20%20%20%20Cumhurba%C5%9Fkan%C4%B1m%C4%B1z%20Abdullah%20%20G%C3%BCl%27den%20Mahkeme%27ye%20veto%20gibi%20tav%C4%B1r</link><description>&lt;p&gt;CUMHURBAŞKANIMIZ GÜL YARGILANMAYI REDDETTİ&#13;
Gül'den Mahkeme'ye veto gibi tavır&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&#13;
&lt;img src="http://resim.samanyoluhaber.com//haber/1/0/5/5/5/105551.jpg" border="0" alt="" /&gt;&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&#13;
AK Parti aleyhindeki davaya dahil edilmesini ve hakkındaki parti yasağı talebini Anayasa'ya aykırı bulan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül savunma yapmayacak.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Taraf Gazetesi'nin haberine göre Cumhurbaşkanı'nın "vatana ihanet" dışında bir iddiayla suçlanamayacağı kuralından hareket eden Gül, Anayasa Mahkemesi'nde savunma yapmamaya karar verdi.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu karar, öncelikle Yargıtay Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya'nın AK Parti aleyhindeki davasına Cumhurbaşkanı Gül'ü dahil etmesinin, ardından da Anayasa Mahkemesi'nin davayı Gül yönünden de kabul etmesinin "Anayasa'nın ihlali" anlamına geldiği görüşüne dayanıyor.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Çankaya Köşkü yetkililerine göre, "Cumhurbaşkanı Gül, kapatma davasıyla yaratılan bu hukuksuzluğun parçası olmamak için savunma yapmayı reddediyor."&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Cumhurbaşkanı'nın savunma yapmama kararını ve gerekçelerini Tarafa anlatan iki Çankaya Köşkü yetkilisi de, Gül'ün yargılanmasına ilişkin kararın "Anayasa'ya aykırı" olduğunu, Gül'ün savunma yaparak "Cumhurbaşkanlığı makamını Anayasa'ya ayları bir süreç içine sokmak istemediğini" vurguladılar.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Gül'ün hukukçu kurmaylarıyla geçen hafta sonu Çankaya'da bir toplantı yapıp savunmasına ilişkin yönlendirici bilgi ve belgeleri AK Parti'ye gönderdiği yönündeki haberler de bu kaynaklarca yalanlandı.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Köşk'ün hukuk işlerinden sorumlu bir yetkilisi, "Cumhurbaşkanı'ndan partiye talimat gitmedi" dedi.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Aynı kaynak, Gül'ün dışişleri bakanlığı dönemindeki hak ve özgürlüklerin genişletilmesinden yana bir konuşmasını suç unsuru sayan iddianamenin "hukuki bir zemin üzerine oturmadığını" ve bu durumun Cumhurbaşkanı'nın savunma yapmaktan imtina etmesinin diğer bir gerekçesi olduğunu açıkladı.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;AK Parti'nin üç ana klasörde topladığı savunma metninde Cumhurbaşkanı Gül'le ilgili bir bölüm yok.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Böylece, dava sürecinde, Gül aleyhindeki iddiaların yanıtlandığı tek yer, AK Parti'nin 30 Nisan 20Û8'de, Yargıtay Başsavcısı'nın iddianamesine karşı Anayasa Mahkemesi'ne sunduğu ön cevaplarla sınırlı kalacak.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Söz konusu metnin 68 ile 74. sayfalan arasındaki "Tarafsız Cumhurbaşkanı siyasi parti davasına dahil edilemez" başlıklı bölümde, iddianamenin Gül hakkındaki kısmının Anayasa'ya aykırılığı üzerinde durulmuş; ayrıca Cumhurbaşkanı'mn dışişleri bakanlığı görevi sırasındaki beyan ve genelgeleri nedeniyle suçlanmasının yasalara uygun olmadığı vurgulanmıştı.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;AK Parti aleyhindeki davanın Abdullah Gül yönünden kabulü Anayasa Mahkemesi'ni bölmüş; karar Haşim Kılıç, Sacit Adalı, Serdar Özgüldür ve Serruh Kaleli'nin karşı oylarına rağmen dörde karşı yedi oyla alınmıştı.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Karara katılmayan üyelerin tezi, "Anayasa'nın 105. maddesine göre, Cumhurbaşkanı'nın resen imzaladığı kararlar ve emirler aleyhine Anayasa Mahkemesi dahil yargıya başvurulamayacağı, Cumhurbaşkanı'nın daha önceki sözlerinden dolayı bir partinin sorumlu tutulmasının da Anayasa'nın 104. ve 105. maddelerine aykırı olduğu" yönündeydi.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Karara muhalif üyeler, "Devletin başı olan bir kişinin sözleriyle bir partinin kapatılmasına neden olduğunu söylemek Cumhurbaşkanının sorumsuzluk ilkesine uymaz" diyerek iddianamedeki sorumluluk kabulünün Anayasa'nın 101. maddesine aykırı olduğuna da işaret etmişlerdi. &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&#13;
17.Haziran.2008 11:12:08&#13;
 samanyoluhaber.com
&lt;/p&gt;</description><category>cumhurbaşkanı, abdullah gül, dava, kapatma, veto, onur, gurur, Şeref, akp, adalet ve kalkınma partisi</category><pubDate>17 Jun 08 18:32:17 GMT</pubDate><guid>http://felekmest.mylivepage.com/blog/1074/36551/%20%20%20%20%20Cumhurba%C5%9Fkan%C4%B1m%C4%B1z%20Abdullah%20%20G%C3%BCl%27den%20Mahkeme%27ye%20veto%20gibi%20tav%C4%B1r</guid></item><item><title>Edip Akbayram'dan PKK'ya evet AK Parti'ye hayır !</title><link>http://felekmest.mylivepage.com/forum/1378/793/Edip%20Akbayram%27dan%20PKK%27ya%20evet%20AK%20Parti%27ye%20hay%C4%B1r%20%21</link><description>&lt;hr/&gt;&lt;p&gt;BELEDİYENİN AK PARTİLİ OLDUĞUNU ÖĞRENDİ, KONSERİ İPTAL ETTİ&lt;br /&gt;&#13;
PKK'ya evet AK Parti'ye hayır !&lt;br /&gt;&#13;
Edip Akbayram, Zonguldak'ın Ereğli ilçesinde sahne alacağı açıklanan konserini belediye AK Partili diye iptal etti.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Zonguldak'ın Ereğli İlçesi'nde, 18 Haziran'da düzenlenecek Çilek Festivali'nde sahne alacağı daha önce açıklanan Edip Akbayram'ın, belediyenin AK Partili olduğu gerekçesiyle konserini iptal ettiği öğrenildi. AK Partili Ereğli Belediye Başkanı Murat Sesli, "Sanatçının partisi olmaz. Bunu kendisine yakıştıramadık" dedi.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Ereğli Belediyesi, Ereğli'nin kurtuluşunun yıldönümü olan 18 Haziran'daki 'Çilek Festivali' için Gülşen ve Edip Akbayram ile anlaştı. Menaceriyle yapılan görüşme sonunda Edip Akbayram, festivalde sahneye çıkmayı kabul etti. Ancak ünlü sanatçının bugün konseri iptal ettiği öğrenildi. Edip Akbayram, yerel gazetelere yaptığı açıklamada; "Yüreği Atatürk sevgisiyle çarpan, aydınlık Ereğli halkını kucaklıyorum. AKP'li hiçbir etkinliğe katılmadığım için gelemiyorum. Beni hoşgörsünler" dedi.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Bir hafta önce Edip Akbayram'ın menajeriyle yapılan görüşme sonucunda anlaşma sağlandığını belirten Başkan Sesli, sanatçının AK Partili hiçbir belediyenin etkinliğine katılmadığını bilmediğini söyledi. Sanatçının bu davranışına anlam veremediğini söyleyen Sesli şöyle konuştu;&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
"Sevgi, dostluk, evrensellik, kadeşlikten bahsediyoruz. Ancak şu duruma bakın. Sanatçının partisi olmaz. Nasıl belediye başkanının partisi yoksa, sanatçının da partisi yoktur. AK Parti, Ereğli'de yüzde 41 oy almıştır. Ereğli'nin tamamı AK Partili değildir. Burada sadece AK Partililer yaşamıyor. Konseri bütün Ereğli halkı izleyecek. Bunu yadırgıyorum. Böyle birşey olmaması lazımdı."&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
18 Haziran'ın ayrıca Ereğli'nin kurtuluş günü olduğunu da vurgulayan Başkan Sesli şöyle devam etti;&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
"Ereğli'de, Kurtuluş Savaşı'nın ilk deniz savaşı yapıldı. Kurtuluş Savaşı'nda burada insanlar mücadele ettiler. Böyle bir günde sahneye çıkmak istememesini yadırgadık. Böyle bir şey olabilir mi? Ben AK Partiliyim. Ben partimden gurur duyuyorum. Ben Başbakanımdan gurur duyuyorum. Bu insanları, ülkeyi bölmek gibi bir şeydir. Biz Sezen Aksu'yu getirtiyoruz, İbrahim Tatlıses'i getirtiyoruz. Ama Edip Akbayram gelmiyor. Biz üzülmüyoruz. Ereğli'de sahneye çıkmak isteyen yüzlerce sanatçı var."&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Belediye AK Partili olduğu için konserini iptal eden Edip Akbayram'ın geçtiğimiz yıl verdiği bir konserde "Biji Serok Apo, Biji Öcalan" (Apo Çok Yaşa) sloganları atan kitleler, ellerinde bölücü örgüt PKK'nın sözde bayrakları ile coşmuştu. Ayrıca konserde teröristbaşı Abdullah Öcalan'ın posterleri de elden ele dolaşmıştı.&lt;br /&gt;&#13;
12.Haziran.2008 17:57:20&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/p&gt;</description><category>edip akbayram, sahte sanatçılar, sanatçının gerçek yüzü, din düşmanlığı, siyaset, akp</category><pubDate>12 Jun 08 15:33:55 GMT</pubDate><guid>http://felekmest.mylivepage.com/forum/1378/793/Edip%20Akbayram%27dan%20PKK%27ya%20evet%20AK%20Parti%27ye%20hay%C4%B1r%20%21</guid></item><item><title>NE OLACAK ŞİMDİ ?</title><link>http://felekmest.mylivepage.com/forum/768/780/%20NE%20OLACAK%20%C5%9E%C4%B0MD%C4%B0%20%3F</link><description>&lt;hr/&gt;&lt;p&gt;  Sayın Başbakan bugünkü konuşmasıyla maalesef giderek eski siyaset esnafına benzemeye başladı.Ne yapardı demirel ve benzerleri çok konuşurlar,&lt;br /&gt;&#13;
güzel konuşurlar.Fakat gerçekte fiiliyatta hiçbir şey yapmazlardı.&lt;br /&gt;&#13;
 Recep Tayyip Erdoğan çok güzel konuşuyor.Ancak, sağ kesimin klasik&lt;br /&gt;&#13;
devlet ( derin ) ten marazi bir şekilde merhamet bekleme ; hiç bir zaman&lt;br /&gt;&#13;
kendi lehinde çıkmamış kararların kesin çıkacağını bekleme şeklindeki&lt;br /&gt;&#13;
düşünsel hastalığıyla konuşuyor.&lt;br /&gt;&#13;
  Ak parti anayasa değişikliğini yapmayacak .Anayasa mahkemesi, Ak Parti'yi tam olarak kapatacak.Recep Tayyip Erdoğan,bir şekilde tekrar bağımsız milletvekili adayı olacak.Fakat halkın hukunu korumayıp, mazlum&lt;br /&gt;&#13;
mağdur oyununa girdikleri için seçilmeye yeter oyu alamayacak.Ak Parti&lt;br /&gt;&#13;
devamındaki partinin de bu şekilde halk desteğinin kalmadığı ortaya çıkacak.Bu durumun ortaya çıkmasıyla eskiden kendisini candan destekleyen&lt;br /&gt;&#13;
medyanın  desteğini gerçekte zaten kaybetmiş olduğu gibi Aydın Doğan&lt;br /&gt;&#13;
ve diğer derin medyanın yoğun bir saldırısıyla hükümet ( Akp devamı olan )&lt;br /&gt;&#13;
erken seçime gitmek zorunda kalacak.Yapılacak seçimde de meclis dışı kalacaktır.Siyasi partilerin önümüzdeki birkaç yıllık durumu bu olacak.&lt;br /&gt;&#13;
  Şimdi gelelim sosyal ve genel siyasi geleceğe.Müslümanlar  siyasi ve demokratik haklarının demokratik yollarla verilmediğini gördükten sonra radikal eğilimler güç kazanacak ; demokratik eğilimler güç kaybedecektir.&lt;br /&gt;&#13;
Bu radikal eğilimler bu sefer Akp ,Sp gibi partilerin tabanlarınca da &lt;br /&gt;&#13;
makul çizgiye çekilemeyecektir.Hatta bu ve benzeri tabanlardan radikalizme &lt;br /&gt;&#13;
doğru artan bir ivmeyle kayış başlayacaktır.Bu durum karşısında akil &lt;br /&gt;&#13;
adamların sorunun çözümü yönünde hareket edeceklerini zannedenler ,&lt;br /&gt;&#13;
çıkacaktır.Fakat bunlar yanılacaktır.Ne o akil adamlar ne de ABD ve AB&lt;br /&gt;&#13;
bu sorunun çözümü yönünde adım atmayacaklardır.Tam tersine bunları &lt;br /&gt;&#13;
önlemek için yeni yeni gayri nizami harp merkezleri kuracak .Silah zoruyla &lt;br /&gt;&#13;
bu olayları önleyebileceklerini zannedeceklerdir.Ancak, bu yöndeki olaylar&lt;br /&gt;&#13;
günden güne artarak ülkeyi tam bir bilinmezliğe sürükleycektir.&lt;br /&gt;&#13;
 Ayrılıkçı bölücü hareketlere gelirsek.Doğu ve güneydoğuda &lt;i&gt;kahramanlık&lt;/i&gt;ından dolayı AKP  ye verilen destek yok olacak.Bu insanların&lt;br /&gt;&#13;
bir kısmı radikalizme bir kısmı da bölücü teröre destek olmaya yönelecektir.Doğu ve güneydoğudan hergün bir feryat bir ah işitilmeye başlayacaktır.&lt;br /&gt;&#13;
 Ülke bu halde devam ederken bazı eksik kafalar ancak askeri bir darbenin&lt;br /&gt;&#13;
ülkeyi bu kargaşa ortamından kurtarabileceğini ileri süreceklerdir.Bu durum karşısında askeri bürokrasinin en tepesinde bulunanlar, aşırı radikal&lt;br /&gt;&#13;
laikçi eğilimlere sahiplerse darbe yapmaya çalışacaklardır.Fakat bu darbe&lt;br /&gt;&#13;
teşebbüsü ordu içinde savaşa ve doğu güneydoğuda çok kanlı olaylara isyanlara sebebiyet verecektir.Eğer o tarihte ordunun başında bulunan laik&lt;br /&gt;&#13;
generaller aşırı radikal laikçi eğilimlere sahip değillerse , halkın darbeyi istemediği yerde biz darbe yapmayız ve yapamayız diyerek perde &lt;br /&gt;&#13;
gerisinden laikçi kesime destek vermeye devam edeceklerdir.&lt;br /&gt;&#13;
  Final: Sonuçta ne olacak.Onu da bu bahsettiğim olayların olduğunu görün&lt;br /&gt;&#13;
ondan sonra yazacağım.&lt;br /&gt;&#13;
      Felekmest&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
   &lt;br /&gt;&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/p&gt;</description><category>ne olacak şimdi, siyaset, gelecek, siyasi geleceğimiz, akp, ak parti, adalet ve kalkınma partisi, demokrasi, radikalizm</category><pubDate>10 Jun 08 10:41:00 GMT</pubDate><guid>http://felekmest.mylivepage.com/forum/768/780/%20NE%20OLACAK%20%C5%9E%C4%B0MD%C4%B0%20%3F</guid></item><item><title>AKP'den Sürpriz Öneri   09/06/2008 ( 16:03 )</title><link>http://felekmest.mylivepage.com/forum/1378/772/%20AKP%27den%20S%C3%BCrpriz%20%C3%96neri%20%20%2009%2F06%2F2008%20%28%2016%3A03%20%29</link><description>&lt;hr/&gt;&lt;p&gt;Anayasa Mahkemesi'nin üniversitelerde türban serbestisinin yürütmesini durdurmasına AK Parti'den sürpriz bir öneri geldi. TBMM Adalet Komisyonu Başkanı AKP'li Ahmet İyimaya, Anayasa Mahkemesi'nin türban konusunda verdiği kararla yetkilerini aştığını ve Anayasa'yı ihlal ettiğini belirterek radikal bir teklif sundu.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
İyimaya, Anayasa Mahkemesi kararlarının askıya alınması önerisinde bulundu.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
CHP ise bu teklife yanıt vererek teklifi sert bir dille eleştirdi.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
İşte İyimaya'nın öneri taslağı:&lt;br /&gt;&#13;
Taslağa göre, TBMM, üye tam sayısının en az üçte birinin yazılı teklifi ve beşte üçünün gizli oyu ile Anayasa Mahkemesinin iptal ve itiraz davalarına ilişkin kararları ile yürürlüğü durdurma kararlarını askıya alabilecek.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Askıya almak için, Anayasa Mahkemesi kararının Anayasaya açıkça aykırı olması, dürüst yorum ilkeleri ile bağdaştırılamaması, temel normun birden fazla anlam içermesi yahut kararda kanun yada Anayasa koyucu gibi davranılmış olması hallerinden birinin gerçekleşmesi şart olacak.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Milletvekillerinin özlük hakları ile Anayasanın ikinci kısmının ikinci ve dördüncü bölümlerinde ve usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmalarda yer alan temel hak ve hürriyetlerin geliştirilmesine ilişkin Anayasa Mahkemesi kararları askıya alınamayacak.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Askıya alma teklifinin, Anayasa Mahkemesi kararının yayımını izleyen 10 gün içinde TBMM'ye verilmiş olması ve en geç 3 ay içinde sonuçlandırılması gerekecek.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Askıya alma teklifinin sonuçlandırılmasına ilişkin TBMM kararları, Resmi Gazetede yayınlanacak.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Askıya alma kararı, Anayasa Mahkemesi kararını bütün hüküm ve sonuçları ile ortadan kaldıracak.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Mahkeme kararında denetlenmiş olan kanun ve kanun hükmünde kararname, hiçbir işlem gerekmeksizin, yürürlüğünü sürdürecek.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Askıya alma kararının üzerinden 5 yıl geçmedikçe, Anayasa Mahkemesi aynı kuralı yeniden denetleyemeyecek.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Anayasa Mahkemesi kararları, Resmi Gazetede yayımından itibaren 10 gün geçmedikçe yürürlüğe giremeyecek. Süresinde verilen askıya alma teklifinin 3 ay içinde sonuçlandırılmaması yahut reddi halinde Anayasa Mahkemesi kararı derhal yürürlüğe girecek.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Anayasa Mahkemesi kararları yasama ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacak.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
AK Parti'li İyimaya, konuyla ilgili yazılı açıklamasında da Anayasa Mahkemesinin anayasa değişikliklerini esastan iptal etmesi kararının, Türkiye'de var olan Anayasa Mahkemesi krizini bütün boyutları ile somut şeklide görünür kıldığını savundu. Anayasanın TBMM'ye tanıdığı, “Tali kurucu iktidar yetkisi”nin, Yüksek Mahkemenin bu kararı ile pratik olarak sona erdiğini ileri süren Ahmet İyimaya, şunları kaydetti:&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
“Krizin asli muhatabı, iktidarı ve muhalefeti ile siyaset kurumudur. Siyaset kurumunun ortak bir refleks geliştirmesi, suçlayıcı demeçlerle yetinmemesi; demokratik ve anayasal sorumluluğunun kaçınılmaz gereğidir.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Tanımlanan görev tarifleri içinde egemenlik (yasama-yargı) çatışması, kabul edilebilir ve makul bir durum olarak nitelenemez.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Aynı anayasa ve adalet vatanında yaşayan sorumlu bir kişi olarak, çözüm yolunda geliştirdiğim bir öneriyi, 'Askıya alıcı veto'yu kamuoyu ile paylaşıyorum.”&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt; * *&lt;br /&gt;&#13;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;br /&gt;&#13;
CHP Grup Başkanvekili Hakkı Suha Okay, AK Parti Ankara Milletvekili ve TBMM Adalet Komisyonu Başkanı Ahmet İyimaya'nın, Anayasa Mahkemesi kararlarının askıya alınması önerisini, "İyimaya, sağ eliyle sol kulağını, başının üzerinden göstereceğine, doğrudan 'Anayasa Mahkemesi kuralları uygulanmaz, mahkeme lağvedilmiştir' diye bir teklifte bulunursa, belki sorunu çok daha kolay aşar" diye değerlendirdi.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Parlamentoda gazeteciler ile sohbet toplantısında Okay, AK Parti Ankara Milletvekili ve TBMM Adalet Komisyonu Başkanı Ahmet İyimaya'nın, Anayasa Mahkemesinin kararlarının askıya alınması önerisine ilişkin değerlendirmede bulundu.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Türkiye gündemini yeniden karıştıracak, yeni tartışmalar açacak, gerilim yaratacak bu tür önermelerle Türkiye'nin meşgul edildiğini savunan Okay, sözlerini şöyle sürdürdü: "Ya bu Anayasayı içimize sindireceğiz ya sindirmeyeceğiz. Herkes bu Anayasaya sadakat yemini ettiğine göre, bu Anayasa içinde çözüm önerisinde bulunması lazım. Türkiye'de, yoğun bir şekilde böylesine ham projelerle gündem dolduruluyor ve bunlar tartışılıyor.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Bu öneri, hukuk devletini, kuvvetler ayrılığını ortadan kaldırmaya yönelik, yargı üzerinde, yasamanın tahakkümünü oluşturacak bir öneridir. AKP'li değerli siyaset adamları, ülke gündemini böylesine altı boş, kimi tartışmalarla doldurmak istiyorlar. Türkiye'nin gerçek gündeminin konuşulmasını önlüyorlar." şeklinde konuştu.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
HABERALEMİ
&lt;/p&gt;</description><category>akp, başörtüsü, kapatma, anayasa mahkemesi, yetki aşımı, demokrasi, siyasete saldiri, işgal, Ülkenin işgali</category><pubDate>09 Jun 08 14:01:42 GMT</pubDate><guid>http://felekmest.mylivepage.com/forum/1378/772/%20AKP%27den%20S%C3%BCrpriz%20%C3%96neri%20%20%2009%2F06%2F2008%20%28%2016%3A03%20%29</guid></item><item><title>Karargâhtaki gizli toplantılarda bunlar konuşuldu: ASKER-REKTOR KUMPASI</title><link>http://felekmest.mylivepage.com/forum/1378/771/%20Kararg%C3%A2htaki%20gizli%20toplant%C4%B1larda%20bunlar%20konu%C5%9Fuldu%3A%20ASKER-REKTOR%20KUMPASI</link><description>&lt;hr/&gt;&lt;p&gt;Karargâhtaki gizli toplantılarda bunlar konuşuldu: ASKER-REKTOR KUMPASI&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Ordunun siyaset merkezi gibi faaliyet gösteren Cumhuriyet Çalışma Grubu’nun üniversite rektörleriyle yakın işbirliği, merkez sağa lider aramaktan öğretim üyelerini fişlemeye uzanıyor. Asker-rektör işbirliğine “28 Şubat’a devam” arzusu egemen. 15 rektörün, 2003’te dönemin Jandarma Genel Komutanı Eruygur ile yaptığı toplantının tutanaklarında, “devletin alt kademelerinin 28 Şubat’ın önemini kavramadığı” şikayeti var. Taraf’ın elindeki belgelere göre, rektörler Eruygur’la, ordunun öğretim üyelerini fişlemesini, “sivil” toplumu harekete geçirmesini, idari yargıya ve ilköğretim okullarına müdahale etmesini de görüşmüşler. Eruygur’un rektörlerle toplantısında, “Asker’in merkez sağa lider olabilecek kişilerle temasa geçmesi gerektiği, iktidar alternatifi ortaya çıkaracak bir parçalanma için baskı ve korku gerektiği” de kayda geçirilmiş &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Taraf’ın dün varlığını açıkladığı Jandarma İstihbarat Dairesi’ne bağlı “Cumhuriyet Çalışma Grubu”, toplumun geniş kesimleriyle siyaseti ve ‘sivil’ toplumu yönlendirme amacıyla iletişim içinde bulunuyor. Bu kesimlerden biri de üniversite rektörleri. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
GİZLİ RAPOR • Taraf, bugün 19 Eylül 2003 tarihinde 15 rektörün dönemin Jandarma Genel Komutanı Şener Eruygur’u ziyaret ederek yaptıkları görüşmede alınan kararları açıklıyor. &lt;br /&gt;&#13;
Taraf’a bir Genelkurmay yetkilisi tarafından ulaştırılan resmi CD ve belgelerde bu ziyaret “Gizli” kapak yazısıyla sunulmuş. “İstihbarat Başkanlığı Aşırı Sağ Faaliyetler Şube Müdürlüğü” tarafından rapor haline getirilen görüşmenin başlığı “19 Eylül 2003 tarihinde rektörlerle yapılan toplantıda görüşülen konular.”&lt;br /&gt;&#13;
 &lt;br /&gt;&#13;
24 MADDE GÖRÜŞÜLMÜŞ • Toplam beş sayfadan oluşan ve 24 maddeden oluşan görüşmeyle ilgili raporda; rektörler ve Eruygur arasında irtica tehlikesinden, ‘2004 yerel seçimlerine kadar AKP’nin sıkıştırılması’ gibi pek çok konunun konuşulduğu ve çeşitli kararlar alındığı dikkat çekiyor. &lt;br /&gt;&#13;
Aşağıda bu 24 Maddeden en dikkat çekici olanlar yer alıyor. &lt;br /&gt;&#13;
 &lt;br /&gt;&#13;
“REKTÖRLER KUBİLAY OLMAYA HAZIR” • İşte Jandarma içinde faaliliyet gösteren Cumhuriyet Çalışma Grubu bünyesinde dönemin Jandarma Genel Komutanı Şener Eruygur ve 15 rektör arasında “19 Eylül 2003 tarihinde gerçekleşen görüşmenin 24 maddeden oluşan tutanaklarından bazı bölümler: &lt;br /&gt;&#13;
 &lt;br /&gt;&#13;
• 28 ŞUBAT İZLEMEYE DÖNÜŞTÜ: “Devlet yapılanmasında, 28 ŞUBAT süreciyle başlatılan İRTİCA ile mücadeledeki İCRAAT döneminin yerini tekrar İZLEME/GÖZLEM dönemine bıraktığı, ADALET (İdari Yargı dahil) ve EMNİYET Teşkilatı’nda irticaî yapılanmanın yoğunluk kazandığı, devletin alt kademelerinin 28 ŞUBAT’ın anlam ve önemini tam olarak kavrayamadığı ...”&lt;br /&gt;&#13;
 &lt;br /&gt;&#13;
• ASKER-ÜNİVERSİTE İŞBİRLİĞİ: “İrticaî odakların, kısa vadede etkilerinin minimize edilebilmesi için Asker, Üniversite ve Sivil Toplum Kuruluşları’nın güç birliği yapmasının şart olduğu ve süratle bunun yönteminin bulunması, sivil inisiyatifin güçlendirilmesi ve mevcut yönetim üzerinde baskının arttırılmasının gerektiği, halihazırda Sivil Toplum Kuruluşları’nın ortada görülmediği ...”&lt;br /&gt;&#13;
 &lt;br /&gt;&#13;
• PROTOKOL SORUNU: “Mücadelede rektörlere destek verilmesi gerektiği, protokol sırasındaki yerlerinin değiştirilmesi sonrasında, özellikle büyük yerlerde törenlere vekillerini göndermek zorunda kaldıkları, bu durumun da yanlış anlaşılmalara sebebiyet verebildiği ...”&lt;br /&gt;&#13;
 &lt;br /&gt;&#13;
• REKTÖRLERİN BİRLİĞİ TEHLİKEDE: “Bazı rektörlerin gizlice Milli Eğitim Bakanlığı’ndan kadro aldıkları, M. Ali Şahin imzasıyla YÖK’e gönderilen yazıda, Hükümet tarafından üniversitelere 3.200 kadro verileceği, bu miktarın üniversitelere paylaştırılarak bildirilmesinin istendiği, ancak verilecek kadronun paylaştırılması ve işleme konmasının mevzuat gereğince YÖK’ün yetkilerine girdiği, bu nedenle kabul edilemez olduğu cevabının verildiği, bunun üzerine Maliye Bakanlığı’nın YÖK’ü atlayıp üniversitelere direkt yazdığı, öğretim üyesi sıkıntısı çeken veya kendi yandaşı olan bazı rektörlerin bunu kabul edebileceği, bu durumda da birlik ve beraberliğin bozulabileceği ...”&lt;br /&gt;&#13;
 &lt;br /&gt;&#13;
• AMAÇ KAOS: “53 Devlet Üniversitesi’nin kadro ve bütçe açısından kıskaç altında tutulduğu, bunun maksadının öğretim kadrosu ve öğrenciyi kışkırtıp kaos ve çatışma ortamı yaratmak olduğu ...”&lt;br /&gt;&#13;
 &lt;br /&gt;&#13;
• MİNİK İRTİCACILAR: “İrticanın tam anlamıyla önlenebilmesi için, eğitim sistemine, özellikle ilköğretim okullarına hakim olmak gerektiği, minik irticacıların kafalarının bu seviyedeyken değiştirilmesinin gerektiği, ilköğretim müdürlerinin seçiminin rektör seçiminden daha önemli olduğu ...” &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
• KUBİLAY OLMAYA HAZIR: “Rektörlerden 15-20’sinin “Kubilay” olmaya hazır olduğu, içlerinde mevzî değiştireceklerin de olduğu, toplumda müttefik bulmak ve müttefiklerin birbirini desteklemesi zorunluluğunun olduğu, CHP’nin de bu kapsama alınması gerektiği, müttefik olabilmenin asgari müştereklerinin Laik Demokratik Sosyal Hukuk devleti ve ATATÜRK ilke ve devrimleri olduğu, 25 Ekim 2003’te öğretim üyelerinin cüppeleriyle ANITKABİR’e yürüyecekleri ...”&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
• TRT’YE DİKKAT: “Hükümetin, Cumhuriyet’in 80’inci yıl kutlamaları için kendi görüşlerine uygun hazırlık içinde olduğu, bu kapsamda TRT’nin ‘80 Yılın En İyi Din Adamları’ programı hazırladığı ...”&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
• MİT’TEN RAPOR GELMİYOR: “Üniversite Öğretim Üyeleri içinde irticaî düşünce yapısına sahip olanlar hakkında MİT, Emniyet ve Jandarma’dan hiçbir rapor ve bilgi gelmediği, bu nedenle bunlar hakkında uzaklaştırma işleminin yapılamadığı, bu kapsamda İnönü Üniversitesi’nde 150, 9 Eylül Üniversitesi’nde 142 öğretim üyesinin olduğu, ancak cezai işlem yapılmadığı ...” &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
• KAYIT İÇİN TÜRBAN AÇMA: “İSTANBUL Üniversitesi’nde kayıt yaptırmaya gelen türbanlı öğrencilerin kayıtlarının yapılmadığı, kayda gelen 14.000 öğrenci içindeki 170 Türbanlı öğrencinin kayıt için başlarını açtıkları, ancak öğretim döneminde başlarını açmayacaklarını ifade ettikleri ...”&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
• İMAM HATİPTE TÜRBANLI ARTIŞI: “İmam Hatip Liselerinde türbanlı öğrenci miktarının arttığı, bazı yerlerde derslere de türbanlı girildiği ...” &lt;br /&gt;&#13;
 &lt;br /&gt;&#13;
• VALİLERİN CUMA NAMAZI: “Valilerin çizgilerinde, iktidar değişikliği sonrası bariz farklılıklar görüldüğü, Malatya Valisinin 12 yaşından küçük çocukların (Minik irticacı) Kur’an kurslarına gidişine göz yumduğu, bazı Valilerin Cuma namazlarına AKP İl Başkanlarıyla birlikte gitmeye başladıkları (Edirne) ...”&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
• YURT SORUNU: “Mevcut iktidar tarafından, Kredi Yurtlar Kurumu’nun üniversite kampüslerindeki yurtları üniversitelere devretmek istediği, ancak üniversitelerin almak istemediği şeklinde bir gerekçenin ileri sürüldüğü, bunun üzerine Cumhurbaşkanı tarafından Devlet Denetleme Kurulu marifetiyle yaptırıldığı ...” &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
• İRTİCACILARIN ELİNDEKİ YÖNETİM: “Kredi Yurtlar Kurumu’na 800 trilyon TL. aktarıldığı, halihazırda 16 milyon (14 milyon üniversite, 2 milyon lise) öğrencinin mevcut olduğu, kurumun yönetiminin irticaî görüşlere yakın kişilerin elinde olduğu, her öğretim yılı başlangıcında doluluk oranı yüzde 100’e ulaşırken, 2-3 ay sonra aynı görüşü benimsemeyen öğrencilerin ayrılmasıyla bu oranın yüzde 70 seviyesine indiği, ancak yönetimin bu durumu kabullenmediği ...”&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
• İRTİCACI ÖZEL YURTLAR: “Üniversite kampüsleri ve çevresindeki özel yurtların çoğunluğunun irticaî grupların elinde olduğu, örneğin BORNOVA’daki 11 yurttan 10’unun, GÖZTEPE’deki 30 yurttan 26’sının, SAMSUN’daki 33 yurttan 26’sının bu durumda olduğu, kız öğrencilerin yurtlarda tek tip kıyafetle dolaştığı, üniversite girişlerinde üstlerini çıkarttıkları ...”&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
• FİŞLENEN YİBO’LAR: “YİBO ve PİO’lar bünyesinde 250.000 öğrenci olduğu, bu okullarda öğrencilerin İslam sentezcisi ve bölücü fikirlerle yetiştirildikleri, bu okullarda görevli müdür ve öğretmenlerin büyük bölümünün kontrolden çıktığı ve rahat hareket etmeye başladıkları, BATMAN YİBO müdürünün Hizbullahçı olduğu, AKÇABAĞ YİBO Müdürü Mustafa SELÇUK ve PÖTÜRGE YİBO Müdürünün Türkiye Cumhuriyeti’nin temel niteliklerine gönülden bağlı ve Atatürkçü Düşünce Sistemi’ne sahip olmaları nedeniyle görevden alındıkları ...”&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
• POLİSLERE PSİKOLOJİK EĞİTİM: “Polis Meslek Yüksek Okulları ve Akademisindeki eğitim öğretimin büyük önem taşıdığı, bu okulların yöneticilerinin Psikolojik eğitimden geçirilmeleri gerektiği ...”&lt;br /&gt;&#13;
 &lt;br /&gt;&#13;
MGK’YI KALDIRAN HERŞEYİ YAPAR • Cumhuriyet Çalışma Grubu’nun raporunda Milli Güvenlik Kurulu’nun yapısındaki değişiklikten duyulan rahatsızlık dile getiriliyor:&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
MGK’DAKİ DEĞİŞİKLİK • “Hükümetin Milli Güvenlik Kurulu’nun yapısı ile ilgili yaptığı düzenlemenin Anadolu’daki bürokratlar üzerinde ‘Askere bunu yapanlar her şeyi yaparlar’ şeklinde havanın oluşmasına neden olduğu, bu durumun dalga dalga bürokratları etkilediği ve yandaşlarına moral verdiği ...”&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
GENELKURMAY AÇIKLAMA YAPMALI • “Genelkurmay Başkanı’nın, sokaktaki insanın anlayacağı tarzda, hükümetin yaptığı bu değişikliklere rağmen Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Türkiye Cumhuriyeti’nin temel niteliklerini koruyacağını ve yoluna devam edeceğini açıklaması gerektiği ...”&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
JANDARMA DEVREYE • “Daha kötüye gidişin önüne geçebilmesi için; Kuran kursu, rektör seçimi, idari yargı hizmetleri, ilköğretim okulları gibi konularda Jandarma’nın yasalardan kaynaklı görev, yetki ve sorumluluklarını tam olarak yerine getirmesi gerektiği ...”&lt;br /&gt;&#13;
 &lt;br /&gt;&#13;
‘YEREL SEÇİMLERE KADAR AKP’Yİ BİTİRELİM’ • Cumhuriyet Çalışma Grubu, 2004’teki yerel seçimlere kadar Ak Parti’yle mücadelenin sonuçlanmasını bekliyor ve parti içinde ortaya çıkabilecek kliklere dikkat çekiyor.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
AK PARTİ’DE RAHATSIZLIK • “Mücadelenin yerel seçimlere kadar bitirilmesi gerektiği, AKP içinde Milli Görüşçülerin ağırlığı nedeniyle bazı huzursuzlukların olduğu, AKP MALATYA Milletvekili Süleyman SARIBAŞ tarafından; Milli Görüşçülerin parti içindeki egemenliğine karşı özellikle A.GÜL, Bülent ARINÇ grubunun rahatsızlık duyduğu, karşı çıkanlara 15-20 milletvekilinin öncülük ettiği, kendilerini destekleyenlerin sayısının 200 civarında olduğu, 11 EKİM’deki kongrede Başbakan’ın Milli Görüş tabanına dayanmaya devam etmesi durumunda parti içi çözülmenin yaşanacağı, Parti Meclisi ve Bakanlar Kurulunda değişiklik olabileceğinin ifade edildiği ...”&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
MERKEZ SAĞIN LİDERİ • “Merkez sağda lider olabilecek kişilerle temasa geçilmesi ve bunun Asker tarafından yapılmasının gerektiği, Yüksek Seçim Kurulu (YSK) kararından sonra yeni bir iktidar alternatifinin (DYP+CHP+AKP’den kopanlar) ortaya çıkabileceği, parçalanma için baskı ve korku gerektiği ...”&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
( Taraf/MEHMET BARANSU ) - 08.06.2008
&lt;/p&gt;</description><category>karargah, akp, adalet ve kalkınma partisi, taraf gazetesi, rektörler, asker-rektör işbirliği, asker-rektör kumpası</category><pubDate>08 Jun 08 16:01:14 GMT</pubDate><guid>http://felekmest.mylivepage.com/forum/1378/771/%20Kararg%C3%A2htaki%20gizli%20toplant%C4%B1larda%20bunlar%20konu%C5%9Fuldu%3A%20ASKER-REKTOR%20KUMPASI</guid></item><item><title>AKP'den ilk açıklama!</title><link>http://felekmest.mylivepage.com/forum/979/767/%20%20%20%20AKP%27den%20ilk%20a%C3%A7%C4%B1klama%21</link><description>&lt;hr/&gt;&lt;p&gt;  AKP'den ilk açıklama!&lt;br /&gt;&#13;
   &lt;br /&gt;&#13;
	Gözler salı gününde! İşte AK Parti'nin değerlendirmesi! AK Parti MYK toplantısıyla ardından Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat açıklama yaptı.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
     &lt;img src="http://www.habervakti.com/resimler/siyasiler/dengirmirmehmetfirat1.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;br /&gt;&#13;
   &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;i&gt;KARARI ANAYASA İHLALİ OLARAK DEĞERLENDİRİYORUZ&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Açıklamadan satır başları&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
- Anayasa Mahkemesi kararı etraflı şekilde ele alınmıştır. Bu karar demokratik sistem ve tüm kavramlar açısından tartışılmaktadır. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
- Kararın daha önce bir örneği yok.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
- Anayasa Mahkemesi'nin kararı Yasama'nın yetkisine müdahaledir. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
- Anayasa Mahkemesi'ne giden kanun 411 milletvekili ile Yüce Meclis'ce kabul edilmiştir. Bu itibarla Yasama yetkisi ve Anayasa Mahkemesi'nin uygulaması dikkatle değerlendirilmelidir.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
- Karar, Kuvvetler Ayrılığı ilkesine aykırıdır.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
- Bütün partilere görev ve sorumluluk düşmektedir.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
- Gerekçeli kararın en kısa sürede açıklanmasını bekliyoruz.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
- Başbakan Erdoğan salı günü grup toplantısında kararı değerlendirecek.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Gazetecilerin sorularına geçildi&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
- Başörtüsü kararı kapatma davasından bağımsız değerlendirilmesi&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
- Kararı Anayasa ihlali olarak değerlendiriyoruz&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
AK Parti Genel Merkezi'nde Genel Başkan ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında gerçekleşen toplantı yaklaşık 5 saat 40 dakika sürdü.
&lt;/p&gt;</description><category>ak parti, akp, başörtüsüne zulüm, başörtüsünün yasaklanmasi, akp den açiklama, demokrasi, yetki aşımı, sözde demokrasi</category><pubDate>07 Jun 08 06:27:44 GMT</pubDate><guid>http://felekmest.mylivepage.com/forum/979/767/%20%20%20%20AKP%27den%20ilk%20a%C3%A7%C4%B1klama%21</guid></item></channel></rss>
